Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Olay Haber
Olay E-Gazete
Yursevil Arık
Yursevil Arık

Bir kap su bir avuç mama ve değişen insanlar

Köşe Yazısını Dinle

İnsanları Değiştiren Şey Öfke Değil, Merhamettir…

Son yıllarda ülke sanki ikiye bölündü. Bir tarafta hayvanları sevenler, diğer tarafta sevmeyenler. Sosyal medyada, sokakta, mahallede, hatta aynı apartmanda bile bu ayrımı görmek mümkün. Bazen öyle sert tartışmalar yaşanıyor ki konu hayvanlardan çıkıp insanların birbirine karşı öfkesine dönüşüyor.

İnsanların büyük kısmı aslında kötü değil. Kimi korkuyor, kimi alışık değil, kimi de sadece hiç temas etmemiş. Bu yüzden bana göre hayvanseverlere çok önemli bir görev düşüyor. İnsanları karşımıza almak yerine onları anlamaya çalışmak ve empati kurmalarına yardımcı olmak..

whatsapp image 2026 06 08 at 135545Ben bunun en güzel örneğini kendi ailemde yaşadım. Ailemde hayvanları en çok seven kişi bendim. Ablam ise kedilerden korkardı. Küçükken bir kedi tarafından kovalanıp ayağını kırdığı için yıllarca süren bir travması vardı. Bana geldiğinde kedilerimi başka odaya alırdım. Korkusunu küçümsemez, onunla dalga geçmezdim. Çünkü herkesin bir hikâyesi vardır ve bazen davranışlarımızın altında görünmeyen sebepler yatar.

Yıllar sonra bir gün gördüm ki kapısının önüne mama ve su bırakıyor, bir zamanlar yanına yaklaşamadığı hayvanlar için endişeleniyordu. O gün anladım ki bazı duygular zorla değişmiyor. İnsanlar sevgiyle, sabırla ve gördükleri örneklerle değişiyor.

Yıllardır yaşadığım mahallelerde de aynı şeyi deneyimledim. Kapımın önüne ya da uygun gördüğüm yerlere, kimseyi rahatsız etmeyecek şekilde mama ve su koyardım. Elbette tepki gösterenler oldu. “Buraya koyma”, “Kokuyor”, “Kirleniyor” diyenler çıktı. Defalarca farklı yerlerden kaldırmam istendi. Ama hiçbir zaman kavga etmeyi seçmedim. Çünkü bir insanı bağırarak ikna edemezsiniz.

Onlara sadece bu canlıların da aç kaldığını, susadığını ve bize ihtiyaç duyduğunu anlatmaya çalıştım. Kimi zaman kısa bir sohbetle, kimi zaman sadece davranışlarımla örnek olarak…

Sonra ilginç bir şey olmaya başladı. Önce bir komşunun kapısının önünde su kabı gördüm. Sonra başka bir komşunun. Derken mama kapları çoğalmaya başladı.

Şu anda oturduğum mahalle ise hepsinden zordu. Bir gün biri bana, “Yıllardır burada oturuyorum, ilk kez sokaktaki kedileri düzenli besleyen birini görüyorum” dedi. Bu cümle beni çok üzmüştü. Çünkü yıllardır orada yaşayan kediler vardı. 

Bugün dönüp baktığımda hâlâ hayvanlardan hoşlanmayan, onları istemeyen insanlar olduğunu görüyorum. Muhtemelen her zaman da olacaklar. Ama aynı zamanda yıllar içinde fikirleri değişen, kapısının önüne su bırakan, bir kediyi okşayan, hasta bir hayvanı veterinere götüren insanları da görüyorum.

İyilik bulaşıcıdır. Sevgi bulaşıcıdır. Merhamet bulaşıcıdır. Bazen uzun nutuklar değil, sessizce bırakılan bir kap su değiştirir insanları. Bazen bir avuç mama, bazen aç bir hayvanın karnını doyururken sizi gören bir çift göz…

Belki dünyayı değiştiremeyiz. Ama bir insanın bakış açısını değiştirebiliriz. Bir çocuğa örnek olabiliriz. Bir komşunun kalbine dokunabiliriz. 

Hayvanları seven insanların en büyük görevi, hayvan sevmeyenlerle savaşmak değil. Onlara sevginin, merhametin ve birlikte yaşamanın mümkün olduğunu göstermektir.

İNSAN YAŞLANDIKÇA NEDEN HAYVANLARI DAHA ÇOK ANLIYOR

İnsan gençken hayata başka gözlerle bakıyor. Daha hızlı yürüyor, daha hızlı düşünüyor, daha hızlı yaşıyor. Her şey yetişilmesi gereken bir yarış gibi geliyor. İş, para, gelecek kaygısı, sorumluluklar… O koşturmanın içinde bazen yanı başımızdaki hayatları fark edemiyoruz. Bir ağacın altında uyuyan kediyi, kaldırım kenarında susuzlukla mücadele eden bir köpeği ya da pencerenin önüne konup sessizce etrafı izleyen bir kuşu…
Sonra yıllar geçiyor. Hayat hepimize bir şeyler öğretiyor. Kaybetmeyi öğreniyoruz. Özlemeyi öğreniyoruz. Hayal kırıklıklarını, vedaları, bazen de kalabalıkların içindeki yalnızlığı tanıyoruz. Gençken uzakta duran bazı duygular gelip tam yanı başımıza oturuyor. İşte o zaman hayvanları daha iyi anlamaya başlıyoruz.
Çünkü onların dili bizim dilimiz gibi değil.  Sessizlikleriyle öyle çok şey anlatıyorlar ki… Belki de yaş aldıkça biz de sessizliğin dilini öğreniyoruz.
Gençken fark etmediğimiz şeyler bir gün gözümüze daha çok görünmeye başlıyor.  Eskiden sıradan gelen görüntüler, yıllar geçtikçe insana başka duygular hissettiriyor.

Belki de bunun nedeni hayatın bizi yormasıdır. İnsan yaş aldıkça gösterişten, yapaylıktan ve bitmeyen hesaplardan sıkılıyor. Bizi olduğumuz gibi kabul eden şeylerin değerini daha iyi anlıyoruz.

Hayvanlar ne kadar kazandığınızla ilgilenmiyorlar. Nasıl göründüğünüzle ilgilenmiyorlar. Başarılı ya da başarısız olmanız umurlarında değil. Onlar sadece sizi seviyorlar.
Yıllar geçtikçe çevremizdeki insanlar da değişiyor. Bazı dostluklar bitiyor. Bazı kapılar kapanıyor. Bazı insanlar hayatımızdan sessizce çıkıp gidiyor. Ama eve döndüğünüzde sizi hâlâ aynı heyecanla karşılayan bir çift göz varsa, bunun ne kadar kıymetli olduğunu yaş aldıkça daha iyi anlıyorsunuz.
Yıllar geçtikçe, dünyanın bütün karmaşasından yorulup sadeliğin ne kadar değerli olduğunu fark ediyor.

Hayvanlar hiç değişmiyor.  Değişen biziz. Hayatın gürültüsü biraz azaldığında, onların yıllardır sessizce anlattığı şeyleri nihayet duymaya başlıyoruz.


Avatar Seç KAPAT
BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR