1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Hazreti Peygamber'e hakarete izin vermeyiz
Hazreti Peygamber'e hakarete izin vermeyiz

Hazreti Peygamber'e hakarete izin vermeyiz

Başbakan Davutoğlu, Charlie Hebdo'nun kapağında yer alan karikatüre ilişkin, "Hazreti Peygamber'e hakarete izin vermeyiz, burada bir tahrik vardır" dedi.

A+A-

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Brüksel'e hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda yaptığı basın toplantısında ziyaretine ilişkin bilgiler verdi.

Ziyareti kapsamında bir dizi ikili temasta bulunacağını ifade eden Davutoğlu, "Ziyarette bir çok başlık söz konusu olacak. Tabii her şeyden önce müzakere sürecimizin geldiği son nokta ve 17. fasıl başta olmak üzere, bundan sonra müzakerelerin hızlandırılabilmesi için yapılacak çalışmaları ele alacağız" dedi.

Davutoğlu, ayrıca, vize serbestliği ve geri kabul anlaşması müzakerelerindeki son gelişmelerin, gümrük birliği ve transatlantik ortak yatırım ve ticaret alanı konusundaki tutumun da görüşüleceğini anlattı.

İkili gelişmeler ve görüşmeler dışında, başta Suriye olmak üzere uluslararası ve bölgesel konularda da istişare fırsatı bulacaklarını belirten Davutoğlu, Brüksel'deki kanaat önderlerine, akademisyelere, medyaya hitap edeceğini, akşam da Belçika'daki Türk vatandaşlarıyla buluşacağını kaydetti.

"Tutumumuz ilkeseldir"

Bir gazetecinin, "Paris'teki saldırının ardından karikatür tartışması Türkiye'ye de yansıdı. Bir mahkeme kararı var. Bu kararı destekleyenler de var eleştiriler de var. Diğer yandan Cumhuriyet gazetesi ile ilgili matbaa incelemesine destekler olduğu gibi eleştiriler var. Gazetenin önünde bazı protestolar da yaşandı. Bu anlamda genel bir değerlendirme alabilir miyiz" sorusunu yanıtlayan Davutoğlu, bu konudaki tutumlarının 3 ilkeye dayandığını söyledi.

Dünyanın neresinde olursa olsun, hangi gerekçeyle kim tarafından yapılırsa yapılsın terör saldırılarına karşı olduklarını vurgulayan Davutoğlu, "Çünkü terör saldırılarında masum insanların ölümü söz konusudur. Paris'teki saldırıda Ahmet Merabet isimli bir Müslüman da öldürülmüştür. Terör saldırılarına karşı olmamız nedeniyle Paris'teki yürüyüşe katıldık ve uluslararası dayanışmadaki yerimizi, öncülüğümüzü gösterdik. Bu konuda da hiç tereddüt göstermedik. Tutumumuz ilkeseldir" ifadelerini kullandı.

Terör nedeniyle çok kayıp veren Türkiye'nin dünyanın hiçbir yerinde terörün ortaya çıkmasını istemeyeceğine işaret eden Davutoğlu, buna karşı da açık ve net bir tutum takındıklarını söyledi.

Davutoğlu, şöyle devam etti:

"İkinci ilkesel ve net tutumumuz şudur, çok açık bir şekilde söylüyorum, basın özgürlüğü haraket etme özgürlüğü anlamına gelmez. Hele hele bu bizim şahsiyetimizden, kişiliklerimizden çok daha büyük anlam taşıyan ve alemlere rahmet olan bir peygambere, bir şahsiyete yönelik bir hakaret ise bu basın özgürlüğü değildir. Evet inanmayabilirsiniz, o sizin şahsi takdirinizdir. Aynen iki insan arasındaki ilişkinin her zaman iyi olması gerekmediği gibi ama iki insan arasındaki ilişki bugün yaşayanlar arasında dahi iyi değil diye kimse kimseye hakaret etme özgürlüğüne sahip değildir. Hele hele dediğim gibi bu 1,5 milyar insanın inandığı ve alemlere rahmet olarak gördüğü bir kişiyle, bir büyük önderle, bir peygamberle ilgiliyse buna basın özgürlüğü denmez."

Türkiye'de bu anlamda çok geniş kitlelerin büyük hassasiyetleri bulunduğunun altını çizen Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Şahsına gelebilecek hakareti dahi müsamahayla en azından sabırla karşılayabilecek insanlar Hazreti Peygamber'e bir hakaret olduğunda onu o ölçüde karşılamayacağı da açıktır. Hal böyleyken ve Türkiye'de bu hassasiyet varken birileri Hazreti Peygamber'e hakaret niteliği taşıyan bir karikatürü, bir görüşü basıyorsa burada bir tahrik vardır. Toplumun bu hassasiyetini bileceksiniz ama buna rağmen o karikatürü basacaksınız, altına birtakım yazılar yazacaksınız, bu açık bir tahriktir. Biz ilkesel olarak yine herhangi bir insana yapıldığında karşı çıktığımız gibi Hazreti Peygamber'e yapılacak hakarete de karşı çıkarız. Tutumumuz açıktır, nettir. Paris'te teröre karşı ilkesel tutumumuzda ne kadar kararlıysak, Hazreti Peygamber'in onurunu korumak konusunda o kadar kararlıyız. Hiç kimse bunu yapamaz. Bu sebeple her bir Müslüman bütün varlığını ortaya koyacak şekilde bir hassasiyete sahip. Bunu basın özgürlüğüyle ilişkilendirmek doğru değil. Başka yerlerde ilişkilendirilebilir, o ülkelerin kendi tutumlarıdır, Türkiye söz konusu olduğunda bu ülkede Hazreti Peygamber'e hakaret edilmesine izin vermeyiz. Bu çok açık ve net ilkesel tutumdur. Herkes de bunu böyle bilmelidir. Bu konu ilgili basın kuruluşları nezdinde de izah edilmiştir."

"Basın özgürlüğüyle hakaret etme alçaklığını yan yana koymayız"

Bu kadar hassas bir süreçten geçilirken, açık bir tahrik niteliği taşıyan tavır takınılmasının, "Bunda basın özgürlüğüne ve hakarete varan özgürlüğe dair yanlış kanaat olduğu kadar bir başka hesap da var mı" sorusunu beraberinde getirdiğini ifade eden Davutoğlu, "Dikkat ederseniz Hazreti Peygamber'i dizilerde kamyona kadar indirip böyle bir şey yapan paralel çete yayın organları, bu hakareti sahiplenecek, bunu medya özgürlüğü gibi gösterecek bir tutum takındılar. Bunu özellikle Peygamber aşığı bildiğimiz o cemaate vaktinde destek vermiş olan, o topluluğa diyeyim, destek vermiş olan samimi vatandaşlarımın da dikkatine getiriyorum" değerlendirmesinde bulundu.

Davutoğlu, bu konudaki ilkesel tavırlarıyla ilgili üçüncü konuya ilişkin şunları söyledi:

"Eğer böyle bir durum varsa tahrik söz konusuysa hakaret söz konusuysa ortaya çıkabilecek herhangi bir güvensizliği, bir güvenlik problemini kontrol altına almak için her türlü tedbir alınır. Kimse de bunu baskı olarak nitelendirmemelidir. Açıkça neredeyse 'gelin bize saldırın' gibi bir hakaret karikatürü basacaksınız ister istemez herhangi bir gerilimi engellemek için de güvenlik güçlerimiz tedbir alır. Türkiye'nin her köşesinde her türlü tedbiri alırız. Tekrar geçmişte yaşanan bazı acı olaylar gibi olayların yaşanmasına izin vermeyiz. Bu konuda da vatandaşlarımız müsterih olsunlar. Bu ülke insanının Hazreti Peygamber'e olan saygısını dünya alem bilir. Biz de Hükümet olarak da dediğim gibi basın özgürlüğüyle hakaret etme alçaklığını yan yana koymayız. Birisi bu tahriki yaparsa da karşılığında gerekli tedbiri alırız."

"Ulu şahsiyete karşı yapılacak hakaretin ne sonuç doğuracağı belli"

Başbakan Davutoğlu, bu konudaki ilkesel tutumun kamuoyuyla paylaşıldığını ve bu konuların doğurabileceği hassasiyetin de ifade edildiğini vurguladı. 

Bunun ifade edilmesine de ihtiyaç olmadığını belirten Davutoğlu, "Türkiye'yi tanıyan birisi, Türkiye'de yaşayan bir medya mensubu, kötü niyet taşımayan makul bir insan, Hazreti Muhammed'in bu ülke için ne anlam ifade ettiğini, Türkiye'nin her bir köşesinde farklı partilere oy vermiş, farklı kanaatlere sahip, farklı inançlara, mezheplere sahip olsa bile, Hazreti Peygamber'in ne anlama geldiğini, insanların gönlünde, ruhunda neye hitap ettiğini bilir" dedi.

Türkiye'nin bu konularda kayıtsız toplumsal dokuya sahip bir ülke olmadığını, bunu herkesin bilmesi gerektiğini ifade eden Davutoğlu, "Açık söylüyorum; yolda çevirdiğinizde sıradan bir insana hakaret ettiğinizde nasıl bu insandan tepki geliyorsa kendi şahsiyetinden ve var oluşundan çok daha fazla anlam yüklediği ulu şahsiyete karşı yapılacak hakaretin ne sonuç doğuracağı belli. Herkesin buna dikkat etmesi lazım" diye konuştu. 

Davutoğlu, bir gazetecinin, "İsrail Başbakanı Netenyahu, Sayın Cumhurbaşkanının, Paris'teki yürüyüşe Netenyahu'nun katılmasına gösterdiği tepkiye bir tepki verdi. Bir anlamda Hamas ile yanyana durmakla suçladı. İsrail Dışişleri Bakanı Liberman da Erdoğan için 'Yahudi karşıtı zorba' ifadesini kullandı. Değerlendirmeniz ne olacak?" sorusunu yöneltmesi üzerine, şunları söyledi:

"Sayın Cumhurbaşkanımızın tutumu doğrudur. Paris'te bulunduğumda da son ana kadar İsrail Başbakanı'nın katılacağına dair bir bilgi yoktu, sonradan katılacağı ortaya çıktı. Orada da zaten yalnızları oynamak durumunda kaldı. Doğrudur. Tekrar söylüyoruz, Paris'te katliam yapan teröristler ne kadar insanlık suçu işlemişlerse, Gazze'de plajda oynayan çocukları hava bombardımanıyla katleden, binlerce evi yok eden, her fırsatta Filistinli öldürmeyi neredeyse doğal hale getiren ve bizim için, Türkiye için ayrıca uluslararası sularda seyreden bir yardım gemisine operasyon yapıp vatandaşlarımızı katleden bir hükümetin başı olarak Netenyahu, aynı Paris katliamını yapan teröristler gibi insanlık suçu işlemiştir. Bundan kaçamaz. Orada bulunması insanlık vicdanıyla aynı perspektifte olaya baktığını göstermez. Liberman'a cevap bile vermeye tenezzül etmem ama eğer Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nı Yahudi düşmanlığı gibi birşeyle itham edecekse gitsin Türkiye'de, tarihi boyu Türkiye'ye sığınmış olan ve bu sebeple de onurla hep andığımız Musevi toplumunun öncülerine sorsunlar Türkiye'nin Yahudi karşıtı olup olmadığını. Bizim tarihimiz de şahittir, bugünkü politikamız da şahittir."

"Eğer zorba arıyorlarsa aynaya baksınlar"

Başbakan Davutoğlu, Türkiye'nin hiçbir zaman hiçbir dine karşı tutum alınmış kültürel  ve siyasi geçmişe sahip olmadığını vurgulayarak, "ister Yahudi, ister Hristiyan, isterse de Müslüman olsun, şimdi Suriye'de olduğu gibi, kim zulüm ederse onun karşısında da hiç tereddütsüz duracaklarını" bildirdi. 

Türkiye'nin tarihinde hiçbir zaman antisemitizm ve gettolar olmadığını, herhangi bir din mensubunun tahkir edilmediğini, öldürülmediğini, etnik kıyıma tabi tutulmadığını kaydeden Davutoğlu, bunun için rahat konuşup, vicdanlarından geleni söyleyeceklerini belirtti. Davutoğlu, "Eğer zorba arıyorlarsa aynaya baksınlar" ifadesini kullandı.

"Vatandaşlarımızı sükunete davet ediyorum"

Davutoğlu, dün Cizre'de bir çocuğun hayatını kaybetmesiyle ilgili "Bazı gazetelerde yorumlar var, Cizre'nin Çözüm Süreci'nde, Çorum gibi Maraş gibi maşa olarak kullanıldığına yönelik. Eğer tedbir alınmazsa da sonuçlarının çok daha kötüye gideceği yönünde de açıklamalar oldu. Sizin Cizre'ye yönelik önemli alacağınız herhangi bir tedbir var mı?" sorusunu ise şöyle cevapladı:

"Biraz önce İçişleri Bakanımızdan da daha detaylı bilgi aldım. Cizre'de hayatını kaybeden çocukla ilgili burada net olarak ifade etmek istiyorum, bunun, herhangi bir şekilde emniyet görevlilerimizin kurşunlarıyla öldürülmesi söz konusu değil. Orada ne fiili bir müdahale ne de gaz kullanımı söz konusu oldu. Bu konuda açıklamalar yapıldı, araştırmalar da devam ediyor ama böyle bir iddia, spekülasyon üzerinden Cizre'de tekrar gerginlik yaratmaya çalışanlar provokatörlerdir. Türkiye'nin her bir ilçesi, beldesi, sokağı aynı ölçüde, kamu düzeni anlamında aynı önemi taşır. Bunun için de Cizre'de alınması gerekecek tedbirler ne ise hepsinin alınması talimatını da verdik. Türkiye'de hiçbir ilçenin, köyün, sokağın ve orada yaşayan vatandaşlarımızın kamu düzeni anlayışı dışında olduğu kabul edilemez, böyle bir şey olmaz. Daha önce Cizre'de iki taraf arasında çatışmaların nelere yol açabileceği ortaya çıktı. O bakımdan her şeyden önce vatandaşlarımızı sükunete davet ediyorum, Cizre'de ve bütün Türkiye'de. 6-7 Ekim olayları benzeri provokasyonlara yönelinmemesi konusunda dikkatli davranmaya davet ediyorum."

Emniyet görevlilerinin, jandarma ve güvenlik güçlerinin azami ölçüde dikkatli olduklarına, vatandaşlara herhangi bir şekilde zarar gelmemesi için büyük bir özen gösterdiklerine değinen Davutoğlu, "Yine bundan sonra da Cizre'de de her türlü tedbiri alarak, kamu düzenini orada da her şekilde sağlamak konusunda da kararlılığımızdan kimsenin şüphe ve tereddüt etmemesi lazım" ifadesini kullandı.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.