1. YAZARLAR

  2. Muhammet Fatih Şahin

  3. Savaşın esas gayesi
Muhammet Fatih Şahin

Muhammet Fatih Şahin

Yazarın Tüm Yazıları >

Savaşın esas gayesi

A+A-

18. yüzyıla girerken Osmanlı Devleti gerilemeye, Avrupa devletleri ise ilerlemeye başlamıştı. Avrupa’nın zenginleşmesindeki temel unsur ise sömürgeci topraklardan gelen işgücü ve yeraltı zenginlikleriydi.

Sömürgecilik devri Almanya, Fransa, Portekiz gibi Katolik ülkelerin yeni topraklar bulma gayreti ile hızlı bir ivme kazandı. Bölge halkı oluşturulan kamplarında zalimce çalıştırmaya başlandı.

Sömürge imparatorlukları yüzünden milyonlarca insan çalışma kamplarında hayatını kaybetti, milyonlarca çocuk yetim kaldı, kadınlar tecavüze uğradı. Bölge insanının dili ve dini zorla değiştirilmek istendi. Dünya üzerindeki barbarlığın ve zalimliğin en büyüğünü Avrupa eliyle gerçekleştiriliyordu.

Zenginleştikçe refah seviyesi artan emperyalist ülkeler milyonlarca insanı daha çok çalıştırabilmek için işkence etmeye başladı. Karşı koyanlar ise tereddüt edilmeden infaz edildi. Toplu eylemleri bastırabilmek için taramalı silahlar üretildi.

Zengin ailelerin yönettiği İngiltere ise Protestan kimliğiyle Katoliklere ve liderleri Papa’ya karşı bir güç olmuştu. Hollanda’yı da yanına alarak mücadelesine hız kazandırdı. Afrika ve Amerika’da yürütülen mücadeleyi Hindistan’a taşıyarak sömürge imparatorluğunda en büyük güce ulaşan devlet İngiltere olmuştu.

Hindistan’da dirençle karşılaşan İngiltere sömürgeciliği profesyonel olarak uygulamaya başladı. Bölgeye okullar kurdu. Zeki çocukları İngiltere’ye götürerek eğitmeye başladı. Dışı Hindistanlı ama içi İngiliz olan bir nesil türetti. Bu insanlar yüzünden bölgeyi rahatça sömürdü.

Sömürdükleri ülkelerin yeraltı kaynakları sayesinde dünya üzerindeki en büyük güce ulaşan Protestanlar ve Katolikler’in kendi aralarındaki gerginlik her geçen gün daha çok tırmanıyordu. Bir tarafın güçlenmesi diğerinin zayıflaması anlamına geliyordu.

Güçlenen iki güç Osmanlı Devleti’ni kontrol ederek dünyanın en muazzam devleti haline gelmek istiyordu. Padişahın atadığı valileri parayla kandırarak isyana teşvik ettiler. Bunun en büyük örneği Mısır’daki Kavalalı Mehmet Ali Paşa olmuştur. Mehmet Ali Paşa yıllarca maddi olarak desteklenmiş ve silah bakımından zenginleştirilmişti. Zamanı geldiğinde Osmanlı’ya karşı isyan girişiminde bulundu ve Kütahya’ya kadar ilerledi. Adeta Osmanlıyı ortadan kaldırabilecek güce ulaştı. Denge politikası sayesinde Kavalalı’nın isyanına son verildi ancak devlet ciddi zarar gördü.

Yüzyıllar boyu devam eden sömürgecilik yarışının merkezi 20. Yüzyılda Osmanlı toprakları oldu. Çünkü dünyadaki petrolün yüzde 70’i bizim elimizdeydi. Hangi güç Musul ve Kerkük petrollerini ele geçirirse dünyanın en güçlü devleti olacak ve uzun bir süre dünyaya tek başına hükmedecekti. Ganimet büyüktü. Bunun için payitahta da kavgalar yaşanıyordu. Para ile satın alınan insanlar ne yazık ki Osmanlı Devleti’nin sonunu getirecekti. İngiliz yanlıları ile Papa yanlıları sürekli olarak kavga etti. Bu mücadeleyi net biçimde gören Sultan Abdulhamid tarihi bir karar alarak Musul ve Kerkük’teki petrolleri kendisinin şahsi malı haline getirdi. O saatten itibaren Abdulhamid istemeden kimse petrollere dokunamaz ve işletme hakkına sahip olamazdı.

Abdulhamid’e nice cazip teklifler götürdüler. Petrollerin gelirlerine ortak olmasını istediler. Kendinden sonra gelecek neslinin rahat biçimde yaşayacağı garantisini verdiler ancak ikna edemediler. Son çare olarak askeri müdahalede bulundular. Bunun neticesinde 1908’de Abdulhamid’in yerine Sultan 5. Mehmet geçti. Ancak yeni padişah Abdulhamid’in gösterdiği dirayetin onda birini gösteremedi.

Seneler 1914’ü gösterirken İngiltere Musul petrolleri üzerinde büyük bir imtiyaz etti. Ancak bu imtiyaz kısa sürecekti. Bu olaydan sadece bir ay sonra 1. Dünya Savaşı başladı…

Bu savaştan önce dünya petrollerinin yüzde 70’i bizim elimizdeydi ancak aradan on yıl geçtikten sonra dünya petrollerinin yüzde biri bile bizim olamadı…

Gelecek yüzyılın en önemli enerji kaynağı petrol olmaktan çıkıp BOR olacak. Ve dünya üzerindeki borun yüzde 70’i bizim elimizde. Ancak bu sefer aynı hataya düşmeyeceğiz!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.