1. YAZARLAR

  2. Ahmet Emin Yılmaz

  3. Felsefenin duayenleriyle terör, IŞİD, PKK, Ortadoğu sohbeti
Ahmet Emin Yılmaz

Ahmet Emin Yılmaz

Yazarın Tüm Yazıları >

Felsefenin duayenleriyle terör, IŞİD, PKK, Ortadoğu sohbeti

A+A-
Güne… Bu yıl üçüncüsü düzenlenen Uluslararası Felsefe Kongresi’nin açılış oturumunu izledik. Uludağ Üniversitesi Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde felsefenindünyada saygı gören iki yetkin ismini arka arkaya dinleme şansı elde ettik.
 İki felsefe hocası da düşünce sistematiğimizi geliştiren, ufkumuza yeni pencereler açan değerlendirmeler ortaya koydular.
Önce…
Türkiye’nin gururu olan Prof. Dr. Ioanna Kuçuradi’yi dinledik. İnsan hakları ışığında demokrasiyi anlatan müthiş bir konuşma yaptı.
Şu tespitinin altını çizdik:
“Devletin elinde bulundurduğu iktidarı kullanma biçimine göre iki yönetim şekli vardır: Cumhuriyetçilik ve despotizm.”
Şu tanımlamasını önemsedik:
“Cumhuriyetçilik yürütme kuvvetini yasama kuvvetinden ayırır. Despotizm ise yasaları, yani kamu istemesini özel isteme olarak kullanır.”
Bunu, Kant’ın bakış açısıyla yorumladı:
 

“Demokrasi bir tür despotizmdir, çünkü demokraside bütün yurttaşlar tek yurttaş hakkında, onun katılımı olmadan ve gerektiğinde tek yurttaşa karşı kararlar alabilen bir yürütme kuvveti oluşturuyor.”
Ardından…
Almanya’dan gelen Hamburg Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Norman Peach’ın konuşmasını dinledik. O da,“halklar hakkına karşı insan hakkı” konulu sunum yaptı.
Tespiti farklıydı:
“Bugün halklar hukuku düzeninde insan haklarının yalnızca bireyin güçlenmesini sağlamayıp, tersine devletlerin egemenliğini çökertmek ve Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın ve halklar hukukunun sağladığı barış düzenini boşa çıkarmak için ileri sürülüyor.
Gazeteye döndüğümüzde…
III. Uluslararası Felsefe Kongresi’nin iki koordinatöründen biri olan, Bursa Felsefe Kulübü Başkanı Diş Hekimi Gürkan Kaya’dan gelen telefonla heyecanlandık.
Çünkü…
Kuçuradi ve Peach gazeteye ziyaretimize geliyorlardı.
Dünyanın tanıyıp saygı gösterdiği iki felsefe duayenini Olay Medya’da ağırlamak müthiş bir duygu oldu. Arkadaşlarımız gazete ve televizyon için röportajlar yaptılar.
Sonrasında…
Felsefe eğitimi olan Olay Gazetesi Genel Yayın Müdürü Engin Özpınar’ın da katılımıyla, Prof. Dr. Ioanna Kuçuradi, Prof. Dr. Norman Peach, Diş Hekimi Gürkan Kaya ile uzun uzun günceli konuştuk ve yaşadığımız coğrafyada olanlar üzerine sohbet ettik.
Sohbetimiz…
Doç. Dr. Doğan Göçmen’in yaptığı Türkçe-Almanca çeviriyle daha da tatlı hale geldi.
Kısacası…
Felsefenin dünyaca tanınan ve saygı gören iki duayenini Olay’daki odamızda ağırlamak, uzun uzun sohbet etmek bizim için onur oldu.

 

***

 

Bursa bu kongreyi kaçırmamalıydı

 

Açıkça söylemek gerekirse… III. Uluslararası Felsefe Kongresi’nin açılış oturumu için Uludağ Üniversitesi Prof. Dr. Mete Cengiz Kültür Merkezi’ne adım attığımızda, şaşırdık.
Çünkü, salonda Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü öğrencileriyle öğretim üyeleri dışında dışarıdan kimse yoktu.
Oysa…
27’si yabancı 127 akademisyenin katıldığı ve 98’inin konuşma yaptığı, dünyada yetkin iki felsefe hocasının geldiği bu bilimsel toplantı daha fazla ilgi görmeliydi.
Bursa gibi her alanda kendini geliştiren bir kente salon görüntüsü yakışmadı.

 

***

 

Almanya’dan Kürt sorunu ve IŞİD’e felsefeci bakışı

 

Dünyanın saygı duyduğu felsefenin iki yetkin ismi Prof. Dr. Ioanna Kuçuradi ile Prof. Dr. Norman Peach’ı gazetede konuk ettiğimizde unutulmayacak iki saat yaşadık.
Üstelik…
İki büyük felsefeciyle günümüz olaylarını ve coğrafyamızda yaşananları konuştuk. O nedenle çok özel bir sohbetoldu.
Felsefe alanında Türkiye’nin gururu olan Prof. Dr. Kuçuradi, şiddet konusuna daha temel yaklaşım gösteriyor:
“Çocukların şiddete düşkünlüğü filmlerden kaynaklanıyor. Bilgisayar oyunlarında insan öldürdükçe puan topluyorlar.”
Sözün şiddete geldiği noktada Hamburg Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Norman Peach’ın değerlendirmeleri öne çıktı. Çünkü, Ortadoğu ve Kürt grupları üzerine araştırmalarıyla tanınıyor.
O da…
“1 ay önce Rojava’daydım. Orada insanlar demokratik bir toplum kurmak istiyor” diye söze başladı. Böyle bir tanımlama Irak ve Suriye’nin kuzeyinde Kürt devleti anlamına geliyor.
Ama Prof. Dr. Peach şuna dikkat çekti:
“Türkiye’de 2 yıldır barış var, kimse ölmedi. Ama son olaylarla sanki şiddet geri döndü.”
İzlenimleri doğrultusunda, “soruna politik çözüm bulmak gerektiğini” söylerken “Öcalan’ın durumu önemli” dedi. Bunun üzerine, “Nasıl bir beklenti olduğunu” sorduğumuzda şunu söyledi:
“Öcalan’ın Ortadoğu için demokratik toplum kurma düşüncesinin ne kadar destek gördüğünü gördüm. Terörist olarak tanımlamak yerine politik yolu seçip barış yoluna gitmek gerekir.”
Kuşku yok ki…
Bu bakış Türkiye’de fırtınalar koparır, kabul görmez. Ama Almanya’dan bakınca böyle görüyor:
“Almanya PKK’yı terörist örgüt olarak tanıyor. Fakat son zamanlarda terör tanımından vazgeçilmesi konuşuluyor.”
Yine araya girip “Peki, terörün öldürdüklerini ne yapacağız?” diye sorduk.
Şu cevabı verdi:
“Olayları kim nasıl yaptı tartışması asıl meseleyi ileriye değil, geriye götürür. Bu sorun askeri yoldan çözülmez.”
İlginç sohbette şunu söyledi:
“Amerikalılar Saddam’a saldırıp çökertti. Ama orada bir toplum çöktü. Sonra da kriminal bir yapı olarak IŞİD doğdu. Türkiye hükümeti de ne yazık ki IŞİD’i belli bir süre destekledi.”
Şunu vurguladı:
“Türk hükümetinin Kobani’den gelen sığınmacılara kapıları açması ne kadar övülse azdır. Bunun yanında Türkiye IŞİD’e karşı hastaneler dahil tüm sınırını kapatmalı.”
Bu noktada…
Tüm yaşananlardan sorumlu tuttuğu Amerika’nın bölge liderleri yerine kendi adamlarını oturtmak istediğini dile getirince şunu sorduk:
“Amerika’nın Kobani’de havadan attığı silahların bir kısmının IŞİD’in eline geçmesi yanlışlık mı, yoksa planlı mı?”
Güldü ve şu cevabı verdi:
“Kobani düşerse oraya verilen tüm silahlar da IŞİD’in eline geçecek. Daha ılımlı örgütler var. Onlar eğitilip silahlandırılıyor.”
Düşüncesi şu:
“En büyük sorunlardan biri Amerika’nın müdahaleciliği. Bütün bölge istikrarsızlaştırıldı, yıkıldı. Afganistan, Libya, Irak, Suriye… İran’a henüz el atmadılar Ama orası da dönüştürülmek istenen yerler arasında.”

***

 

Bursa logosu Kent Konseyi gündeminde

 

Merinos’taki toplantıda tanıtılan Bursa logosu içimize sinmemişti. Dünkü yansımalardan Bursa’da yaşayanların büyük bölümünün de içine sinmediğini anladık.
Böyle durumlarda kent halkının sesi olan bir yapı var. Bursa Kent Konseyi Başkanı Semih Pala’yı arayıp sorduk.
O da şunu söyledi:
“Katılımcılarımızdan bu konunun tartışılması için yoğun bir istek var. Biz de Bursa logosunu tartışmak üzere gündemimize aldık.”

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.