1. YAZARLAR

  2. İhsan Aydın

  3. Bağımlılığı özendiren dile akademik eleştiri
İhsan Aydın

İhsan Aydın

Yazarın Tüm Yazıları >

Bağımlılığı özendiren dile akademik eleştiri

A+A-

Hemen hepimiz, abartılmış, süslü cümlelerle merak uyandırıcı hale getirilmiş haberleri pürdikkat okur/izleriz.

Oysa, bu tür yayınların, toplumda küçük ve genç yaştaki nüfus üzerinde özendirici/yıkıcı etkiler bıraktığı gerçeği göz ardı edilir.

Bugün bizim cenahtan ama toplumu da yakından ilgilendiren bir konuya el atalım istedik.

Medyanın bağımlılığı özendirici dil ve materyal kullanmasına bu işin eğitimini veren uzmanlardan itiraz var.

Önceki gün, İstanbul'da Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM) ile Türkiye Yeşilay Cemiyeti'nin ortaklaşa düzenlediği, 'Yerel Medya Bağımlılık Farkındalığı Eğitimi'ne katıldık.

Olay TV Haber Merkezi'nden Meva Coşkun kardeşimle birlikte biz de Olay Medya'yı temsil ettik.

Türkiye'nin 7 bölgesinden yerel medya çalışanlarını bilgilendirici toplantının Marmara ayağı İstanbul Mercure Otel'de gerçekleştirildi.

Bursa'dan bir gurup meslektaşımız ile kamu kurum ve kuruluşlarının iletişim temsilcilerinin de katıldığı seminerde, farkında olmadan ya da haberi okutturmak/izletmek için kullanılan bir kelimenin, toplum üzerinde nasıl olumsuz etki bıraktığını bir kez daha görmüş olduk.

Yeşilay Akademi programında çok değerli konuşmacılar vardı.

Programın açış konuşmasını ev sahibi olarak İstanbul Basın Yayın Enformasyon İl Müdürü Necmettin Altuntaş yaptı.

Altuntaş, programla ülke genelinde 7 bölgeden 730 gazeteci, 400 kamu personeli ve 150 Yeşilay mensubuna iletişim dilindeki hataların düzeltilmesi, özendirici dil, içerik ve materyal kullanımının önlenmesine dönük eğitimler verildiğini hatırlattı.

Yeşilay Genel Başkanı Yardımcısı Mehmet Akif Seylan da BYEGM ile gerçekleştirdikleri işbirliğiyle toplumda tütün, alkol, uyuşturucu ve teknoloji bağımlılığı konusunda bilinç oluşturmaya gayret ettiklerini anlattı.

Kötü alışkanlıkların esas hedef kitlesinin gençler olduğuna dikkat çeken Seylan, genç nüfusu fazla olan Türkiye'nin de bu yüzden hedef ülke seçildiğini, mücadele amaçlı başbakan yardımcısının başkanlığında, 8 bakandan oluşan bir kurul oluşturduğunu hatırlattı. 

Seylan, Milli Eğitim Bakanlığı ile imzaladıkları protokolle de 28 bin rehber öğretmene eğitim verildiğini, onlar sayesinde de ülke genelinde 12 milyon öğrenciye bilgilendirme yapıldığını sözlerine ekledi.

Şüphesiz, eğitimin ana konuşmacısının söyleyecekleri de değerliydi.

​İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Murat Vural meslektaşlarımızın bilerek ya da bilmeden yaptıkları hatalarını örneklerle ortaya koydu.

Ali Murat Hoca söze, “Bağımlılıkla mücadelede devletin sizden ricası var arkadaşlar ” diyerek başladı.

Ardından, Türkiye'nin, uyuşturucu trafiğinin üstündeki bir köprü olduğuna dikkat çekti.

Devletin uyuşturucu ile mücadelede ciddi çalışmalar yürüttüğünü, tarihi geçmişi olan Yeşilay'ın itibar çalışması yaptığını, fakat yeni elçilere, topluma ayna olan medya çalışanlarının da desteğine ihtiyaç bulunduğunu vurguladı.

Prof. Vural, “Buna ülkemiz, çocuklarımızın geleceği için ihtiyacımız var. Aksi halde, biz bu maçı kaybederiz” diye konuştu.

Son zamanlarda yerel medyada da ulusala özenerek, meseleleri dramatize etme hastalığa başladığını dile getiren Vural, “Bilesiniz ki, büyük zararlar veriyorsunuz” dedi.

Haberlerde kullanılan, “Kurban, tuzağa düşmüş, batağa saplanmış, genç veya çocuk yaşta” gibi ifadelerinin de topluma zarar verdiğini anlatan Prof. Vural, sözcüklerin insan üzerinde algı oluşturduğunu, bu tür haber dilinden uzak durulması gerektiğini söyledi.

Muhafazakâr, çağdaş, dindar, fakir, ekonomik durumu yüksek ayrımı yapmaksızın bir gün herkesin, her an, her yerde madde bağımlısı olabileceğini de belirten Prof. Vural, “Gazete satmasanız da olur ama bilesiniz ki, bu dil çocuklarımıza zarar veriyor. Bağımlıya bir takım sıfatlar yüklemeye, onu çeşitli isimlerle tasvir etmeye, aşağılamaya kalkmaya hakkımız yok. Haber yazarken, bağımlılığın tedavi edilebilir bir hastalık olduğu gerçeği unutulmamalı.”

Prof. Vural'ı dinledikçe gördük ki, kamuoyunu bilgilendirme görevi olan habercilerin sansasyonel iş çıkarma hevesinin topluma bazen büyük zararlar verebileceğini daha iyi anladık.

Bu mücadelede hepimize sorumluluk düşüyor.

Bu arada Basın Yayın Enformasyon İl Müdürümüz Yeşim Sertan'a da teşekkür ediyoruz.

Bizi ve Bursalı meslektaşlarımızı İstanbul'da kusursuz konuk etti.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.