1. YAZARLAR

  2. Muhammet Fatih Şahin

  3. AK Parti'deki değişim
Muhammet Fatih Şahin

Muhammet Fatih Şahin

Yazarın Tüm Yazıları >

AK Parti'deki değişim

A+A-

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sık sık dile getirdiği AK Parti kadrolarındaki değişim toplumda bir heyecan oluşturmaya başladı. Ancak planlanan revizyonun ne ölçüde olacağı, istenen beklentiyi karşılayıp karşılamayacağı hâlâ bilinmiyor.
 

Türkiye siyaseti 2002’de AK Parti ile yeni bir soluk kazanmıştı. Eskiyen yüzler bir kenara atılmış heyecanlı bir kadro ile yola devam edilmişti.
 

AK Parti işbaşına gelirken iktidar gücünden yararlanmamıştı. Arkasında güçlü sermaye merkezleri yoktu. Ancak doğru yolda olduğuna inanmış birçok dava adamına sahipti. Milyonlarca kişiye kapı kapı dolaşan etkin bir teşkilatı vardı. Yıllar boyu kendisini sahipsiz hisseden sessiz yığınların sesi vardı. Bu güçle büyük bir değişim yaşandı ve ülkedeki idareyi tek başına ele aldı.


Artık devir değişti. AK Parti kenarda duran bir parti değil. Siyaset arenasında doğrudan ringin ortasında bulunan, meseleleri bizzat çözme gücüne ulaşan, istediği gündemi rahatlıkla oluşturabilen bir parti konumuna yükseldi. Eskiden yaşanan bütün meseleler AK Parti gibi değişim isteyen kadrolara puan kazandırırken şimdi puan kaybettirmeye başladı.


Türk toplumu her daim değişim ve heyecan istiyor. O yüzden sürekli olarak bir sonraki seçimler devamlı yazılıyor, çiziliyor. Çünkü insanları mutlu eden umuttur. Eldeki durum kötü bile olsa bir gün iyi olacağına dair inancın olması insanımızın mutlu olmasını sağlar. Türkiye’de de bütün iş sahaları bizzat siyasetin etkisi altında olduğu için siyasilerin bu denli popüler olması kaçınılmaz oluyor.


Cumhurbaşkanı Erdoğan bir şeyi net olarak gördü. 2019 seçimlerinde toplum tekrardan bir değişim istiyor. Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. AK Parti uzun yıllar ülkedeki idareyi tek başına ele aldığı için toplumda tekrardan köklü bir değişim arzusu oluşmaya başladı. Bu değişimi AK Parti kendi içerisinde yapmayı başarabilirse milletin desteğini önceki seçimlerde olduğu gibi arkasında görecektir. Ancak yapamadığı takdirde millet değişimi kendi elleriyle gerçekleştirecektir.


7 Haziran seçimleri AK Parti için ciddi bir uyarı oldu. Milletin kırgınlıkları giderilmeye çalışıldı ve parti 1 kasım seçimlerinde tekrar %50 bandına oturdu. 15 Temmuz’dan sonra yapılan anketlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı tekrardan Cumhurbaşkanı olarak görmek ister misiniz sorusuna %70 destek geliyordu. Ancak aradan kısa bir süre geçtikten sonra Erdoğan’ın yıllardır hayalini kurduğu anayasa referandumu %51 ile kabul gördü. Bu seçim AK Parti’nin ciddi bir riskle karşı karşıya olduğunu gösteren ikinci seçim olmuştu. Artık ziller daha tehlikeli çalıyordu. Çünkü yüzde 1 oy kaybı demek AK Parti’nin bütün gücünü yitirmesi anlamına gelecekti.


Cumhurbaşkanı Erdoğan siyasete gençlik kollarından başladığı ve kadın kollarının gücü ile belediye başkanı seçildiği için teşkilatın önemini çok iyi biliyor. Hele hele iktidar partisinin teşkilatı çok daha önemli görülüyor. Çünkü il ve ilçe başkanları şehirlerdeki vali ve kaymakamla eş tutuluyor. Bir şehirdeki ilçe başkanı ve belediye başkanı o şehirdeki insanlar için bakanlardan bile daha önemli konumdadır. Çünkü şehirdeki meselelerle bu insanlar ilgileniyor. Millet bu insanlar ile yaşamaya başlıyor. Bu insanların yaptıkları hatalı davranışlar da doğrudan AK Parti’nin kurumsal kimliğine zarar veriyor. AK Parti gücün merkezinde olduğu için başkan adaylarının atanmasından önce nasıl bir karaktere sahip olduğunu görmekte zorlanıyor. Muhalefet partileri burada daha avantajlı konumdalar. Güzel netice verir diyerek işbaşına getirilen insanların güce ve paraya sahip olduktan sonra eskileri mumla arattığı maalesef birçok örnek mevcut…


​AK Parti’de değişim olacaksa bu değişim millet temelli bir değişim olmalıdır. Eğer milletvekilleri ve şehrin yerel yöneticilerine bu değişim bırakılacaksa toplum arzu ettiği yenilenmeyi bulamaz ve sandıkta gereğini yapar. Tüm Türkiye’deki değişim herkesin görüşüne başvurulduktan sonra milletin ve bu işten beklentisi olmayan dar bir ekibin tasarrufuyla gerçekleşmesi gerekir. Aksi takdirde kişisel menfaatler, güç devşirme hırsı devreye girer ve hiçbir netice elde edilemez.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.