
- SON DAKİKA :
- 07:32 - Pikrammenos hükümeti açıklandı
Euro 2.3165
IMKB 58101
04 Şubat 2012

Engin ÖZPINAR
enginozpinar@olay.com.tr
Çin’den Berlin’e destek. AB, ne hali varsa görsün!
48’inci Münih Uluslararası Güvenlik Konferansı başlarken Almanya Başbakanı Angela Merkel Çin’deydi.
Oysa, her yıl olduğu gibi bu yıl da, açılışta gözler Merkel’i aradı.
Merkel’se, Pekin’de, Almanya’nın ekonomik çıkarlarının peşindeydi.
Çin Başbakanı Wen Jiabao ile görüşmesinde şöyle diyordu:
“Uzun vadeli çıkarlarımızdan hareketle Çin ile işbirliğine büyük önem veriyoruz.
Çin’le diyalog ve değişimi güçlendirmeye, karşılıklı güveni pekiştirmeye, dostluğumuzu yeni bir düzeye taşımaya hazırız.”
Bu arada, Çin ve Almanya’nın hem Avrupa’daki borç krizinin, hem de küresel finansal krizin üstesinden gelebilmek için işbirliği yapmalarının önemi üzerinde durulmuyor değildi.
Ancak, Çin Başbakanı Jiabao, Euro krizinde çözüm anahtarının öncelikle AB üyelerinin elinde olduğunu belirterek somut sözler vermekten kaçındı.
Almanya Başbakanı Merkel de, Avrupa onun bastırmasını beklerken, Jiabao’yu destekleyen bir açıklama yaptı:
“Baş sorumluluk ilk aşamada Avrupa ülkelerinde. Ev ödevlerimizi yapmak ve kendi sorunlarımızı kendimiz çözmek zorundayız.”
Bu durumda, Pekin yönetiminin “3 trilyon 200 milyar dolarlık nakit kaynağından bir bölümünü Avrupa kurtarma fonlarına aktarabileceğine” ilişkin umutlar sönüyor ve çöküş içindeki AB üyelerinin eli böğründe kalıyordu.
Berlin için öncelik, Almanya ile Çin arasındaki “stratejik ekonomik ortaklık”taydı.
Alman ekonomisi, Avrupa’nın diğer ülkelerinin ekonomilerinden daha hızlı büyüdüyse, bunda Çin’in yaptığı ithalatın büyük payı vardı.
Çin ekonomisinin gelişiminde de Alman teknolojisinin yeri çok önemliydi.
Merkel’in, gerek Başbakan Wen Jiabao, gerekse Cumhurbaşkanı Hu Jintao ile yaptığı görüşmelerde ana konu iki ülke arasındaki ekonomik ilişkiydi.
Diğer konular Almanya için ikincil, hatta üçüncül konulardı.
Örneğin, Avrupa’nın borç krizi kısa kesilebilirdi ve kesildi.
İran konusu da hiç uzatılmadı. Hatta açıldığı gibi kapandı.
Beklenti, Almanya Başbakanı’nın İran’a petrol ambargosunda Çin’i ikna etmesine yönelikti.
Oysa Pekin, kestirip attı:
AB’nin petrol ambargosu yanlıştı.
Yaptırımlar uygun yol değildi.
İran’a karşı şiddete başvurulmamalıydı.
Avrupa ve İran konularında Çin’in verdiği yanıtlara karşı Merkel’in gıkı bile çıkmadı.
Nasıl olsa, ülkesi için istediklerini almıştı.
Çok sevdiği Sarkozy’sini ve onun Fransa’sını, ya da Yunanistan’ı korumak üzere kahramanlık yapmasını kimse ondan bekleyemezdi.
İran sorununda da, zaten Çin’le benzer bir yaklaşım içindeydi.
Diplomasinin olanakları tükenmedikten sonra, horozlanmaya ne gerek vardı...
Suriye mi?
BM’deki “Suriye” savaşını da Rusya kazandığına göre Batılılar durup düşünmeliydi.
Yanlışları hep Rusya’da, Çin’de arama alışkanlığı pahalıya patlıyordu
ABD, AB ve müttefikleri biraz da kendi yanlışlarına bakmalıydı.
Avrupa’nın krizi, Almanya’yı yeni ufuklara yelken açmaya zorluyordu, anlaşılan.
Berlin’in, hep aynı pencerenin önünde oturmak istemeyen bir hali vardı.
İkisi de ihracatta dünya şampiyonu
Dünya ihracatında Çin, Almanya’nın arkasındaydı.
İlk kez iki yıl önce öne geçti.
Yaklaşık 1,5 trilyon dolarlık ihracatla 2010’da dünya şampiyonu oldu.
Almanya’nın 2010 yılı ihracatı ise 1,3 trilyon dolarda kaldı.
Çin, 2011’de de 1,8 trilyon dolarlık ihracatla liderliği sürdürdü.
İki ülke arasındaki ticaret ise 2011 yılında yüzde 19 civarındaki artışla 169 milyar Euro’ya ulaştı.
Amerika mı? İkisinin de gerisinde...
- Engin ÖZPINAR
- Memduh BAYRAKTAROĞLU
- Yusuf KAYIŞOĞLU
- Söz SİZDE
- Adnan BAŞTOPÇU
- İhsan AYDIN
- Mustafa ÖZDAL
- Feridun EYÜPOĞLU
- Lale AKASOY
- Selahattin ADIGÜZELLER
































