Dr. Mete Ekşioğlu

Dr. Mete Ekşioğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Beyin göçü

A+A-

Tarih boyunca insanlar bazı şartlar gereği bulundukları yerleri terk ederek başka yerlere göç etmişlerdir. Bu göçlerin genellikle en önemli sebebi anayurdun topraklarının verimsizleşmesi olmuştur. Kuraklık, nüfus artışı, otlak darlıkları, sosyal ve ekonomik nedenler de göç sebepleri arasındadır. Türkler de zamanında göç koşulları oluşunca Orta Asya’dan kuzey, doğu, güney ve batı bölgelere göç etmişler, batıya göç edenler Karadeniz’in kuzeyi ve buradan Avrupa’ya, Hazar Denizi’nin güneyinden ise İran, Irak, Suriye ve Anadolu’ya göç etmişler ve buralara yerleşmişlerdir.

Bu göç şeklinden başka bir de beyin göçü adı verilen göç türü vardır. İyi yetişmiş ve eğitilmiş elemanların daha iyi çalışma olanakları sağlayan ülkelere göç etmelerine beyin göçü denilmektedir. 2. Dünya Savaşı sırasında Alman bilim insanlarının ABD’ye ve kısmen ülkemize göç etmeleri beyin göçüne örnek sayılabilir.

Bu tanımlamalara ilgili her  bilgi kaynağından ulaşabilirsiniz. Ancak aşağıda tanımlayacağım göç sistemini bilimsel ukalalık yapmadan galiba ilk kez ben kaleme alacağım. Çünkü benzer bir tanımlamaya bakabildiğim kaynaklarda bugüne kadar rastlamadım. Böyle bir tanımlama varsa da sizlerden şimdiden özür diliyorum. Bu tanım beyinin kendi içindeki göç…

İnsan beyni en yüksek çoğalma hızına henüz anne karnında iken ilk 3 ayda ulaşır. Öyle ki dakikada 250 bin beyin hücresinin yapıldığı dönemdir bu dönem. Yani anne balık, fasulye başta olmak üzere sebze, yoğurt, tereyağı ve daha önce çok bahsettiğim doğal gıdaları yerse çocuğa geçen bu maddeler haliyle mükemmel bir beyin gelişimine sebep olur. Pizza, cipsler, kızartılmış yağlardan ve doğallığı bozulmuş, katkılı gıdalardan oluşan bir beslenme sistemi ile beslenirse de ona göre bebeğin hücreleri şekillenmiş olur. Günümüz tıbbı insan vücudu ile ilgili her bilgiye ulaşmış değil ancak yapılan sayısız çalışma annenin beslenme açısından gösterdiği dikkatin ileride çocuğun karnesine yazılacağını belirtmekte.

Beynimizde  milyarlarca nöron denilen hücreler var. Bu hücrelerin birbiri ile olan irtibatları sayesinde beynimiz fonksiyon görmektedir. Nöronlar birbirleri ile iletişimi de 2 yolla sağlıyorlar. 1- Elektriksel ileti 2-Kimyasal ileti (nöronlar arasında bulunan bazı protein benzeri yapıların salgılanması ile gerçekleşir ki bugün kullanılan pek çok psikiyatri ilacı bu maddelerin düzenli olarak beyinde iş görmesi esasına dayanarak bulunmuştur). Son bilgiler beyin hücrelerinin belirli bir bölgesinin çalışmasının değil, tümünün koordineli çalışmasının ancak sağlıklı bir beyini oluşturduğu yönündedir. Yani arazinin tüm alanlarının aktif ve sağlıklı olması gereklidir.

Bir tarafta doğadan kopmuş bedenlerimiz, katkılı ve beynimizin ihtiyacı olan gıdalardan arındırılmış yiyeceklerimiz var. Buna paralel olarak artan cinayetler, insan vasfına uymayan tacizler, tecavüzler, kişilik haklarına saygısızlık, empati yeteneği kaybı ve bunamalar var. Diğer tarafta bilimin bulduğu pek çok ilaç ile uzamış yaşam var. Ne yaşam ama, protezler ile, stentler ile, beşer onar ilaçlar ile, ve son yıllarını yatağa bağlı olarak geçiren, kızını, oğlunu, torununu tanımayan bedenler ile sürdürülen bir yaşam.

Nasıl becerdiysek beyin hücrelerimizi de koordineli çalışmak yerine belirli kümeler halinde çalışan hücreler topluluğu haline getirdik. Yani onları da kendi içlerinde göçe zorladık. Ama bu göç farklı bir göç. Biri yokluktan ileri gelen mecburi göç idi, biri de varlıktan yokluğa götüren bir göç. Ne diyelim Allah sonumuzu hayır eylesin.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.