1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. 'Parti kapatılmasını imkansız hale getirelim'
'Parti kapatılmasını imkansız hale getirelim'

'Parti kapatılmasını imkansız hale getirelim'

Davutoğlu, muhalefet partilerine çağrıda bulunarak, "Hemen yarın gelin, hep beraber, anayasa değişikliği ile parti kapatılmasını imkansız hale getirelim" dedi.

A+A-

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Türkiye’de Kadının Değişen ve Gelişen Konumu" konulu panelde yaptığı konuşmada, Diyarbakırlı bir annenin yüreğine düşen bir acıyı, Konyalı bir annenin yüreğine düşün acıdan ayırt ederlerse bu hayatın ve ömrün kendilerine haram olacağını söyledi.

Kadınlar Günü'nü özellikle Mardin'de irdak etmek ve burada kadınlara seslenmek istediğini belirten Davutoğlu, "Eğer birileri nefret dili kullanırsa, birileri bu toprakların çocuklarını birbirine düşman etmek için harekete geçerse, onların karşısında öncelikle dimdik duracak olan bu toprakların anneleridir, kadınlarıdır, onlara selam olsun" diye konuştu.

Oğlu Ramazan'ın dağa çıktığına dair bilgiler alan Güleser Toy'un, Ankara'ya geldiğini hatırlatan Davutoğlu, geçen hafta bir davetiye aldığını, evine dönen Ramazan Toy'un kendisini düğününe çağırdığını, bunun, kardeşlik çabalarının en somut sonuçlarından biri olduğunu söyledi.

"O kahraman Diyarbakır annelerini, çocukları için yola düşen, elindeki tek traktörü satan babaları selamlıyorum. Onlar bu topraklarda çözüm sürecinin garantörleridir, hamileridir, herkesten çok onlar övgüye layıktırlar, hepsine selam ediyorum" diyen Davutoğlu, şunları kaydetti:

"İşte bunun için biz son açıklamayı, silahları bırakma açıklamasını, teknik bir görüşme sonucu ortaya çıkan bir açıklama olarak görmedik. Herkes iyi niyetliyse, bu açıklamayı yapanlar şimdiye kadar yaptıkları gibi sözlerinden dönmeyip eğer gerçek anlamda bu açıklamaya sahip çıkarlarsa, silahların sustuğu bir Türkiye'de diller, gönüller, zihinler konuşmaya başlar. Silahların konuştuğu bir Türkiye'de ise önce zihinler susar, fikir alışverişi olmaz, diller susar, iletişim olmaz ama en önemlisi gönüller susar. Ve o susan gönüllerden annelerin çığlıkları yükselir. Biz buna izin vermeyeceğiz. Dışarıdaki bazı odakların ve içerideki uzantıların sabote ettiği bu kardeşliğin ortadan kaldırılmasına müsaade etmeyeceğiz. Türk ve Kürt, Sünni ve Alevi bütün anneler buna sahip çıkacağız. Bence eğer 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nden 21 Mart Nevruz'a hepimizin bahar bayramına, tabiatın yeniden doğduğu, Rabbimin tabiata yeniden lütfettiği o bahara erişirken, hepimiz inşallah bu dönemi kardeşlik dönemi olarak geçirelim. Ve bunu kadim kültürümüzün bir parçası olarak görelim."

"Mardin'den kadim kültürümüzün sesini yükselteceğiz"

HDP'li bir milletvekilinin, kadına yönelik şiddet konusunda İslamiyet'i suçlayan bir dil kullanmasına çok üzüldüğünü belirten Davutoğlu, İslam'ın rahmet, merhamet dini olduğunu ifade etti.

İslamın, kadim kültürün özüne gidildiğinde "merhamet" üzerinden yeni bir dünyanın inşa edileceğine işaret eden Davutoğlu, "Yeni bir Mardin, Mezopotamya, Türkiye inşa edeceğiz. Yeni bir Türkiye üzerinden, yeni bir Ortadoğu inşa edeceğiz. Yeni bir Ortadoğu üzerinden, bu toprakları bataklık haline getirmeye çalışan veya öyle ifade edenlere karşı, Mardin'den kadim kültürümüzün sesini yükselteceğiz" dedi.

Mardin'den muhalefet partilerinin kadın milletvekillerine seslenen Davutoğlu, şöyle konuştu:

"El ele verin, hani biz erkekler bazı şeyleri deruni hissedemeyebiliriz ama siz hissedersiniz. Meclis'te grubu bulunan 4 partinin milletvekilleri el ele verip, 'biz de kardeşlik diyoruz, biz de analar ağlaman diyoruz' diye ortak bir mesaj yayımlasalar ne güzel olurdu. MHP'li, HDP'li, CHP'li farklı siyasi şeylerden, bütün milletvekillerine çağrıda bulunuyorum. İşte bizim kadın milletvekillerimiz burada, onlara da talimat veriyorum; Öyle bir girişim başlatın, Kadınlar Günü'nde ebedi ve ezeli kardeşlik girişimi. Bizim milletvekillerimiz buna hazırdır. Ümit ederiz ki şu veya bu taraf adına konuşan bütün siyasi partiler de bu çizgide buluşurlar."

Silahlar sustuğunda zihinlerin, dillerin, gönüllerin konuşmaya başlayacağını dile getiren Davutoğlu, "Zihinlerin konuştuğu yer, siyaset anlamında parlamentodur, siyasettir, hangi görüş zikredilirse zikredilsin, meydanlardır, toplantı ve gösteri yaparak fikirleri ifade etmektir" ifadesini kullandı.

"Gelin sadece siyaset dilini, özgürlükleri, barışı konuşalım"

Hiçbir zaman şiddeti bu sokaklarda görmemiş, geçmiş 30 yıl içinde yaşanan acılarda dahi barışçıl ortamını korumuş Mardinlilerin, 6-7 Ekim olaylarında, bu çok kültürlü yaklaşıma ihanet eden bir şiddet ortamını gördüğünü hatırlatan Davutoğlu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki vatandaşlara "Ne gerekçeyle olursa olsun, tekrar şiddeti hakim kılmak ve 6-7 Ekim olaylarında yaşanan acıları bu topraklarda, bu halka tekrar yaşatmak isteyenlere karşı el ele veriniz. O şiddet tahrikçilerine karşı öne çıkınız ve şehirlerinize sahip çıkınız" diye seslendi.

Hiç kimsenin, aynı Halep'te Musul'da olduğu gibi, kadim şehirlerin yıkılmasına izin verecek bir şiddete olumlu bakmayacağını ifade eden Davutoğlu, şiddet dilinin olmaması, herkesin siyaset dilini özgürce kullanması, siyaset üzerinden her şeyin konuşulabilmesi için tedbir aldıklarını kaydetti.

Havalanından, konuşma yaptığı salona gelirken, açılan pankartlarda Türkçe, Kürtçe ve Arapça'nın yanyana olduğunu gördüğünü belirten Davutoğlu, "Madem ki bu kardeş diller, türküler bu sokaklara hakim oldu, o zaman gelin sadece siyaset dilini, özgürlükleri, barışı konuşalım. Ama hiçbir şekilde bir daha silaha yada şiddete yönelik tavır alanlara izin vermeyelim" dedi.

"İşte güzel bir şans..."

Konuşmasında, "CHP'nin kapatılacağı" iddialarına da yer veren Davutoğlu, demokratik siyasetin olduğu bir yerde parti kapatmanın olamayacağını söyledi.

Çarpıcı ve utanç verici bir kapatma davasına muhatap olmuş bir parti olarak, her zaman "Partileri halk açar, halk kapatır" dediklerini  hatırlatan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Kimsenin bu ülkede parti kapatılmasını mazur görmesi mümkün değildir. Ama madem ki böyle bir kaygı var, buradan bir çağrıda daha bulunuyorum muhalefet partilerimize. Daha Meclis faaliyetini gösteriyor, seçime de vakit var. Hemen yarın gelin, hep beraber bir anayasa değişikliğiyle parti kapatılmasını imkansız hale getirelim. 2010'da biz anayasa reformu yaparken, diğer partiler buna destek vermediği için siyasi partilerin kapatılması 3 oy gibi az bir oyla, referanduma sunulamamıştı, 327 oyda kalmıştı. O zaman sizler hep şunu düşünmüştünüz belki muhalefet partileri olarak, özellikle CHP, 'Nasıl olsa CHP hiç kapatılmaz, kapatırsa CHP kapatır ama CHP kapatılmaz.' Tek parti döneminden gelen alışkanlık, 12 Eylül dışında da olmadı. Onun için ona 'hayır' dediniz, MHP'de 'hayır' dedi, ama ilginç olan HDP'de 'hayır' dedi. Yani en çok parti kapatmaya muhatap olan HDP'de 'hayır' dedi ve o geçmedi, AK Parti oyları yeterli olmadı. Şimdi buradan sesleniyorum, işte güzel bir şans."

Amerika'dar gelir gelmez, AK Parti Grupbaşkanvekili Mustafa Elitaş'ı Resmi Konut'a çağırarak, "Hemen bir hazırlık yapın, muhalefet partisi grupbaşkanvekilleriyle konuşun ve derhal Türkiye'de geçmişte büyük bir demokrasi ayıbı olan parti kapatma meselesini tümden bitirelim" dediğini aktaran Davutoğlu, "İşte Kılıçdaroğlu'na sesleniyorum; Böyle bir kaygınız varsa gelin, 2-3 saatte biter bu iş. Hepimiz, 550 milletvekilinin imzasıyla bir daha Türkiye'de, demokrasisi de parti kapatma utancının yaşanmayacağı bir anayasa değişikliğini hep beraber oylayalım, kabul edelim" ifadesini kullandı.

"Parti kapatma şiddet kültürüdür"

"Hepimiz 550 milletvekilinin imzasıyla, bir daha Türkiye'de demokraside parti kapatma utancının yaşanmayacağı bir anayasa değişikliğini hep beraber oylayalım, kabul edelim" çağrısında bulunan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ama bunu yapmıyorsanız, eğer bunu yapmayacaksanız buradan söylüyorum. Bir takım vehimler üzerinden, bir takım kaygılar üzerinden eğer mağduriyet edebiyatı yapıp, bizi kapatacaklar diyerek ağlayıp sızlanarak halkın üzerine giderseniz, biz de halkın huzuruna gider ve deriz ki: 'Bizim bu teklifimize onlar hayır dedi.' Bir daha söylüyorum; AK Parti olarak hiçbir zaman herhangi bir partinin isterse bize karşı sert muhalefet yapıyor olsun, hiçbir partinin kapatılmasına rıza göstermeyiz, onlarla birlikte demokrasi mücadelesi veririz. Bundan da ilkesel olarak hiçbir taviz vermeyiz. Çünkü parti kapatma da demokraside bir şiddet kültürüdür. Fikirle yenemediğin bir siyasi partiyi şiddetle kapatmadır. Ona karşıyız."

New York'ta, 2 gün önce BM Genel Kurulu'nda kadına yönelik şiddet, kadın hakları ve kadınlar günü ile ilgili yapılan özel toplantıda bir konuşma yaptığını anımsatan Davutoğlu, dünyanın neresine giderse gitsin Mardin'e mutlaka atıfta bulunduğu kaydetti. 

Davutoğlu, bundan birkaç yıl önce büyükelçilerle geldikleri Mardin'de yaptığı konuşmada, kent için "Medeniyetimizin biblo şehri" ifadesini kullandığını anımsatarak, şöyle konuştu:

"Son, Davos'ta 'Türkiye'yi ziyaret etmek istediğimizde nereye gidelim?' dediklerinde de (Eğer tüm medeniyetlerin hülasasının özetini görmek istiyorsanız Mardin'e gidin.) demiştim. Gerçekten Mardin ruhumuza, tarihimize, kimliğimize hitap eden çok özel bir şehir. Bugün havalimanından geldiğimde, bu konuşmadan bir kısmı gençlik teşkilatımızın bir bez üzerine yazdığını gördüm. Seneler önce eşim ve çocuklarımla Şanlıurfa'dan Mardin'e doğru giderken,  bir akşam üzeri Kızıltepe'den Mardin'e doğru çıktığımda ve Mardin'e çıkıp da Mezopotamya'ya doğru baktığımda o engin ovada aslında tüm o insanlara bakan bir çift uhrevi göz gibi Mardin'in buraya konuşlandığını görmüş, hissetmiştim. Mardin bana her zaman Zeytin dağından bakıldığında Kudüs'ü hatırlatan bir bakışla tüm Mezopotamya'ya dönüp insanlığın tüm erdemi bende tecessüm etmiştir.

 Davutoğlu, Mardin'de bulunmanın başlı başına bir ayrıcalık olduğunu vurgulayarak, "Medreseleri içinde hissederek Mardin'i yaşamak bir ayrıcalık. O nedenle Mardinlilere hep gıpta etmişimdir. Bu şehre sahip çıkmak lazım, bu şehri gelecek nesillere medeniyetimizin birikimi olarak yansıtmak lazım" ifadesini kullandı.

Mardin ile karşılaştırıldığında New York'un daha dünkü küreselleşmenin şehri olduğunun altını çizen Davutoğlu, New York'ta kadın konusu üzerine yaptığı konuşmayı hatırlattı.

"Ahlakı nesilden nesile aktaran kadındır"

"Birçok yerde kadına yönelik şiddet konusu olsun, kadın meselesi olsun sanki geleneksel kültürümüzün, kadim kültürümüzü, inancımızın kadına yeterince saygı göstermediği ve sanki kadına yönelik şiddetin geleneksel toplumlarda ve kültürümüzde yaygın olduğu gibi bir kanaat zikredilir" diyen Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Kadim kültürümüzü benimseyen herkes bilir ki biz de kadına olan saygı, kadına olan ihtiram inancımızın gereğidir. Resulullah'ın sünnetidir, Hz. Ayşe, Hz. Fatıma, Hz. Hatice'nin Resulullah'ın dünyasında edindiği yer itibarıyla derinlikli bir muhabbetin yansımasıdır. Nasıl şehrin estetiği mimari ise insanın estetiği de ahlaktır. Ahlakı bir nesilden bir nesile aktaran da kadındır, annedir, kız kardeştir, ninedir. Kadınlarımız olmasaydı kültürel sürekliliğimiz olmazdı. Eğer kadınlarımız o kültürel süreklilik içinde değerlerimizi gelecek nesillere aktarmamış olsalardı o nesiller o kültürün temel özlerinden mahrum kalırdı. Her şeyden önce Mardin'den bu kadim şehirden tüm milletimize hitaben demek isterim ki bizim kültürümüz kadına saygı üzerine kurulmuştur. Bizim inancımız zinhar kadına yönelik herhangi bir ayrımcılığa dayanmaz. Aksine bizim inancımız, kadına ihtirama dayanır kadını insanoğlunun en şerefli mahluk olarak yaratıldığı anlamda o şerefli insanlığın yarısını temsil eden çok özel bir makamla şereflendirilmiş bir insan toplulu olarak tanımlar. Kadın Kur'an'da bir suredir, Nisa suresi."

"Bizim için kadın ve erkek eşrefi mahlukat olarak eşittir"

Başbakan Davutoğlu, Mardin'de Hatuniye Medresesi bulunduğunu, bunun kadim kültürün bir parçası olduğunu dile getirerek, Tokat'ta da Hatuniye Mederesesi'nin olduğunu anımsattı.

"Bizim kadınlarımız kadim kültürde hiçbir zaman toplumun dışına itilmemiş, toplumla bağları koparılmamıştır. Kadim kültürümüzü anladığınızda işte o zaman kadına, anneye, kız çocuklarına muhabbettin ve sevginin inancımızın asli unsuru olduğunu da görürsünüz" diyen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kadın, zarafettir, nezakettir, letafettir. Kadınların olmadığı bir ortamda nezaketin, zarafetin ve letafetin azaldığını hissedersiniz. Bu anlamda 8 Mart Kadınlar Günü, belki modern dönemde her bir günle anneler, babalar ve kadınlar hatırlanır. Bizim ise her günümüz muhabbetle ve aile içindeki muhabbettin dayandığı kadına ihtiramla taçlanmıştır. Anneye hürmet gösterilen her gün, kadınlar günüdür, bizim için annenin elinin öpüldüğü her gün, eşe muhabbetle bakılan her gün, kızımızın başının okşandığı her gün, bizim için kadınlar günüdür. New York'ta da zikrettim. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak hitap etme dışında ki o büyük şereftir 3 kız çocuğunun babası olarak da hitap ettim. Cahiliye adetlerini ayaklarının altına alan Resulullah'ın kız çocuklarına yönelik o ayrımcı tavrı nasıl yok ettiğini bilirsiniz. Kız ve erkek çocukları arasında ayrım yapan kim olursa olsun hatta kızlar lehine pozitif ayrımcılık yapmayan bir baba için büyük eksiklik olarak görürüm, aslında Resullah'ın bu sünnetinden de inhiraf etmiş olur. Bizim için kız ve erkek çocuklar masumdur ve her birisi her türlü ihtirama layıktır. Bizim için kadın ve erkek eşrefi mahlukat olarak eşittir ve her birisi bu anlamda Allah'ın yeryüzündeki kudretinin yansıması olması hasebiyle  izzet ve şerefle muameleye layıktır. İzzet ve şerefle muamele kadına yönelik şiddetin bir anlamda toptan reddedilmesi anlamına gelir."

Başbakan Davutoğlu, AK Parti hükumetleri olarak kadınlara yönelik özel bir çaba gösterdiklerini belirtti.

Davutoğlu, Türkçe, Kürtçe ve Arapça "Biz kardeşiz" dedi

Davutoğlu, zamanın ruhunu kardeşliğin oluşturduğunu belirterek, "Bugünlerde zamanın ruhu ne derseniz bana, esas itibariyle Türkiye'de, bütün Türkiye sathında çözüm süreciyle sağlanan kardeşlik ve barış ortamıdır" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'de kadınların evlat acısı çekmemesi için, eşlerin "Ne zaman acı bir haber alırım" diye tedirginlik içinde beklememesi için yıllarca süren çabayla çözüm sürecini geliştirdiklerini işaret eden Başbakan Davutoğlu, "Mardin insanı, asırlarca, Mardinlinin deyimiyle '7 bin yıl, 7 farklı dil, 7 farklı din, 7 farklı kültürün yaşadığı Mardin'den, bu toprakların bütün kültürleri, bütün dilleri, bütün farklı etnik ve mezhebi unsurları bizim zenginliğimizin bir çeşididir" dedi.

Davutoğlu, "Türkiye'nin mutlak anlamda birliği, beraberliği çerçevesinde" seslenerek, Türkçe, Kürtçe ve Arapça olarak "Biz kardeşiz" diye konuştu.

"Her türlü çabayı gösterdik, gösteriyoruz"

Çözüm sürecinin silahları bırakma çağrısıyla yeni bir aşamaya geldiğine işaret eden Davutoğlu, günün kardeşliğe sahip çıkma günü olduğunu vurguladı. Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti: 

"Kadınların sahip çıkmadığı hiçbir mesele başarıya ulaşmaz. Çözüm süreci bütün milletin malıdır, her şeyden önce kadınlarımızın, annelerimizin, kız kardeşlerimizin malıdır. Sizlerden bu kardeşlik projesine sahip çıkmanızı rica ediyorum. 30 yılı aşkın bir süre acı haberlerle dağlanan yüreklerin bir daha dağlanmaması için, bir daha hiçbir annenin 'Evladım acaba akşam eve sağ salim gelebilecek mi' diye düşünmemesi için, bir daha ezelde ve ebette kardeş olmuş olanların, bu güzel Mardin'de yan yana, içi içe yaşamış olanların, Türkiye'de yan yana, iç içe yaşamış olanların karşı karşıya şu veya bu şekilde çatışmamaları için biz devlet ve hükümet olarak her türlü çabayı gösterdik, gösteriyoruz."

"Çözüm süreci' diyoruz, 'Barış' diyoruz"

 

Bugün şu veya bu şekilde karşı karşıya getirilen gençlerin, 20-25  yıl önce Türkiye'nin neresinde olursa olsun, masum olarak dünyaya geldiklerine işaret eden Davutoğlu, "Onları karşı karşıya getiren, getirmek isteyen kim varsa, onları karşı saflarda birbirine kast edecek şekilde yönlendiren kim varsa, Türkiye'de kardeşliği bozacak şekilde davranan kim varsa işte o, bu toprağa, Mardin'e ve bütün Anadolu'ya ihanet etmektedir" şeklinde konuştu.

Başbakan Davutoğlu, Türkiye'nin her yerinde yeni çocukların doğmaya devam ettiğine, takip edecekleri politikalara göre bu çocukların ya kardeş ya da düşman olacaklarını söyledi. Davutoğlu, "Biz kardeş olmaları için 'Çözüm süreci' diyoruz, 'Barış' diyoruz" dedi.

Suriye'de asırlarca yan yana yaşayan insanların birbirlerine nasıl düşman edildiklerini gördüklerini dile getiren Davutoğlu, Türkiye'de hangi siyasal düşünceye, etnik kökene, inanca sahip olursa olsun, herkese sahip çıkılması gerektiğini düşündüklerini vurguladı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, çocukları dağa çıkarılan annelerle de aynı acıyı Ankara'da hissettiklerini bildirdi.

Davutoğlu, herkesin yüreğini dağlayan kadına yönelik şiddetle ilgili gelişmelere değinmek istediğini ifade etti. 

Mersin'de öldürülen Özgecan'ın (Aslan) artık bir simge olduğunu vurgulayan Davutoğlu, "Özgecan kızımızın katledilmesi sonrasında, esas onunla birlikte simge olan ve Anadolu irfanını yansıtan babası Mehmet Aslan'dı. Buradan Özgecan'ın babasına, bir kez daha selam ediyorum, ihtiramlarımı, hürmetlerimi gönderiyorum" ifadelerini kullandı. 

Davutoğlu, "Bir baba olarak, kız babası olarak, kızlarımın herhangi birinin bir tek saç teline bir şey değse, yüreğine ateş düşen bir kız babası olarak, Mehmet Arslan'ın bu acı içinde hiçbir intikam duygusu yaşamadan herkesi merhamete, düşünmeye, tefekküre çağıran o gür sesi var ya, işte bu toprakların sesidir. Özgecan, Allah'ın rahmetine kavuştu ama o rahmete kavuşma üzerinden öylesine bir ders verildi ki bize, o dersin gereğini herkesin yapması lazım" diye konuştu. 

Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Biz bu çerçevede, kadına yönelik şiddet konusunda bütün bir halkımızı seferberliğe çağırıyoruz. Kadına yönelik şiddet, hangi gerekçeyle olursa olsun töreydi gibi, aslında doğru anlamda kullanıldığında güzel bir anlam ifade etmesi gereken töre gibi, doğru olduğunda hepimizin başını ortaya koyacağı namus gibi kavramlar üzerinden hiçbir şekilde tecviz edilemez. Kadına yönelik şiddet konusunda hepimizin aynı tutumda birleşmesi lazım. 

Anam rahmetlinin söylediği Türkmen deyişi vardı bizim Toroslar'da; 'Erkeğin kötüsü kadına el uzatır, kadının kötüsü çocuğa el uzatır.' Anadolu irfanının özetleyip getirdiği önümüze sunduğu bu. En namert erkek, zayıf kadına el uzatan erkektir. Yine en acımasız kişi, çocuğuna şiddetle muamele eden kişidir. O çocuk gözüne baktığında babada disiplini ama disiplinle birlikte muhabbeti görmek ister, annede merhameti görmek ister. Merhamet ve muhabbet ortamında yetişen bir çocuk, daha sonra bir görev aldığında, vali olmuşsa şehir ahalisine merhamet ve muhabbetle bakar. Polis olmuşsa, görevini yaparken herhangi bir şiddeti engellerken dahi en merhametli şekilde davranır. Bizim hepimizin anneler ve babalar olarak en öncelikli görevlerinin başında bu anlamda merhameti egemen kılmak vardır."

"Kampanyalar, Türkiye'deki kadın gerçeğini değiştirdi"

Başbakan Davutoğlu, kadınlara dönük olarak AK Parti iktidarları döneminde başlattıkları kampanyaların Türkiye'deki kadın gerçeğini değiştirdiğini söyledi. 

Davutoğlu, "Şimdi özellikle de muhafazakar veya geleneksel değerler üzerinden halkımızın kültürüne tepeden bakarak, sanki bütün bu şiddet, sadece bu geleneksel değerlerde varmış gibi davrananlara buradan sesleniyorum; Hiçbir şekilde bizim değerlerimiz şiddet öngörmez" değerlendirmesinde bulundu.  

28 Avrupa Birliği ülkesinde yapılan, kadın ve genç kızların 15 yaşından sonra üçte birinin şiddet gördüğünü ortaya koyan araştırma sonuçlarına değinen Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Bu mesele sadece Türkiye'ye has bir olgu değil, bütün dünyaya has bir olgu. Kadın cinayetleri Avrupa'da en şiddetli şekilde, en fazla görülen yerler, en demokratik olarak en gelişmiş olarak görülen yerler aynı zamanda, modern çağdaşlık anlamında da. İsveç'te, Amerika'nın çok gelişmiş eyaletlerinde de bu problem var. Şunu demek için bunu söylüyorum. Hem kadınlarımıza, annelik gibi onurlu bir vazife yürütürken destek olmamız lazım, onlara hizmet etmemiz lazım, onların hayatını kolaylaştırmamız lazım, kadınlarımız sosyal hayatta görev aldıklarında onların önünü açmamız lazım modern hayat içinde. Kadınlarımızın üzerine bu yükün çifte bir yük olarak gelmemesi için de her türlü düzenlemeyi yapmamız lazım. Özellikle de kız çocuklarımızın eğitimi burada önem taşıyor."

Davutoğlu, 2008-2012 yılları arasında yürütülen "Ana-Kız Okuldayız" kampanyasında, 2 milyon vatandaşın okur-yazar niteliği kazandığını, 2003'te başlatılan "Haydi Kızlar Okula" kampanyasında 250 bin kızın eğitim hayatına katıldığını, 919 bin öğretmenden 499 bininin kadın öğretmen olduğunu dile getirdi. 

İlkokul öğretmenlerini andı

Kendisinin de ilkokulda iki kadın öğretmenden feyiz aldığını anlatan Davutoğlu, "Fitnat Hocam ve Müzeyyen Hocam... Hala isimlerini hatırlarım, Allah rahmet eylesin, her ikisine. Biri yakın zamanda vefat etti. Annemizle öğretmeni ayırt etmezdik. Kadın ve erkek öğretmenlerimizi bu konuda da özellikle çocuklarımızı yetiştirirken bu merhamet içinde yetiştirmesi ve bu bilinçlendirmeyi çocuklarımıza yapması büyük önem taşıyor" diye konuştu. 

Okul öncesi eğitimde yüzde 94 oranında kadının görev yaptığını, Sağlık Bakanlığı'ndaki 523 bin sağlıkçıdan 325 bininin kadın olduğunu dile getiren Davutoğlu, meslektaşları olan akademisyenlerin yüzde 41'inin, 176 üniversite rektöründen 14'ünün kadın olduğunu söyledi ve "Sayıları inşallah daha da artar" temennisinde bulundu.

Davutoğlu, AK Parti'nin iktidara ilk geldiğinde Meclis'teki kadın milletvekili oranının yüzde 4 dolayında olduğunu, son seçimde ise yüzde 14'e çıktığını ifade ederek, "İnşallah önümüzdeki dönemde bu daha da artacak. Onun için de milletvekili adaylarının tespitinde kadınlarımızın çok daha fazla yer alabilmesi için elimizden geleni yapacağız" dedi. 

Başbakan Davutoğlu, 10 bini aşkın belediye meclis üyesinden 976'sının kadın olduğunu dile getirerek, "Daha fazla olmasını istiyoruz. Daha fazla kadınlarımızın bu çabalara katkı vermesini istiyoruz" diye konuştu. 

Milletvekillerine destek çağrısı

Kadınların bir taraftan sosyal hayatta etkinlik kazanırken, diğer tarafta annelik gibi kutsi görevlerini yapma noktasında ailenin ve dinamik nüfusun korunmasıyla ilgili programı ocak ayında ilan ettiklerini hatırlatan Davutoğlu, bu kapsamda annelik izninin 12 ay, ilk çocuk için 2 ay, ikinci çocuk için 4 ay, üçüncü çocuk için 6 ay olmak üzere yarı zamanlı çalışıp tam zamanlı ödeme alma imkanı sağlanacağını anımsattı. 

Ailenin ve Dinamik Nüfus Yapısının Korunması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın Meclis'e sevkedildiğini dile getiren Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Buradan muhalefet milletvekillerimize de bu yasa konusunda bize destek vermeye çağırıyoruz. Kadın hakları konusunda konuşmak çok kolay ama bu yasada bize destek verilmesini talep ediyoruz ki bir an önce bu yasa geçsin. Yine anneler, eğer çocukların yanında kalmak isterlerse, çocuklarının eğitimine katkıda bulunmak isterlerse, çocukları eğitim çağına gelene kadar anneler istemeleri halinde ücretsiz izinli sayılabilecekler. Ama işlerini kaybetmeyecekleri imkanlar sunuyoruz. Her doğan çocuğa ilk altını devlet takacak diye kampanya başlattık. Böylece anneliğe verdiğimiz değer ve dinamik nüfus yapısına verdiğimiz önem ortaya konuyor."

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.