Bursa`da koca vahşeti
01 Kasım 2014 Cumartesi
Dolar:    Euro:

Ana Sayfa >> Bırakın ABD`yi kendi haline! Tarih: 03.10.2013 04:00

Bırakın ABD`yi kendi haline!


Adnan BAŞTOPÇU

Tüh tüh tüh... Vah vah vah...

Amerika`dan gelen haberler iyi değil.

Kırk yıl düşünsem, bir süper güç için üzüleceğim aklıma gelmezdi.

Ama durum hakikaten kel!

Başlığa bak!

`ABD kepenk indirdi!..`

Barack Obama yönetimi likidite (para!) sorunu yaşıyormuş.

Cumhuriyetçiler ile Demokratlar anlaşamazsa, 800 bin kamu çalışanına maaş ödenemeyecekmiş.

Ne olur ödenemezse?

Misal Iowa`daki bir müzenin gişe memuru bilet kesmeyi bırakır, evine gider yatar kanepeye, alır eline kumandayı, dertlenir memleketinin haline!

350 milyon `nüfuslu` ve dünya genelinde hatırı sayılır bir `nufuzlu` ülkede 800 bin kişinin maaş alamamasının lafı mı olur!..

Demeyin. Çünkü ekonomide `domino taşı etkisi` diye bir şey var.

Biri maaş alamadığında, o elemanın yapacağı harcamaya bağımlı olan sektörler de ciddi etkileniyor bu durumdan. O ondan-bu bundan derken, (Almanlar savaşı kaybetti diye biz de kaybetmişiz hesabı) olay gelip bizim kapıya kadar bile dayanabilir!

Dahası var ve daha kötüsü... Uzmanlar `bu daha bişey değil!` diyorlarmış.

Asıl ürpertinin 17 Ekim`de yaşanacağını söylüyorlarmış.

Bu tarih Dünya`nın -sözde- Patronu`nun borçlarını ödeyemeyeceğinin anlaşılacağı tarih. Perşembenin gelişi çarşambadan belli hesabı, Ekim borcunun şişikliğinin nedeni Mayıs`taki ötelemeden belliydi.

İş giderek teknik boyut kazanıyor.

Konunun altında kalıp ezilmektense, mesajı verip bağlayalım lafı:

Efendim, öğle öğününü nohut- pilav geçirmiş benim gibi fanilerin `United States of America` ekonomisi için oturduğu yerden dertlenmesine lüzum yok. Tee geçenlerde, Yunanistan`da da böyle bir krizle boğuşuyordu biz de buradan bakıp `yazık` neyim diyorduk ama meseleye biraz hakim olduğumuzda gördük ki, adamlar sokağa kesilen 14`ncü maaşlarının yarısı için çıkmışlar. (Senin var mı muhterem 14`ncü maaşın, onu bırak 13`ncü maaşın! Ee tabi sen yılı 12 ay sanıyon!)

Başka bişey, adamlarda er (rütbesiz asker) maaşı bile 3 bin euro mu ne?

Adamın ağlaması, hayat standardım yok diye değil, az düşecek diye.

Yani bunlara, başta da Amerika`ya bişey olmaz abiler. (Karşılık olmaksızın para basan ülkedir ABD! Yeter ki dolarizasyon sürsün, yani diğer ülkelerin dolar talebi devam etsin! Basarsın parayı verirsin elemana. O da gider açar müzeyi!)

Olursa da, onların sorunu!

Ne demişti serbest ekonominin piri üstadı Adam Smith beyefendi, bizim iktisat kitaplarında da büyük büyük puntolarla basılan veciz lafında:

`Laissez faire laissez passer!`

Meali: `Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler!`

Bunun üzerine laf mı olur:

Öyleyse bırakınız ABD`yi de kendi haline!


Geceye damga vurdular...


Siz bu satırları okurken Galatasaray mühim bir iş çıkarmamışsa eğer, yani Torino`da Juve`yi yenmek gibi, haftaya Şampiyonlar Ligi`ne damga vuran iki Türk çocuğuyla gurur duyarak başladık aslında.

Mesut Özil ve Arda Turan.

Her ikisi de bu büyük organizasyonda yer almak zaten yeterliyken, durmadılar, oynadıkları maçlara da `damga` vurdular.

11`e 11 oynanan bir oyunda maçın adamı olmak ancak Batalla gibi, Arda gibi, Alex gibi, Ronaldo gibi, Mesut Özil gibi futbolculara nasip olur, kolay değildir yani.

- Mesut Özil bir gol, bir asist! (Zaten Arsenal 2-0 kazandı.)

- Arda Turan galibiyet golü ve ilk golün hazırlayıcısı oldu. (Atletico 2-1 kazandı, bizimki maçın sonlarına doğru galibiyet golünü attı.)

İngiltere`de, İspanya`da `Türk` dendiğinde bu çocukların -en azından şu sıralar- akla gelen ilk isimler olduğuna emin olabilirsiniz.

Sizi bilmem, ben çok önemsiyorum `dışardaki` bu tip başarıların tanıtıma etkisini. `Türk imajı`nın değirmenine daha böyle çok su taşıma gerektiğini düşünüyorum çünkü...

MAKALELERİ
Künyeİletişim
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.