1. YAZARLAR

  2. Muhammet Fatih Şahin

  3. Referandumun sırası mıydı?
Muhammet Fatih Şahin

Muhammet Fatih Şahin

Yazarın Tüm Yazıları >

Referandumun sırası mıydı?

A+A-

Tarihimizin en kritik seçimlerinden birisine doğru yelken açmış durumdayız. Önümüzdeki on yılları oylayacağımız seçime doğru yaklaşırken kafalardaki soru işaretlerinin tam olarak giderilmediğini görüyoruz. "15 Temmuz'dan sonra birlik ve beraberliğin artması gerekirken seçim yapmak da nereden çıktı? Bu kadar yetki tek bir adama verilir mi " soruları kafaları kurcalıyor. Samimi olarak ele alındığında haklı gibi görünen bu eleştirileri şimdi de beraber inceleyelim...

Türkiye'nin mevcut anayasasında ülke idaresi iki kişinin eline verilmiş. Başbakan ve Cumhurbaşkanı... Ancak buradaki esas mesele başbakan ve cumhurbaşkanına aynı yetkiler verilmiş olması. Yani belli konulardan başbakan belli konulardan da cumhurbaşkanı sorumlu tutulmamış. Bütün konulardan ikisi beraber sorumlu tutulmuş.

Bakanların hepsinin ataması başbakan ve cumhurbaşkanının ortak inisiyatifine bırakılmış. Mesela Başbakan bir ismi İçişleri Bakanı yapmak isterken cumhurbaşkanı başka bir ismi İçişleri Bakanı yapmak istediği vakit sistem kilitleniyor. Buradaki pürüz giderildiği vakit sistem eskisi gibi işlemeye başlıyor. Sorun ortadan kaldırılıyor (diyelim ki cumhurbaşkanının istediği kişi bakan oluyor). Lakin başbakanın içinde ukde kalmış oluyor.

Aradan belli bir zaman geçiyor. Vali atamaları gündeme geliyor. Cumhurbaşkanı bir ismi, başbakan da başka bir ismi vali yapmak istiyor. Sistem tekrar tıkanıyor. Sistemin açılması için mutabakat sağlanması gerekiyor. Eğer tekrar cumhurbaşkanının istediği kişi bakan olursa başbakan kendi kendine hırslanmaya başlıyor. Başbakanın etrafında toplanan bazı kişiler sürekli başbakanı cumhurbaşkanına karşı dolduruşa getiriyor.

Birkaç yıl boyunca birçok bürokrat, vali, büyükelçi atamalarına ortak karar alınıyor. Kanun tasarılarında mutabakat aranıyor. Dış politika, sosyal ve siyasal gelişmeler, devlet politikalarında uzlaşı sağlanmaya çalışılıyor. Bu işin sonunda öyle bir noktaya geliniyor ki başbakan ile cumhurbaşkanının kavga etmemesi mümkün olmuyor. Çünkü farklı bir düşüncede birinin güçlü olması demek diğerinin güçsüz olması anlamına geliyor. Medyanın da kaşıması ile birlikte başbakan ve cumhurbaşkanı arasında ciddi bir kavga meydana geliyor. Olan işçi, çiftçi, esnaf ve memur kardeşimize oluyor.

Sistem öyle bir kurulmuş ki devlet idaresinde söz sahibi olan iki kişinin kavga etmemesinin tek bir ihtimali var. Başbakan ya da cumhurbaşkanından birisi, diğerinin üstünlüğünü kabul edecek, sen ne dersen ben ona tabiyim diyecek. Devlet idaresine ben çok da fazla karışmıyorum diyecek. İşte yeni hazırlanan Cumhurbaşkanlığı sistemi bunu içeriyor. İdareyi tek bir kişiye veriyor, sistemi kilitlemiyor.

Tarihimiz bunun örnekleriyle dolu... Mustafa Kemal Atatürk ile İsmet İnönü, Celal Bayar ile Adnan Menderes, Süleyman Demirel ile Tansu Çiller, Turgut Özal ile Yıldırım Akbulut, Turgut Özal ile Mesut Yılmaz, Erdoğan ile Gül, Erdoğan ile Davutoğlu... Hepsi aynı partiden başbakan ve cumhurbaşkanı olmuş devlet büyükleri. Lakin sistemin getirdiği çarpıklık yüzünden dava arkadaşlarıyla araları açılmış durumda. Kimileri devlet adabı gereği bunu çok hissettirmedi, kimileriyle ciddi ekonomik kriz ile sonuçlandı.

Eğer yetkileri farklı kişilere verirsek biraz önceki örnekler gibi birçok sıkıntı meydana geliyor. Bizim de yapacak başka seçeneğimiz olmadığı için yetkiyi tek bir kişinin eline vermemiz gerekiyor. Mevcut sistem ateşi çıplak elle tutmaya benziyor. Geçen her zaman başbakan ve cumhurbaşkanı arasında sıkıntı doğma ihtimalini barındırıyor. O yüzden bir an önce mevcut sistemin çarpıklığından kurtulmamız gerekiyor...

 

ECZACIBAŞI'NIN DÜŞEN HELİKOPTERİ

 

Milyar dolarların hesap edildiği devlet ilişkilerinde tesadüflere olabildiğince az inanırım. Günlük yaşantımızdaki sosyal ilişkilerde ise tam tersi...

Erdoğan Putin ile görüşme gerçekleştirecekken Türkiye'nin en büyük firmalarından birisi konumundaki Eczacıbaşı'nın içerisinde Rusların da olduğu helikopterinin düşmesi manidardır.

Kazada ölen tüm kardeşlerimizin mekânı cennet olsun. Rabbim yakınlarına başsağlığı versin...

İstihbarat oyunları bir çırpıda düşünerek bulunabilecek mevzular değildir. Ülkeleri kandırarak ilişkiler geliştirilebilir, zayıflatılabilir.

Ya da devletlere açık biçimde yakınlaşmayın yoksa sonunuz kötü olur mealinde gözdağı verilebilir.

Bu kazanın arkasındaki sır perdesini MİT'in verdiği raporlar doğrultusunda devlet büyüklerimiz çözecek ve gerekli tepkiyi mutlaka gösterecektir...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.