SON DAKİKA :
Site İçi Arama :
Olay Birinci Sayfa
Anket
Hava Durumu
Olay Trend
Yeniyıla ‘senfonik’ karşılama... Dışarda ‘serseri’ bir kar atıştırıyordu.
Bu havada, bu soğukta, kim gider ki, hem de klasik müzik konserine diye düşünerek girdik, Fethiye Kültür Merkezi’ne.
Ve fakat o da ne, içerisi ‘Teksas tribünü’ gibi. Yani mahşeri bir kalabalık.
Yerlerine oturanlar şöyle düşünüyordu büyük ihtimalle:
Bursa’da senfoni orkestrasının bulunması, ne büyük bir ayrıcalık!
Ayrıcalık çünkü, bu senfoni orkestrasını, böyle bir repertuvarla bir daha böyle izlemek, en azından bir yıl süreyle, neredeyse olanaksız...
‘Yeni Yıl Özel Konseri’ adı verilmiş olan program, klasik opera şarkıları ile başladı.
Kulak dolgunluğumuz olan, bizim de solistlerle mırıldanabildiğimiz...
La Dona e Mobile’, ‘La Traviata’ hele de Pavarotti’den (ve tabii Domingo ve Carreras’tan da) aşina olduğumuz ‘O Sole Mio’...
Sonra alkışlarla katılıp coştuğumuz ‘Kalinka...’
Bu şarkıları seslendiren üç solist de Göksay Yaran, Medine Tuganova ve Beliz Aclan, ‘müzik insanlığın en büyük buluşu galiba’ dedirtecek kadar harikaydılar...
Derken birşeyler oldu, orkestra tarz değiştirdi... Bu yeni ‘janr’ ile artık daha popüler, daha bildik bir müzik icra edilmeye başlandı. Film müzikleriydi bunlar.
Gençliğimizde izlediğimiz ve dinlediğimiz, hala kulaklarımızda çınlayan şarkılar...
‘Flash Dance’ söylenirken Irene Cara oradaydı sanki, en azından biz öyle hissettik.
Ve tabi ‘Benim İçin Ağlama Arjantin’ şarkısı sırasında solist Beliz Aclan değildi de, Madonna’ydı sanki, Evita Peron rolünde.
Şarkılar söylenirken, film görüntüleri de yansıtıldı perdeye.
Muhteşem bir görsel şölen oldu konser, bu haliyle.
Ve, ‘Frank Sinatra’nın Türkiye şubesi’Tuncay Kayış aldı sazı eline. (Saz dediğim trombon!)
Bir ‘My Way’ attırdı, olağanüstü. Akabinde Louis Armstrong olayına girdi, ‘What a Wonderful World’u öyle bir çığırdı ki, gırtlak ayniyle vakiydi. Arada ‘talk-show’ yaptı. ‘İkinci Dünya Savaşı’nda tarumar olan, yakılan yıkılan Almanya’da, yapılan ilk binanın konser salonu olduğunu’ anlattı. Döndü geldi yine Sinatra oldu:
‘New York, New York’
Hep beraber söyledik, yeminle...
Olay koptu gitti. Yazının başında demiştim, senfoni orkestrasını bir daha böyle bulamazsınız diye. Yerlerde balonlar, parmak şıklatan kemancılar, klasik tarzdan küt diye ‘pop’a, ‘caz’a geçen çalgılar... Hatta, solist Tuncay Kayış’la, şef Burak Tüzün’ün ‘çak çak’ yaptığını bile gördü bu gözler, çoşkudan ve bazen de ödül olarak balon patlatıldığını da.
Öyle eğlendik, öyle eğlendik ki sormayın...
Final, yılbaşlarının ‘milli’ şarkısı ‘Jingle Bells’le yapılırken, seyircilerin arasından Uludağ Üniversitesi Konservatuarı’nın gelecekteki virtüözleri çıktılar ve sahneyi doldurdular.
Ortalık iyiden iyiye bayram yerine döndü.
Öyle bir bayram ki, ‘bunlar bizi sahneye çağırsa çağırsa bir kez çağırır’ hesabıyla sadece bir şarkı çalışmış orkestra, ikinci, üçüncü, saymadım belki de dördüncü ‘bis’te, resmen düştü ofsayite!..
Hal böyle olunca, senfoni orkestrasından ‘istek’ bile yapıldı, normal bence!
Üçüncüye söylüyorum, bir senfoni orkestrasını başka bir yerde, başka bir zaman diliminde asla ve kat’a göremezsiniz bu halde.
Emeği geçen herkesi, birinci keman Sanem Aytüre Kıroğlu’ndan, ‘dahi’ potansiyelli ‘PAF’ trompet Sercan Kerpiççiler’e kadar, ciğerden kutluyorum.
Bir kişinin bile pişman olduğunu sanmıyorum, bu konsere geldiğine.
Böyle ‘damar’ repertuvarlar, seyircilerin olayın içine çekildiği böylesi harika konserler devam ettiği sürece. Daha çok övgüler yazılır haklarında, bu tip köşelerde.
 
 
 
Kick boks komedisi!..
Boksu hiç sevmem. Spor olarak kabul etmem.
Kick-boks, normal bokstan da beter. Tekme, diz Allah ne verdiyse giriyorlar birbirlerine!
Fox TV’de kick-boks maçları yayınlanıyordu, geçen gün gecenin bir vakti.
Sözüm ona ‘Dünya Karması ile Türkiye Karması’ arasında turnuva düzenlenmiş.
İlk 5 maçta erkekler karşılaşmış. Son iki maçta da kızlar.
Ve son maça kadar durum 4-2 Dünya Karması lehinde.
Bu kadar lakırdıyı ‘son maçı’ anlatabilmek için yazdım.
Bizim kız çıktı ringe. İstatistikleri verildi ekrandan.
8 maç yapmış, 6 galibiyet, 2 mağlubiyet şeklinde.
Ve rakibi Bulgar kızın istatistikleri:
Sıfır maç, sıfır galibiyet, sıfır mağlubiyet.
Evet, yanlış okumadınız!
Gariban henüz ilk maçına çıkıyor, profesyonel hayatında!
Soru şu tabii tam da bu aşamada:
- Henüz hiçbir başarısı olmayan, başarısı ne, deneyimi bile bulunmayan, bütün istatistikleri sıfır olan bu garibanı kim seçti acaba Dünya karmasına!..
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Olay Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
28-12-2008