Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, ABD’deki davaya işaret ederek, ”Biz bankacılık sektörümüzün arkasındayız. Bu konu böyle biline” dedi.
Uluslararası İş Birliği Platformu (UİP) tarafından Cumhurbaşkanlığı himayesinde düzenlenen 8. Boğaziçi Zirvesi’nde konuşan Şimşek, banacılık sektörüne önemli mesajlar verdi. 2000’li yılların başına göre kamu borcunun değişik şoklara tabi tutulması halinde borcun milli gelire oranı nasıl etkilenir diye bakıldığında şokları karşılayabilme kapasitesinin 2000’lerin başına göre iki kattan fazla yükseldiğini belirterek, ”Dolayısıyla biz şoklarla daha iyi bir şekilde mücadele edebiliyoruz” dedi. Bankacılık sektörünün üzerinde şu anda ABD’deki dava kaynaklı bir bulut bulunduğunu dile getiren Şimşek, şöyle devam etti: ”Başbakanımızın da net olarak ifade ettiği gibi Biz bankacılık sektörümüzün arkasındayız. Ne gerekiyorsa her türlü desteği vereceğiz. Bu konu böyle biline… En ufak bir tereddüt olmasın. Çünkü bu dava nedeniyle bankacılık sektörü etkilenirse gerekeni yapacağız. Bu davayı önemli ölçüde siyasi boyutları olan bir dava olarak görüyoruz. Yine de bankacılık sektörünün kendisi şoklara karşı büyük bir kapasiteye sahip” ifadelerini kullandı.
AKTİF KALİTESİ YÜKSEK
Şimşek, bankacılık sektöründe sermaye yeterlilik oranının küresel normların iki katından fazla olduğunu kaydederek, şu anda yüzde 17’lik sermaye yeterlilik oranı bulunduğunu, bunun büyük şokları absorbe edebileceğini söyledi. Bankacılık sektörünün aktif kalitesinin yüksek olduğunu dile getiren Şimşek, şu anda problemli kredilerin toplam kredilere oranının yüzde 3’ün de altına indiğini bildirdi. Şimşek şöyle devam etti: ”Dolayısıyla aktif kalitesi yüksek, bankacılık sektöründe kaldıraç oldukça düşük. Aktiflerin sermayeye oranı 2008-2009’da batıda 40-45 kata çıkan bankalar vardı. Bizde yaklaşık 9 kat. Bizim kaynak ihtiyacımız biraz yüksek. Kredi mevduat oranı yüksek. Sermaye piyasalarımız çok gelişmemiş, daha çok bankacılık sektörüne dayalı bir modelimiz var. Bu nedenle sermaye piyasalarını geliştireceğiz.”
AŞIRI ISINMA YOK
Bankacılık sektöründe bu sene hızlı bir kredi genişlemesi olduğunu dile getiren Şimşek, ‘Aşırı ısınma var’ diyenlerin olduğunu, bu kimselerin yanıldığını, şu anda normalleşmenin başladığını bildirdi. Şimşek, ”2017’deki kredi büyüme oranı son yılların ortalamasının da altına düştü. Dolayısıyla aşırı ısınma yok. Buna da izin vermeyiz. Türkiye’nin bankacılık sektörü karlı. Dolayısıyla sermaye birikimine elverişli. Sermaye artışı devam edecek” diye konuştu.
BORÇ YÜKSEK DEĞİL
Başbakan Yardımcısı Şimşek, Türkiye’nin iddia edildiği gibi çok yüksek borçlu bir ülke olmadığını belirterek, şu ifadeleri kullandı: ”Hane halkının, devletin, bankaların ve reel sektörün borçlarına bakarsanız, bütün borçların milli gelire oranı yüzde 144. Gelişmekte olan ülkelerde bu ortalama yüzde 219. Dolayısıyla Türkiye’nin bilançosu iddia edildiği gibi kötü değil. Bankacılık sektörünün döviz açık pozisyonu yok. Nötr bir döviz pozisyonu var. Dolayısıyla kur şoklarının bankacılık sektörüne direkt etkisi yok. Hane halkına da etkisi yok. Hane halkımızın, vatandaşlarımızın 100 milyar doların üzerinde dövizi var ama hiç döviz borcu yok. Dolayısıyla dövizin hane halkının satın alma gücüne, portföyüne etkisi olumlu. Ülke olarak dünyaya net dış borcumuz yok. Bizim de bilançoya yansıması oldukça sınırlı. Bir tek reel sektör yani firmaların çok ciddi bir açık pozisyonu var 212 milyar dolarlık ama onların da varlıkları var. Fakat yine de 1 yıl vadeye kadar reel sektörün döviz açık pozisyonu yok. 8 milyar dolar civarında pozisyon fazlasına sahip olduğunu göreceksiniz. Dolayısıyla bundan sonra bilançoya etkisi yine sınırlı olur.”
BU KAOS İLANİHAYE SÜRMEZ
Şimşek, Türkiye’de son dönemde yatırımcıları rahatsız eden konulardan birisinin TL’nin değer kaybetmesi olduğunu söyledi. ”Dönem dönem para birimleri realiteden kopabiliyor. Risk pirimi ciddi şekilde fiyatlanabiliyor. Ancak bu risk primi de hızlı bir şekilde düzelebilir. Orta Doğu’daki kaos Türkiye’yi aşağı çekti. Bu risk priminin bir bileşenidir ancak o kaos ilanihaye sürmez” ifadelerini kullanan Şimşek şu değerlendirmelerde bulundu: ”Bakın, Türkiye’nin bütçesi sağlam, bu sene biraz bütçe açığını artırdık, ekonomiyi desteklemek için ama gelişmekte olan ülkelerin bütçe açığının, bırakın yarısı kadar, 3’te biri kadar bile, açık vermiyoruz. bu sene bile yarısı kadar ancak… Türkiye’nin devlet borcunun milli gelire oranı brüt olarak bu sene yüzde 28,5 olacak. Gelişmekte olan ülkelerde yüzde 47. Bu gelişmekte olan ülkeler arasında petrol, doğalgaz zengini ülkeler var. Onların borcu çok az, onları çıkartırsanız rakam çok çok daha yüksek yani.”