1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. Olay, Bulgaristan'ın 'kahraman' ilçesinde...
Olay, Bulgaristan'ın 'kahraman' ilçesinde...

Olay, Bulgaristan'ın 'kahraman' ilçesinde...

Bulgaristan.... Bir zamanlar Türk isimlerin Bulgarlaştırıldığı, vatandaşlarımızın çok büyük zulüm gördüğü bir ülke... Ama, şimdilerde o kötü günlerden hiçbir eser yok.

A+A-

ENVER AKASOY / BULGARİSTAN NOTLARIM - 1

Artık barışın, özgürlüğün hüküm sürdüğü, Türk ve Bulgarların kardeşçe yaşadığı bir coğrafya orası...

Sevgili meslektaşım Sevinç Çelebi, ‘Abi sizleri doğup büyüdüğüm topraklara götürmek istiyorum. Gelirseniz çok sevinirim' deyince 2 gece 3 günlük gezi için hemen hazırlık başlattık.

Sponsor da bulmuş Sevinç... Bu güzel programı öğrendiklerinde Bursa Turizm'in sahibi Nuri Cibaoğlu ve Nedi Turizm'in sahibi Neriman Öztürk harekete geçmiş, bizlere ulaşım desteği vermişler.

Vamates Yönetim Kurulu Başkanı, Triomenajerlik Yapım'ın sahibi ve 'Zerk' filminin yapımcısı Murat Aktunalı da bu işin finansmanından geri kalmayan isimler olmuş.

cebel---enver-akasoyl.jpg

Sevinç ve ben dahil, Yeni Dönem Gazetesi'nden Huriye Gül Kolaylı, Meydan Gazetesi'nden Boybeyi Çelik, A Gazete'den Mehmet Çetinkaya, Şehir Gazetesi'nden Canan Güleç, Haber Gazetesi'nden Caner Evyapan, Osmangazi Belediyesi Basın Halkla İlişkiler Müdürü Gülşah Cebelli (onun da doğduğu topraklar), Birol Çelebi, Hayriye Öztürk olmak üzere 10 kişi bölgenin tarihini, kültürünü, doğasını görüp gözlemlerimizi paylaşmak için bizleri sağ salim getirip götüren ulaşım görevlimiz Tamer Durmaz ile düştük yollara.

cebel-1.jpg

Bulgaristan’da demokratik hareketin ilk başladığı bölge, Kırcaali’ye bağlı Cebel ilçesi, şirin mi şirin bir yer...

‘Kahraman’ diyoruz, çünkü yazının hemen girişinde de vurguladığım gibi 1980’lerin sonunda baskı ve şiddetin arttığı, hatta Belene’de işkencelerin yapıldığı bir dönemde ‘artık yeter’ denilerek binlerce kişi bu ilçede sokaklara dökülüp seslerini tüm dünyaya duyurdu. Bu yüzden de başlık ‘Kahraman Cebel’ diye atıldı.

Doğu Rodoplarda yer alan Cebel, Kırcaali’ye bağlı 7 ilçeden biri... 19 Mayıs 1989’da başlayan o kahramanlık öyküsünü şimdi gelin Cebel Belediye Başkanı Bahri Ömer’in ağzından dinleyelim.

cebel---bahri-omer.jpg‘Bulgaristan’da isim değişikliğiyle başlayan eziyet ilk olarak Pomaklara yapıldı. Bizlere de 1984 yılının sonunda dokunuldu. ‘Siz Bulgarmışsınız. Dedelerinizin soyuna dönüyorsunuz’ diyerek isimlerimiz değiştirildi. Soya dönüş adı altındaki bu baskıya ve soykırıma ‘yeter artık’ diyen ilk Cebel halkı olmuştur. 19 Mayıs 1989’da, yani Atatürk’ün Samsun’a ayak basmasından 70 yıl sonra meydana döküldük. Bu isyanla Almanya’daki Berlin Duvarı’nın yıkımına kadar olan süreç buradan başladı. Biz bundan onur ve gurur duyuyoruz. Belediye Meclisimizin kararıyla da 19 Mayıs Doğu Avrupa’nın da kurtuluşu ve Cebel’in resmi bayramı oldu.

Tam 25 bin kişi o gün meydanlara dökülerek ‘Ne mutlu türküm’ diye haykırdı. Kurtuluş mücadelesi Cebel’den başladı.’

İLÇEDE 6 BİN TÜRK VAR

6 dönem olmak üzere 23 yıldır belediye başkanlığı yapan 2 dönem de milletvekilliği görevinde bulunan Bahri Ömer, 1989’dan önce Cebel’in nüfusunun 30 bin olduğunu da belirterek, ‘1989 öncesi kayıtlara göre Cebel’de 29 bin 988 kişi vardı. 12 kişi daha olsaydı bu rakam resmi kayıtlara 30 bin olarak geçecekti. 1989 yılından sonra göçle birlikte sayımız 9 bine düştü. 3 bin kişi de çalışmak için başka ülkeleri tercih edince şu an Cebel’de 6 bin 157 kişi ikamet ediyor’ şeklinde konuştu.

BASKILAR HALA SÜRÜYOR

Cebel Belediye Başkanı Bahri Ömer’e göre, Türk azınlığa yönelik baskılar az da olsa hâlâ sürüyor. Başkan Bahri Ömer, ‘Halkımız buralardan kaçsın diye bize baskı yaptılar. O temizleme politikası az da olsa devam ediyor hâlâ. Biz her güçlüğe göğüs germeye çalışıyoruz. Ama şunu unutmasınlar ki, Biz Türkler bu coğrafyadan gidince Bulgaristan bitiktir’ diyor.

BULGARLAR HAYLAZ!

Bölgeyi gezerken gördüğümüz o muhteşem dokuyu hatırlayarak Başkan Ömer’e, ‘Sayın Başkan, burada sanayi kirliliği yok. Doğa ve yeşil çok güzel korunmuş. Organik tarıma uygun araziler gördük’ deyince aldığımız yanıt bizi önce şaşırttı.

Başkan, ‘Halk haylaz’ deyince, ‘Türkiye’deki soydaşlarımızın çok çalışkan olduğunu görüyoruz’ diye ekledik.

O da, ‘Yanlış anlaşıldı galiba... Ben bizim bölgemizi demiyorum. Haylaz olan Bulgarlar.. O yüzden diyorum biz gidersek bunlar biter diye. Bunu kendileri bile biliyor. Bulgaristan’daki Türkler gitti, iş bitti diyor bazıları. Hepsini suçlamayalım. Onların da çalışkan olanı var ama büyük kısmı haylaz. Çalışmadan toprak al sana organik ürün demiyor’ şeklinde karşılık verdi.

CEBEL VE YILDIRIM KARDEŞ

Cebel ile Yıldırım Belediyeleri arasında yıllar önce bir kardeşlik bağı kurulmuş. Cebel Belediye Başkanı Bahri Ömer bunu şöyle anlatıyor:

Her iki belediyenin isimlerini taşıyan caddeler var. Bizim burada Cebel’e giriş ve çıkışı sağlayan ana caddenin adı Yıldırım’dır. Bursa’nın Yıldırım ilçesinde de iki tane Cebel Caddesi var. Bunlar kardeşliğin pekiştirilmesi için yapıldı.

SAVCIYI NASIL DİZE GETİRDİ?

Başkan Bahri Ömer’in gururla söylediği bir ayrıntı var ki, o da şu... ‘Cebel’e Hoş Geldiniz’ diye Türkçe bir yazı sadece Cebel’e girişte bulunuyor. Bu Türkçe yazı diğer ilçelerin tabelalarında yok.

Başkan Ömer, bu yazı için çok mücadele ettiklerini belirterek, ‘Savcının karşı çıkmasına rağmen tabelayı indirmedik. Sürekli bize yazılı tebligat yaptı tabelayı indirmemiz konusunda. Bulgaristan Anayasası’ndaki azınlık haklarında 11. maddeye vurgu yaparak kendisine sizinle Strasbourg’da görüşürüz o zaman dedim. Çünkü 11. maddede Türk azınlık kendi dilini okur ve kullanabilir yazıyordu. İşte o zaman anladı ki, Strasbourg’da ben kurtulamam inadından vazgeçti’ diyor.

CEBEL'DE BİR FABRİKA

cebel---fabrika.jpgCebel'de, 350 Türk çalışanın bulunduğu ve sahibinin de yine Türk olduğu bir de büyük fabrika var. Kaşif Kaşif'in sahibi olduğu otomotiv yan sanayii fabrikasında mesai 2 vardiya halinde sürdürülüyor. Emekçiye verilen değer gereği, gece çalışmak yok.

Ağır iş makineleri başta olmak üzere hidrolik silindir üreten fabrika 1996'dan beri Türk sermayesinin elinde. Yıllık cirosu 20 milyon Euro olan fabrika en son teknolojiyle donatılmış durumda. Üretim, insan gücünden ziyade robotlarla yapılıyor. Bu da işçinin bedenin yıpranmasını önlüyor.

PAPAZI OLMAYAN KİLİSE

cebel---kilise.jpg

cebel---reyhan.jpg6 bin nüfusa sahip Cebel'de , sayıları parmakla gösterilecek kadar Bulgar var. 100'e yakın Bulgarın olduğu ilçedeki kilise bu yüzden papazsız kalmış. Üç günlük gezi süresince yanımızdan ayrılmayan ve oldukça zengin bir bilgiye sahip olan rehberimiz Reyhan Mustafa Ferad, özel izinle açtırdığı kilisenin içini bizlere gezdirirken çok önemli bir de mesaj veriyor.

Reyhan Mustafa Ferad'ın anlattığına göre, kilise 1928'de yapılmış. Hıristiyanlar kilise isteyince Müslümanlar vakıf malını onlara hediye etmiş. Hatta inşaatında bile çalışmışlar.

Bulgar alfabesini yazan iki kardeşin adını taşıyan kilisede din ve ırk ayrımı gözetilmeden dayanışma ve kardeşliğin en güzel örneğinin sergilendiğini anlatan Ferad, ‘Yakın zamanda tamiratı bile Bulgarlardan çok Türklerin yardımıyla yapıldı' diyor.

7 KIZIN BİR GECEDE YAPTIĞI CAMİ

cebel---cami.jpg

Bulgaristan’ın güneydoğusunda Yunanistan sınırına yakın Nalbantlı Köyü’ndeki 600 yıl önce yapılan caminin öyküsü oldukça trajik... Efsaneye göre, 7 genç kızın nişanlısı Yemen’e savaşa gidiyor. Sevdicekleri geri dönmeyince de çeyizlerini ve sahip oldukları tüm malvarlıklarını satıp, toplanan para ile camiyi tek bir gecede inşa ettiriyor.

Tek bir çivi çakılmadan ahşaptan yapılan caminin bahçesinde 7 genç kızın kabri de bulunuyor.

BU KAYALAR ŞİFA KAYNAĞI

cebel-kaya-1.jpg

7 Kızlar Camii'nin bahçesinde bulunan ‘Delikli Kaya', ‘Diz Kayası', ‘Baş Kayası' ve ‘Bel Kayası'nın şifa kaynağı olduğuna inanılıyor. Farklı dertleri olup da derman aramak niyetiyle buraya gelenler önce kayanın içinden geçiyorlar. Ardından da diğer kayaların başına gidip niyetlerini tutuyor.

cebel-kaya-5.jpg

‘Peki kaç defa kayanın içinden geçmek gerekiyor' diye sorduğumuzda aldığımız, ‘Bursa'dan gelenler için 16 şartı aranıyor' cevabı bizi güldürüyor.

ÖZGÜRLÜK HAVARİSİ: NURİ  TURGUT ADALI

cebel---nuri.jpg

Bulgaristan'a gidince, Mestanlı'nın Çorbacılar Köyü’ndeki Nuri Turgut Adalı'nın kabrini ziyaret etmeden dönmeyin. Bulgaristan Türklerinin meşalesi, özgürlük havarisi Adalı, tam 23 yılını cezaevinde tüketmiş bir isim. Hayatını Türklüğe, Türkçeye, Türklerin hak ve özgürlükleri için verilen mücadeleye adayan Nuri Turgut Adalı'yı bölge halkı anlatmakla bitiremiyor. 2004 yılında 82 yaşındayken hayata gözlerini kapayan Adalı, çeşitli etkinliklerle de anılıyor. Nuri Turgut Adalı adına yapılmış Mestanlı'da bir de park bulunuyor.

CEP HERKÜLÜ NAİM BURADA YETİŞMİŞ

cebel---naim.jpg

Üç günlük gezimizde konakladığımız ilçe olan Cebel'e 15 kilometre mesafedeki Mestanlı'yı da gezme ve tanıma fırsatı bulduk. Bize burada ise İsmail Köse Ömer rehberlik etti. 30 bin nüfuslu Mestanlı'da merhum Naim Süleymanoğlu'nun Bulgaristan'dayken antrenman yaptığı ve şimdilerde adını taşıdığı spor salonunun önünde sohbet ediyoruz. Köse Ömer, ilçede belediye meclisinin aldığı karar gereği salonun önüne Naim Süleymanoğlu'nun heykelinin dikileceğini de bizlere söyledi.

ZORUNLU GÖÇ DEĞİL BU BİR SOYKIRIM

cebel---ismail.jpgEski bir güreşçi olan, bilgisayar mühendisliğini bitiren ve aynı zamanda gazetecilik yapan İsmail Köse Ömer, bulundukları ülkede yaşayanlara Bulgaristan Türkü denilmesinden rahatsız. Çünkü, bu ifade biz Türkleri sadece bu bölgeyle kısıtlıyor.

İsmail Köse Ömer'e göre Bulgaristan Türkü yerine Bulgaristan'da yaşayan Türkler demek en doğru bir ifade.

‘Sosyolojide bu kavramlara dikkat edilmesi gerekir' derken şuna da vurgu yapıyor:

Burada zorunlu göç denen bir şey yoktu. Yaşananlar etnik bir temizlikti. Asimilasyon falan demek de işi hafife almaktır. Bu kavramların her birine dikkat edilmesi lazım. 

TÜRK HEP MUTLUDUR

İsmail Köse Ömer son olarak da, Türklüğün öneminden övgüyle söz ederek ‘Türkün mutsuz olma gibi bir lüksü yok. Türkün ayak bastığı her yerde yeşillik var, huzur var, mutluluk var. bahçesi yeşil, mezarı temiz olanın mutsuz olma lüksü var mı?' diyor.

MEDRESEYDİ AMA BUGÜN MÜZE

cebel---muze.jpg

Kırcaali'deki bu görkemli yapı, önceden Türkler tarafından medrese olarak kullanılıyormuş. Komünizm döneminde devlet el koyup burayı müzeye çevirmiş. Bina, muhteşem bir mimari tarza sahip. Taş binanın Balkanlar’da eşi ve benzeri olmadığı söyleniyor. Vakıf malı yapıyı yeniden kazanabilmek için verilen hukuki mücadelenin de sürdüğü öğrenildi.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.