İhracat ithalatı nasıl yakalar?

Feridun Eyüpoğlu

Türkiye'nin dünya ile ticareti ekonomik gelişimin başlıca unsurları arasında yer alıyor.

Çünkü küreselleşmiş ticaret çağının getirisi olduğu kadar götürüsü de var.

Yani riskler ve fırsatlar içiçe!

Kısacası dış ticaret lehinize bir tablo içerdiğinde ekonominiz de rayında olur.

Bu anlamda dış ticaret hacminin büyüklüğü önemli.

Ama aynı zamanda dünya ile olan ticaretinizde “açık mı yoksa fazla mı verdiğiniz” de bir o kadar önem taşımakta!

İşte bu anlamada 2017 ilginç bir örnek olarak karşımızda.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın açıkladığı aralık karnesi ile birlikte geçen yılın performansı da belli oldu.

Yıllık bazda tarihi ihracat rakamlarından birine imza atılmış durumda!

Çünkü 2017'de tarihin en yüksek ikinci ihracat seviyesi olan 157,1 milyar dolara ulaşıldı.

Orta Vadeli Program’daki 156,5 milyar dolarlık hedef aşılmış oldu böylece.

Yüzde 10,2 oranındaki artış zorlu küresel pazar koşullarında tatminkar bir rakamı karşımıza çıkarmakta!

Sektörel bazdaki manzarada ise ihracat rekortmeni olarak otomotivi görüyoruz.

Otomotivin performansı Türkiye’ye 2017’de 23,97 milyar dolarlık kazanç sağlamış durumda.

İkinci sıradaki makine sektörü ihracatı ise 14 milyar 56 milyon dolara çıkarken...

Kıymetli taş ve metaller yani altın ve mücevherat ise 10,86 milyar dolar kazandırmış Türkiye’ye.

Ancak, beklentileri karşılayan ihracattaki pozitif tabloya karşın dış ticarette bir de madalyonun öteki yüzü var.

Yani ülke dışına döviz kaptırdığımız ithalat cephesi.

Bu taraftaki gidişat ne yazık pek parlak değil.

Bir tarafta hızlı büyüme diğer tarafta artan petrol fiyatları ithalatı da coşturmuş vaziyette!

2017’de yüzde 17,9 artan ithalat 234 milyar 156 milyon dolara çıkmış durumda.

Bu yüksek hız dış ticaret hacmimizi yüzde 14,7 artışla 391 milyar 250 milyon dolara taşımakta.

Yani güçlü bir ekonomik performansın izleri var.

Açık niye patladı?

Ama dış ticaret açığı da bu süreçte yüzde 37,5 oranında artarak 77 milyar dolar yükseliverdi.

Hal böyle olunca kritik göstergelerden biri olan ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 67,1’ye indi.

Neticede başarılı bir performans olan ihracatı fazlasıyla sollayan bir ithalat tablosu oluşmakta!

Başlıca kayıpsa petrol ve türevlerine ödediğimiz 38,37 milyar dolar, makine ve aksamlarına giden 27,26 milyar dolarla elektrik ve elektronik aletlere harcanan 21,17 milyar dolar olarak karşımıza çıkıyor.

Yani paramız enerji ve teknoloji ithalatına gidiyor ağırlıklı olarak!

Yerli enerji ve teknoloji şart

Sonuçta yerli ve yenilenebilir enerjiyle yüksek teknolojiye ağırlık vermemiz gerektiğini net bir biçimde ortaya koyuyor rakamlar.

Ve büyümenin mevcut yapısal atmosferdeki en temel handikapının ithalat faturasının kabarması olması da...

Döviz açığı yüzünden 2017’de olduğu gibi riskli zamanlarla yüzleşmek zorunda bırakabiliyor Türkiye’yi!

Sözün özü; hem büyümeli hem de yerlileşmeliyiz.

Böylece ihracatın yeni rekorları da kaçınılmaz olur.

Yoksa aralık ayında çok çarpıcı biçimde görüldüğü üzere dış makas aleyhimizde açılmaya devam eder.

Çünkü yüzde 71,36 artarak 9,5 milyar doları aşan dış açığı...

Ve yüzde 59,2 ile kritik seviye olan yüzde 60’ın altına inen ihracatın ithalatı karşılama oranı...

Yabancıya para yetiştiremediğimiz alarmını vermeye başladı!