1. HABERLER

  2. BURSA HABERLERİ

  3. 'Empati kuramayan iyi yazar olamaz'
'Empati kuramayan iyi yazar olamaz'

'Empati kuramayan iyi yazar olamaz'

İlgiç romanlarıyla dikkat çeken Sezgin Kaymaz, 'Empati kuramayan bir insan, iyi bir yazar olamaz. Yazar, başka canlıların acılarını ve sevinçlerini kendinde yaşayabilmeli' diyor.

A+A-

DİLEK ATLI

Yayımladığı birbirinden ilginç romanlarıyla kendi okurunu yaratan yazarlardan Sezgin Kaymaz. Geber Anne, Kaptanın Teknesi, Lucky, Zindankale, Medet, Kün, Deccal'ın Hatırı, Kısas gibi romanlarıyla büyük beğeni topladı. 

Geçtiğimiz günlerde Ezgi Kitabevi'nde gerçekleştirdiği imza gününde Bursalılarla buluşan yazar Sezgin Kaymaz, sorularımızı yanıtladı.

Yazar-okur buluşması neden önemlidir?

Yazarlar okurlardan daha çok mutlu oluyor. Kelimelerle hiç tanıma imkanınız olmayacak insanlara ulaşmış oluyorsunuz. Özellikle genç kuşaklar için daha da önemli. Çünkü çekingenliklerini aşıyorlar. Ama benim okuyucularım her yaş grubundan diyebilirim.

Birçok yeni genç yazar, öykü kitaplarıyla raflarda yerini alıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Tür ayırt etmeksizin genç yazarları takip etmeye çalışıyorum. Öykü daha kolay geldiği için genç yazarların tercihi olduğuna inanmak istemiyorum. Hikayenin daha dinamik olmasından dolayı tercih ettiklerini düşünüyorum. Diğer taraftan romanı çok severek okuyan gençler de var. Ben de 11 yaşında Gazap Üzümleri'ni okumuştum. Benim içim rahat. Genç yazarlar beni çok mutlu ediyor. Beğenerek okuyorum. Ama genç okurları, genç yazarlar kadar önemsiyorum.

 

ÖYKÜ İLE HİKAYE...

Hiç, 'öykü' adını kullanmıyorsunuz. Özellikle 'hikaye' demeyi tercih ediyorsunuz. Neden?

 

Sözcük olarak 'hikaye' adını sevdiğim için değil. Hikaye sözcüğünü daha kullanışlı buluyorum. Örneğin, size bir olay anlattığımda 'Hikaye etti' dersiniz; 'Öykü etti' demezsiniz. Hikayelerin kullanım alanı daha geniştir. Maymuncuk gibi her kapıyı açar.

 

Öykü ya da hikaye, tür olarak romanın gölgesinde kalıyor mu sizce?

 

Ben, bu ayrımın olduğunu düşünmüyorum. Hikayeler, bir şekilde hedeflenen okuyucunun menziline giriyor. Yeter ki hakkı verilsin. Yeter ki uzun bir yazıdan kaçınmak için değil; yazarın içinden bu geldiği için roman yerine hikaye yazılsın. Biri diğerinden daha üstün veya önde değil. Ama yine de söylemeliyim ki roman yazmak, hikaye yazmaktan daha zordur.

 

Yazmaktan çok okumak vurgusu yapıyorsunuz. Neden?

 

İnsanlık farklı bir bellek boyutuna geçti. Artık isim ve rakamları ezberleme mecburiyetimiz yok; kaydediyoruz. Teknoloji buna neden oldu. Bugün her zamankinden daha çok okumak gerekiyor. Kitap okumak, bireyin içinde bir süreç başlatıyor. Kendi kişiliğini arayışa götürüyor. Yargılamadan anlamayı öğreten bir bilimdir okumak. Bu nedenle okumak, daha çok okumak gerekli. Sonunda ruhumuz özgür kalacak ve daha güzel şeyler yazmaya başlayacağız.

 

Kurgu ile yazmayı başaramadığınızı söylüyorsunuz. Bu, kendinize özgü yarattığınız dili destekleyen bir durum mu?

 

Kurguyu beceremiyorum. Kurgulayarak yazanları takdir ediyorum. Ama kurgusuz yazmak, otomatik vitesle otomobil kullanmaya benziyor. Vites değiştiriyorsanız bile, siz uğraşmıyorsunuz. İlhamla yazabiliyorum. Herhalde dilim de hafıza stoklarımdan 'Bu karakter nasıl konuşurdu?'yu çıkartıp otomatik olarak kullanıyor. O karakterin konuşma şeklini belirlemiş olmuyorum önceden. Böylece, doğallığını kaybetmiyor. Belki böyle bir avantajım olabilir.

 

HAYVAN SEVGİSİ...


Edebiyatçıların hayvan sevgisi dikkat çekici. Sizin gibi hayvan sahibi birçok ünlü yazar var. Sizce bir ilişki var mı edebiyat ve hayvan sevgisi arasında?

 

Empati kuramayan bir insan iyi bir yazar olamaz. Yazar, başka canlıların acılarını ve sevinçlerini kendinde yaşayabilmelidir. Ne yazık ki hayvanların çok acı çektiği bir dünyada yaşıyoruz. Herhalde yazar ruhu daha açık olduğu için, hayvan sevgisi yüksek olan insanlar çoğunlukta olabilir. Benim kedi ve köpeklerim var. Stephen King'in de akrebi varmış örneğin.

Yeni hikayeler şubatta!

 

Yeni hikaye kitabınız 7 Şubat'ta ayında raflarda olacak. Yeni kitabınız hakkında verebileceğiniz ip uçları var mı?

 

Evet, şubatta yeni hikayeler geliyor. 24-25 hikayeden oluşan, 'Bak Hele!' adı verilen bir hikaye kitabı bu. Çok neşeli hikayeler var içinde. Elbette, çok hüzünlü olanlar da var. Yazarken ağladığım... Bunlardan biri de kitaba adını verdi zaten. İnternette bana ulaşıp, 'Yeni kitap ne zaman çıkıyor?' diye soran okurlara jest olsun diye ara sıra gönderdiğim kısa hikayeler var içlerinde ayrıca.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.