1. YAZARLAR

  2. Ahmet Emin Yılmaz

  3. Siyasete özel reçete: Patron kişiler değil, toplum olmalı
Ahmet Emin Yılmaz

Ahmet Emin Yılmaz

Yazarın Tüm Yazıları >

Siyasete özel reçete: Patron kişiler değil, toplum olmalı

A+A-

Şu bir gerçek ki, toplum olarak siyaseti seven bir yanımız var. Sorulduğunda uzak durmak istiyormuş gibi davrananların çok olduğu görülüyor, fakat hemen her ortamdaki konuşmaların ağırlığını da siyaset oluşturuyor.

Bu durum…

Adeta toplumun yansıması gibi siyaseti de etkiliyor ve siyaset de pek çok konuya samimi ve çözümden yana yaklaşıyormuş gibi yapıp uzağından geçmeyi tercih ediyor.

Cuma akşamı…

Olay Televizyonu’ndaki Her Açıdan programında konuk ettiğimiz CHP Eski İl Başkanı Gürhan Akdoğan ile daha çok siyasetin bu yanını konuştuk.

Ortaya da çok çarpıcı değerlendirmeler çıktı. Bir anlamda Akdoğan televizyon programında siyasete sosyolojik reçete yazdı.

Şu tespitini çok önemsedik:

Türkiye’nin esas sorunu etkin yurttaşlar olmaması. Yukarıdan, dışarıdan bir şey beklemeyen, kendine güvenen etkin ve yetkin insanların çok olması gerekir.”

Tespitini şu yoruma bağladı:

Siyasetin patronu kişiler değil, toplum olmalı. Çağdaş demokrasilerde böyle. Siyaset yapanlar kişilere değil, sorumlu oldukları topluma hesap vermeliler.”

Şu örneği verdi:

Gelişmiş demokrasiyle yönetilen ülkelerde başkanlık, bakanlık, milletvekilliği yapanlar emekli olduklarında ellerine filelerini alıp pazara çıkarlar. Kimse ‘Sayın Vekilim’ deyip etraflarında çember oluşturmaz.”

Şunu ekledi:

Çünkü o siyasetçi görevini yapmış süresini ve dönemini tamamlamıştır. Hepsi bu.”

Sonra da…

Siyasette toplumu patron yapacak en önemli uygulama olan adayların önseçimle belirlenmesi yöntemine işaret etti:

Önseçimi yargı denetiminde yapmak lazım. Önseçimi etkilemek için kaydedilmiş üyelerle yaparsanız sonuç verimli olmaz. Karşı gördüğünüzün getirdiklerini üye kaydetmemek de önseçimi etkilemenin bir yolu.”

Sahada siyaset yapmış, düşünen birey olarak önemsediğimiz bir yorumu daha dillendirdi:

Maalesef olumsuzluklar fazla. Önseçim iyi modeldir, ama ne yazık ki bazı yerlerde olumsuz uygulamalar nedeniyle iyi model olmaktan çıkmış.”

 

Siyasette özgürleşmenin önemi

 

Gürhan Akdoğan’ın siyaset işleyişine sosyolojik yaklaşımında öne çıkan noktalardan biri de şu:

Yabancılaşma çağdaş toplumların sorunu. Bu da özgürlükle aşılır. Denetleme, seçme ve olumsuzluğa tepki gösterebilmeyle özgür olunur.”

Şunun da altını çizdi:

İnandığınız davanın iktidar olması beklentidir. Örneğin, milletvekili olmayı düşündüğünüzde, özgürlüğünüzü kaybedersiniz. Çünkü yanlış yapmamak ya da kırmamak adına denetim yapamaz hale gelirsiniz.”

Düşüncesi şu:

Özgürlüğünü kaybeden etkin olamaz.”

 

Seçim yolunda önemli yorum: CHP’linin ikinci partisi yok!

 

Tanıyanlar bilir… Gürhan Akdoğan’ı farklı kılan bazı özellikleri var. Örneğin, çok okur ve okuduğundan yorum çıkarır. Dünya genelinde iş yapan bir sanayi kuruluşunun CEO’su olduğu için dünyayı tanır ve gittiği ülkeleri yakından inceler. Bu sayede de iç ve dış gelişmeleri analiz eder.

Cuma akşamı…

Siyasete sosyolojik reçeteler yazdığı Olay Televizyonu’ndaki Her Açıdan adlı programda, CHP ve CHP’li anlamında da çok özel tespitler paylaştı.

Örneğin…

İktidara alternatif olabilmek için CHP’nin izlemesi gereken yolu şöyle gösterdi:

Halka umut verip heyecan yaratmak gerekir. Umut vermeyen parti başarıya ulaşamaz.”

Ardından…

Oy veren seçmen tabakasının siyasi eğilimlerinin yer değiştirmesine değindi:

Seçim sonuçlarına baktığımızda şunu görüyoruz: AKP’den MHP ya da HDP’ye oy geçebiliyor. MHP’ye kızıp AKP’ye oy veren de çıkıyor. BDP’den AKP’ye geçilebiliyor.”

Şunu vurguladı:

Yani, her partinin seçmeninin ikinci partisi var. Fakat CHP’linin ikinci partisi yok. Kitlesel ve sosyal demokrat yapıda yüzde 25’lik bir kütle orada duruyor. İşte bu CHP.”

Şunu da ekledi:

AKP’ye kızandan CHP’ye kolay kolay oy gelmiyor. O, kendine daha yakın bulduğu MHP’ye yöneliyor.”

Düşüncesi ise şu:

Bu noktadan baktığınız zaman şunu görüyorsunuz: Cemaate açılayım da oylar gelsin diye düşünmekle olmuyor. Çünkü o seçmen gitmiyor. Eğer çok kızıyorsa, kendisine en yakın gördüğü partiye, örneğin MHP’ye gidiyor.”

 

Siyasette özgün model: Kendin ol!

 

Aslında… Yaşamın her alanı, yapılan her iş için geçerli olan bir durum var: Kimseye benzememek, kendi olmak.

Bu durumu, CHP Eski İl Başkanı Gürhan Akdoğan siyaset için şöyle örnekledi:

Yunanistan’da Çipras seçim kazanırken kimseye benzemedi, kendi oldu. Örneğin, sağa açılmayı denemedi. Ama sağcı partiyle koalisyon yaptı.”

Bakışı şu:

Kendiniz olacaksınız.”

 

Forma kampanyasında Bursaspor’a MHP Yıldırım desteği

 

İmkanı olmayan çocuklara da Bursaspor forması verilebilmesi için “Onun formasını sen al!” kampanyası kentte yeni bir heyecan dalgası oluşturdu.

Kamuoyuna yansıyan haberlerden, başta Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe ile Bursa Ticaret ve Sanayi Odası olmak üzere çeşitli kurumlar ve dernekler forma alıp kampanyaya katılıyorlar.

Ne var ki…

Bursaspor’u hem sevdirip yaygınlaştırmak, hem forma satışını arttırmak için başlatılan kampanyaya siyasi destek gelmemişti.

İşte o destek Galatasaray maçı öncesi MHP Yıldırım’dan geldi.

MHP Yıldırım İlçe Başkanı Erkan Subaşı beraberinde Büyükşehir Belediye Meclisi Üyesi İhsan Bilgili ile yönetim kurulu üyeleri Emin Seymen, Ayşegül Özyiğit, Harika Pahsa, Cengiz Emeksiz, Mustafa Engin Kargılı, Güven Turan, Tekin Emsal Ünlüsoy ile birlikte Bursaspor’u ziyaret etti.

Bursaspor Genel Müdürü İsmail Özdemir’le görüşen MHP Yıldırım, 50 forma alarak kampanyaya katıldı.

Böylece, siyasi partiler arasında forma alan ilk yönetim MHP Yıldırım oldu.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.