1. YAZARLAR

  2. Can Pulak

  3. Silifke’nin yoğurdu ve mersin
Can Pulak

Can Pulak

Yazarın Tüm Yazıları >

Silifke’nin yoğurdu ve mersin

A+A-

Mersin’i çoktandır görmüyordum. Gençlik yıllarımın Mersin’i, müthiş güzel bir şehirdi. Palmiyeler altında faytonlarla gezilir, kentin her yeri mis gibi narenciye çiçeği kokar, deniz ve orman tabloları değme ressamlara taş çıkartırdı. Hele balık, karides, sübye ve kebaplarının lezzeti bir başkaydı doğrusu..

Günümüz Mersin’i yine güzel ama narenciye bahçelerinin yerini beton binalar almış, tam manasıyla bir büyük şehir haline gelmiş. Evet kentte altında fotoğraf çektireceğiniz portakal ve limon ağaçları kalmamış ama modern bir Akdeniz şehri görünümüne kavuşmuş. Kenarları ve refüjleri palmiye ağaçlarıyla süslü bulvarları, portakal ve turunç dikili sokakları ve kilometrelerce bakımlı caddeleriyle Mersin,görenleri hayran bırakıyor. Akdeniz Olimpiyatları sırasında şehre çok büyük yatırımlar yapılmış, spor tesisleri ile müzeler, marinalar, fuar alanları yaratılmış, üç büyüklerin ayrı ayrı (FB-GS-BJK) parkları bile var. Baktığınızda Avrupa’nın modern bir sahil görünümü taşıyor.

Bunlar çıplak bakışlar tabii. Kim bilir şehrin ne eksikleri, ne ihtiyaçları, ne sorunları vardır. Mersin’i MHP’li belediye başkanı yönetiyor. Gördüğüm kadarıyla da fena yönetmiyor. Caddeler, sokaklar tertemiz ve bakımlıydı. Ama her kentte olduğu gibi, burada da gariplikler var. Örneğin çok modern bir otobüs terminaline sahip ama ofis kiraları çok yüksek tutulduğundan halk bir başka kente gidebilmek için otobüse Tarsus’tan biniyor. İki firma hariç, diğerleri merkezlerini Tarsus’a taşımışlar, bu yüzden koskoca Mersin Terminali bomboş duruyor.

Mersin’de hava kirliliği olur mu? İnanması güç fakat oluyor işte. Azot sanayi yüzünden şehrin üstünü, zaman zaman yoğun bir sarı sis perdesi kaplıyor. Bu arada önemli ve o derece ciddi bir ekonomik alarm da dikkatimi çekti. Bankalar Gaziantep çeklerini kabul etmiyormuş. Peş peşe iflaslar oluyormuş çünkü. Doğruysa çok mühim bir haber… Buna karşılık Alanya ve Antalya otelleri kışın sinek avlarken Mersin otellerinin çoğu Suriye ve Irak’ın zengin turistleriyle dolu. Iraklılar Bağdat’tan değil, Barzani’nin yönetimindeki bölgelerden ve çoğu genç…

Mersin bir-iki konuyla geçiştirilecek kadar önemsiz ve hareketsiz bir şehir değil. Ama ne yazık ki, bir haftadır yollardayız ve artık dönmemiz gerekiyor. Bu kere geldiğimiz sahilden değil, yukarı yoldan Alanya-Antalya-Korkuteli yolunu takip ederek Bodrum’a varacağız.

Direksiyonu o istikamete kıvırdığımızda önümüze Silifke geliyor. Hani şu ‘silifke’nin yoğurdu-kız seni kimler doğurdu-seni doğuran ana-olsun bana kaynana’ türküsüyle tanıdığımız meşhur Silifke… Gelmişken meşhur yoğurdunu yiyelim dedik. Şehrin altını üstüne getirdik ama bir kase bile bulamadık. Her yerde normal inek sütüyle yapılmış fabrika yoğurtları satılıyordu. Dükkânın birine girdik ve “Niye yok?” diye sorduk. İşte aldığımız cevap…

-Biz de bulamıyoruz. Eskiden dağdaki Yörükler keçi sütünden yaparlar ve şehre getirip şingillerde satarlardı. Bir kere o Yörüklerin çoğu şehirli oldu. Dağdakilerin yaptıklarına da Sağlık Müdürlüğü bin bir dereden su getirip, hijyen değil diye izin vermiyor. Yakaladığına da cezayı basıyor. Öyle olunca bizim meşhur yoğurt bulunmuyor tabii..’’

Yoğurt değil ama bakkalın birinde inanılmaz bir keçi tulumu bulduk. Hem de keçi derisinin içinde. Hayatta bu kadar lezzetli bir peynir yemedim. Güzel memleketim benim, her şeyiyle altın değerinde ama kıymetini bilemiyoruz işte…

Silifke’den Mut’a çıktık, o muhteşem Göksu kanyonunu geçtik, barajı takiben çok tehlikeli yollardan ve dinamit patlattıkları için uzun süre bekleyerek Alanya’ya indik. Sahil yolundaki Gazipaşa-Anamur arası inşaat ve tünel yapımından kolay geçemediğimiz yolları bir defa daha aşmamak için, Göksu yolunu tercih ettik. Ama yağmurdan kaçarken doluya tutulduk, çünkü sahil yolunu aratan bin beter bir yoldan gitmek zorunda kaldık.

Her neyse, Alanya-Antalya-Korkuteli üzerinden Kale-Tavas güzergâhını takiben Muğla’ya, oradan da Bodrum’a geldik. Korkuteli-Tavas arasında da yoğun yol yapım ve genişletme çalışmaları vardı.

Bodrum’a gelince derin bir ohh çektik ve 2000 kilometrelik yolculuğumuzu da böylece noktaladık.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.