1. YAZARLAR

  2. Ahmet Emin Yılmaz

  3. Senaryo görünenden korkutucu: Deli gömleğiyle sınamak istediler
Ahmet Emin Yılmaz

Ahmet Emin Yılmaz

Yazarın Tüm Yazıları >

Senaryo görünenden korkutucu: Deli gömleğiyle sınamak istediler

A+A-

Meydanlara baktığımızda… 15 Temmuz’da halkın sokağa çıkarak yazdığı demokrasi destanı görüyoruz. Bu tablo gerçekten de dünyada bir ilk oldu.

Bununla birlikte…

Sokaktaki heyecanın dinmesinden sonraki gelişmeler, halkın sokağa çıkmasına neden olan tablodaki senaryoları da yeni yeni ortaya çıkarıyor.

Nitekim…

15 Temmuz’un nedeni sorgulamaları yapılırken, o gecenin senaryosu için de farklı yorumlar yapılıyor.

İşte…

O yorumlar arasında en çarpıcı olanını Türkiye’nin görüşlerine önem verdiği bir siyaset sosyoloğu olan Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Yaşar Sarıbay yaptı.

Dedi ki:

15 Temmuz gerçek bir milattır, siyasi bir travmadır. Çünkü, belli bir örgütün aracılığıyla Türkiye’nin uluslararası koalisyonla sınanmasıdır.”

Şunun altını çizdi:

15 Temmuz darbe girişimi, sahada bir denemedir.”

Ardından…

Sınanmanın boyutu büyük” dedi ve iki noktaya ışık tuttu:

Bir…

Bu hareketi ve planlamayı bir kişinin yapabilmesi mümkün değil. Söz konusu örgütün denetimindeki para 185 milyar Dolar. Bir kişinin böyle bir parayı işletip döndürmesi mümkün değil.”

İki…

Ortadoğu’da, yani savaş coğrafyasında böyle bir hareketin uluslararası hakim güçlerden işaret almadan, destek bulmadan vuku bulması mantığa uygun değil.”

Sonra da…

Siyasi toplumbilimci gözüyle 15 Temmuz gecesine farklı bir açıdan baktı:

15 Temmuz gecesi halkın sokaklara çıkıp tankların önüne geçmesi, darbeye alkış tutanların azınlıkta kaldıkları gerçeğini unutturmamalı.”

Şunu vurguladı:

Oysa istenen, alkışlayanların da aynı anda sokağa çıkmasıydı.”

Devam etti:

Eğer darbeye karşı olanlarla alkışlayanlar aynı anda sokağa çıksaydı, iç savaşın başlangıcı olacaktı. Kurgu buydu.”

O kurguyu da açtı:

Ondan sonra da iç savaşı önlemek adına ülke ele geçirilecekti.”

O plana ilişkin düşüncesi şu:

Eğer uluslararası koalisyonun istediği ve beklediği gibi davranmıyorsanız, beklentilerine cevap veremiyorsanız sonu bu. Menderes’te de, belli ölçüde Demirel’de de böyle oldu.”

15 Temmuz’u, “Türkiye üstüne oyunların başka bir versiyonu” kabul eden Prof. Dr. Ali Yaşar Sarıbay, o gece nereden döndüğümüzü şöyle dile getirdi:

Bir kışkırtmayla iç savaş noktasına getirip, bunu önleme kılıfı altında Türkiye’ye deli gömleği giydirme gibi bir hedef içeriyordu.”

Şunu da ekledi:

Aynı zamanda bu bir denemeydi. Neyin nereye kadar yapılabileceğini görmek içindi.”

 

Türkiye için tehlike henüz geçmedi

 

Siyaset Sosyoloğu Prof. Dr. Ali Yaşar Sarıbay’a, 15 Temmuz sonrasında FETÖ’cü yapıdan devletin arındırılması operasyonlarını anımsattık.

Ali Yaşar Hoca konunun polisiye tarafıyla ilgili değil, ama gördüğü şu:

Siyasi otorite çok duyarlı davranıyor. Temizlik harekâtı yapıyor. İşte şu kuruma bu kuruma sızmış elemanlar deniyor. Bütün bunların nedeni Türkiye için tehlikenin henüz geçmemiş olması.”

Şuna da işaret etti:

Bakın Ortadoğu değişmedi. Bu konular kesinlikle onunla bağlantılı. Aynı zamanda dünyayla bağlantısını da görmek gerekir.”

 

Ali Yaşar Hoca’nın umudu ve kaygısı!

 

Türkiye için tehlikenin henüz geçmediğini düşünen Siyaset Sosyoloğu Prof. Dr. Ali Yaşar Sarıbay’ın, 15 Temmuz sonrasına ilişkin olarak da hem umudu, hem kaygısı var.

Umudu şu:

Demokrasiyi zenginleştirecek kurumların güçlendirilmesi lazım. Bunların başında hukuk ve siyaset geliyor. Bundan bir sinerji çıkabilir.”

Ardından…

Yapılanlara bakınca, sinerjiyi azaltacak kaymadan endişe ediyorum” dedi ve kaygısı dile getirdi:

Kurumlardan kim daha fazla liste çıkarırsa sanki o herkesten daha titiz ve demokrasiden yanaymış gibi görüntüler yansıyor. Günahı olmayanın da yanacağı bir hava var.”

 

Dünyanın en fakir ülkesinin üniversite umudu Türkiye’de!

 

Hep vurguluyoruz… Bursa siyasetinde üretkenlik denince, son dönem akla Ali Mollasalih geliyor. Gerçi Ali Başkan aktif siyasetten uzaklaşıp izleyici konumunda kaldı, ama yurt içi ve yurt dışı gezileri arttırarak vizyonunu geliştirmeyi sürdürüyor.

Bu kapsamda…

Geride kalan Kurban Bayramı’nda, bir grup Bursalı arkadaşıyla birlikte kara Afrika’nın dünyanın en yoksul ülkesi olan Çad’a yardım götürdü.

İzlenimlerini dinlerken iki noktada etkilendiğini gördük.

Birincisi…

Buradan giderken, her tarafta çöl göreceğimizi sanıyorduk. Fakat başkent N'Djamena’dan 600 kilometre uzaktaki Gore’ye giderken nehirler, ormanlar ve tarım alanlarından geçtik.”

600 kilometrelik yolun 150 kilometresinin otoban olduğunu ekleyen Mollasalih, tarım alanlarının çokluğuna karşın ürünün bol olmadığını söylerken şu gözlemini paylaştı:

Fakir insanlar, ama mutlular. Hepsinin yüzleri gülüyor.”

Etkilendiği ikinci nokta şu:

Konuştuğumuz yetkililer bize, Türkiye’den yardımdan çok eğitim desteği beklediklerini söylediler. Özellikle gözleri Türkiye’deki üniversitelerde.”

Edindiği bilgiye göre, Türkiye’deki üniversitelerde şu anda 300’e yakın Çad’lı öğrenci var. Fakat bu sayının artmasını Çad’ın kurtuluşu adına önemsediklerini tekrar tekrar anlatmışlar.

Bizi bu ilkel yaşamdan ancak Türkiye’ye kurtarır” sözünü pek çok kişiden dinlediğini söyledi.

İlgisini çeken bir nokta da şu:

Çad’da Müslüman ve Hıristiyan nüfus birlikte yaşıyor. Kentlerin nüfus yapısında hangi din daha fazlaysa belediye başkanlığını onlara vermişler.

Ülkede de başbakan Hıristiyan, cumhurbaşkanı Müslüman nüfustan.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.