‘Bölge ülkeleri bir araya gelirse refahı ve güvenliği getirebilir’

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu,”Ortadoğu Konferansı”ndaki konuşmasında, “Eğer bölge ülkeleri bir araya gelip ortak aklı egemen kılabilirlerse, bölgeye huzuru, refahı ve güvenliği getirebilir.” dedi.

‘Bölge ülkeleri bir araya gelirse refahı ve güvenliği getirebilir’

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye Sosyal, Ekonomik ve Siyasal Araştırmalar Vakfı (TÜSES) ile Şişli Belediyesi iş birliğinde “Bir Arada Yaşamanın ve Barışın İmkanlarını Aramak” başlığıyla düzenlenen “Ortadoğu Konferansı”ndaki konuşmasında, yerkürenin sınırlı bir bölümünün istikrar ve refah yaşarken, Türkiye’nin de içinde yer aldığı büyük bir bölümün ise iç savaş, siyasi çalkantı, dış müdahale ve rejim sorunlarına maruz kaldığını anlattı.

Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere sorunların çözümüne katkı vermesi gereken bölgesel ve uluslararası kuruluşların kendilerinden beklenen etkiyi gösteremediğini dile getiren Kılıçdaroğlu, Ortadoğu’nun durumuna bakıldığında iç açıcı bir tablo görülmediğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, “Üzülerek belirtmeliyim ki şu anda etnik ve mezhep ayrılığı ateşi, Ortadoğu’nun ortasına düşmüş ve yayılarak herkesi yakmaktadır. Ülkelerin sınırları değişmekte, merkezi otoriteler zayıflamakta ve bölge daha çok yabancı müdahalelere açık hale gelmektedir. Bölge, maalesef ürettiği sorunlarla dünya gündemini meşgul etmektedir. Bağdat’ın, Şam’ın, Sana’nın, Beyrut’un ve Trablusgarp’ın sorunları artık dünyanın sorunu haline gelmiştir. Bugün Ortadoğu’nun tarihi merkezleri, otokrat yöneticilerin, terörün, petrol baronlarının ve kirli politikacıların oyun alanına dönüşmüştür. Daha gerçekçi bir tanımla Ortadoğu, Ortadoğulu olmayan ülkelerin güç gösterisi sergiledikleri bir alana dönüştü. Bugün Irak’ta, Suriye’de ve Yemen’de akan kan kardeş kanıdır. Dolayısıyla bölgenin sorunlarına bölge ülkeleri sabırlı ve sağduyu çabalarıyla çözüm üretmek zorundadır. Ortadoğulu olmayan egemen güçlerden çok bu görev, Ortadoğulu ülkelere düşmektedir.” diye konuştu.

Ortadoğu’da sadece Arap-İsrail ihtilafı olmadığını, her ülkenin kendi derdine düştüğünü ve süreci hiçbir ülkenin tek başına aşamayacağını belirten Kılıçdaroğlu, ortak akılla ortak çözümler üretilmesi gerektiğini vurguladı.

Kılıçdaroğlu, ABD Başkanı Donald Trump’un Kudüs kararının Ortadoğu’da ağır aksak da olsa yürüyen barış görüşmelerine darbe vurduğunu belirterek, “Ortadoğu’yu kana bulayarak kendi ülkesindeki sıkışmışlığını gidermek akıllı bir politikacının başvuracağı yol değildir.” dedi.

Bilinen ve görünen olumsuz tabloya karşı Trump’ın, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığını ve Tel Aviv’deki ABD büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınmasına karar verildiğini açıkladığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, Trump’ın BM Güvenlik Konseyi kararlarını ihlal ettiğini, ABD’nin Ortadoğu barış sürecinde tarafsız bir ara bulucu olamayacağını ortaya koyduğunu belirtti.

Kılıçdaroğlu, kararı dünyanın pek çok ülkesinin kabul edilemez bulmasının, sağduyu sahibi dünya siyasetçilerinin karara tepki göstermesinin umut verici olduğunu söyledi.

İslam İşbirliği Teşkilatı’nın “Doğu Kudüs’ü Filistin’in başkenti olarak tanıma kararı”nın önemli bir adım olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Kararın altında olan tüm ülkelerin Filistin ile diplomatik ilişkilerini, başkenti Doğu Kudüs olan bir ülke statüsüne yükseltmesi atılacak öncelikli adımlardan biri olmalıdır.” diye konuştu.

Ortadoğu’daki 7 temel sorun

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ortadoğu ülkelerinde yaşanan 7 sorunu ve çözüm yollarını şöyle sıraladı:

“Birinci temel sorun, bölge halklarının eğitim yetersizliği. Yapılan bir araştırmaya göre Müslüman ülkelerde yaşayan 25 yaş üzerindeki nüfusun eğitimin ortalama eğitim süresi 5,6 yıl. Bu süre Yeni Zelanda’da 14 yıl, ABD’de 13,6 yıl, Kanada’da 13,5 yıl. İkinci temel sorun, kutsal dinimizin çarpıtılarak, teröre ve radikalizme alet edilmesi. Buna son vermek için İslam ülkeleri arasında yakın bir iş birliği büyük önem taşıyor. Bölge ülkeleri ekonomik ve sosyal iş birliği yanında siyasi, askeri ve güvenlik konularında da iş birliği yapmalıdır. Üçüncü temel sorun, kadınların ve gençlerin siyasi, sosyal ve ekonomik hayata katılmalarında yaşadıkları sorunlar. Kadın ve gençleri siyasi, sosyal ve ekonomik yaşamda daha etkin kılmak zorundayız. Dördüncü temel sorun, etnik ve mezhebi fay hatları ekseninde siyaset yapma anlayışıdır. Bu anlayış kesinlikle terk edilmeli. Bunun için kişilerin düşünce, inanç ve ibadet hürriyeti tam olarak sağlanmalıdır. Bu bağlamda devletlerin seküler yapıya kavuşturulması ülke halklarına önemli bir güvence olacaktır.

Beşinci temel sorun, bölge ülke gelirlerinin önemli ölçüde petrol ve doğalgaza dayanması. Bölge ülkeleri gelir kaynaklarını mutlaka çeşitlendirmek zorundadır. Bu çeşitlendirmedeki başarı, egemen güçlerin bölge üzerindeki hakimiyetini zayıflatacaktır. Bunun için farklı alanlarda üretimi esas alan ekonomik modeller oluşturulmalıdır. Bu modeller bölgesel çerçeve içinde ele alınmalıdır. Ekonomik entegrasyon bölgedeki barışın da güvencesi olacaktır. Altıncı temel sorun, toplumdaki değişim özleminin meşru bir talep olarak kabul edilmeyip, iç dinamiklerin önünün kesilmesidir. Bu anlayış, dış müdahalelere ve otoriter yönetimlere zemin hazırlamaktadır. Oysa 21. yüzyılda toplumların demokrasiye ve özgürlüğe susamışlığı vardır. Yedinci temel sorun tüketen toplum yapılarının, rekabet edebilir, üreten toplum yapılarına dönüştürülememesidir. Bu dönüşüm sağlanamadığı içindir ki doğal zenginlik kaynağı refah değil, acı ve gözyaşı getirmektedir. Bölgeye barışın ve huzurun gelmesi için kısa ve uzun vadeli, ana eksenin bu 7 temel sorunun çözülmesi yönünde geliştirilmesi gerekir. Eğer bölge ülkeleri bir araya gelip ortak aklı egemen kılabilirlerse bölgeye huzuru, refahı ve güvenliği getirebilirler.”

HABERİ PAYLAŞ
ilk yorumu sen yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz..
X