SERCAN YAVUZ
Dijital Platform’un bu bölümdeki konuğu Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’di… Başkan Bozbey, barajlardaki son durumdan suya yapılan zamma, Büyükşehir bütçesinden kent içi ulaşım yatırımlarına, BBBUS’tan, Başkan Burada projesine, Hatay’daki Ulucami’nin restorasyonundan Bursaspor’a pek çok konuda önemli açıklamalarda bulundu.
Öncelikle Bursa’nın su sorunuyla ilgili konuşan Mustafa Bozbey, şu ifadeleri kullandı: “Geriye dönüp baktığımızda, dünyanın sıcaklığının giderek arttığı bir süreçten geçtiğimizi çok net görüyoruz. Bilim insanları yaklaşık 20–25 yıldır dünya sıcaklığının artacağını, kuraklıkların yaşanacağını ve birçok gölün kuruyacağını söylüyordu. Bugün geldiğimiz noktada bunların gerçekleştiğini açıkça görüyoruz. 2025 yılı Ağustos ayında Dünya Meteoroloji Örgütü önemli bir açıklama yaptı: Dünyanın 2050 yılı için öngörülen sıcaklık seviyesine şimdiden ulaşıldığını ve hatta aşıldığını duyurdu. Yani bu durum yaklaşık 25 yıl erken gerçekleşti. Bu da su, çevre ve altyapı projelerinde ne kadar geride kaldığımızın açık bir göstergesidir.”
“2010 yılında İstanbul’daki Kalite Kongresi’nde Amerikalı bir bilim insanının Türkiye’nin 2040’lı yıllara ait kuraklık haritasını gösterdiğini hatırlıyorum. O haritada Türkiye’nin büyük bölümü çölleşmişti; yalnızca Ege kıyılarında, Trakya’da ve Karadeniz’in bir kısmında yeşil alanlar kalıyordu. Bilim insanları yıllardır yağışların azalacağını ve kuraklığın artacağını söylüyordu. Ancak ne yazık ki kentimizde bu uyarılara rağmen yaklaşık 20 yıl boyunca ciddi bir hazırlık yapılmadı. Bugün barajlarımızın durumu ortada. Doğancı Barajı yüzde 25, Nilüfer Barajı yüzde 26 doluluk oranında. Üstelik bunca yağışa rağmen. 2025 yılı Aralık ayında bilim insanları bir kez daha uyardı: 2026 yılı, 2025’ten daha sıcak geçecek. Buna hazırlıklı olmak zorundayız. Altyapımızı, tesislerimizi ve suyla ilgili tüm projeleri hızla hayata geçirmek zorundayız.”
Bursa’daki su krizi: “Baypas hattı yapılmasına karar verdik”
“Dünyada göllerin yüzde 50’sinin kuruduğu ifade ediliyor. Ülkemizde de durum farklı değil. Bursa’da Ekim ayında su kesintisi yaptık; Anadolu’da pek çok şehirde de aynı durum yaşandı. Bunun temel nedeni geçmişte gerekli yatırımların yapılmamış olmasıdır. Biz göreve geleli iki yıla yaklaşıyor ama bu sorunların iki yılda çözülmesi mümkün değildi. 2024 yılı Aralık ayında bilim insanları 2025’in çok sıcak ve kurak geçeceğini açıkladı. Bunun üzerine BUSKİ olarak hemen bir toplantı yaptık. Bilime inanıyoruz. Çınarcık Barajı’ndan Bursa’ya su getirecek isale hattı yıllarca yapılmamış, ertelenmişti. Biz göreve gelir gelmez çalışmalara başladık. Çınarcık suyunu en hızlı şekilde Bursa’ya nasıl getiririz diye düşündük ve baypas hattı yapılmasına karar verdik.”
“1 Eylül itibarıyla Çınarcık’tan günde 100 bin metreküp suyu Doburca Arıtma Tesisi’ne vermeye başladık. Büyük bir tören yapmadık; sadece Bursalılara suyun aktığını göstermek istedik. Bu yeterli olmadı, çünkü su tüketimi yüksekti. Vatandaşlarımızdan tasarruf istedik ve olumlu karşılık aldık. Buna rağmen 9 gün boyunca, akşam 5 ile sabah 5 arasında su kesintisi yapmak zorunda kaldık. Söylendiği gibi bir ay süren kesinti olmadı. Bu süreçte günlük su tüketimi 525 bin metreküpten 430 bin metreküpe düştü. Bu çok ciddi bir tasarruftur. Bursalılara bu duyarlılıkları için yürekten teşekkür ediyorum.”
Çınarcık Barajı’nın inşa aşaması: “Önceki yönetim kur riskini hesaplamadı”
“BUSKİ ile ilgili yapılan eleştiriler gerçeği yansıtmıyor. DSİ, 2011’den itibaren Çınarcık suyunu kendisinin yapabileceğini yazılı olarak bildirmişti. İsale hattını, depoları ve arıtma tesisini yapıp BUSKİ’ye teslim edeceğini, bedelini de 30 yıl boyunca metreküp üzerinden TL bazında tahsil edeceğini belirtmişti. Buna rağmen önceki yönetim DSİ yerine 150 milyon Euro’luk kredi alarak bu işi BUSKİ’ye yaptırmayı tercih etti. Kur riski hesaplanmadı. Bugün Euro’daki her 1 liralık artış BUSKİ’nin borcunu 390 milyon lira artırıyor.”
Çınarcık Arıtma Tesisi: “Mayıs ayında devreye girecek”
“Göreve geldiğimizde yüzde 25 su indirimi yaptık. Sözümüzdü, yaptık. Ancak BUSKİ’nin mali durumunu gördükten sonra bunun sürdürülemez olduğunu anladık. 2024 Ekim ayında mecliste “Bu şekilde giderse BUSKİ’nin borcu 25 milyar lirayı bulur” dediğimde gülündü. Bugün 2025 sonu itibarıyla borç 25,5 milyar liraya ulaştı. Bu nedenle fiyat düzenlemesi yapmak zorunda kaldık. İlk kademe sınırını 18 metreküpten 12 metreküpe düşürdük. Çünkü abonelerin yüzde 75–80’i zaten 10–12 metreküp su tüketiyor. Su artık kıymetli. Havuz dolduran, bahçe sulayan bunun bedelini ödemeli. Dört kişilik bir aile için 10 metreküp yeterlidir. Mayıs ayında yeni arıtma tesisimiz devreye girecek. Çınarcık Barajı’ndan günde toplam 130–140 bin metreküp suyu Bursa’ya kazandırıyoruz. Bu sayede su kesintisi yaşamıyoruz.”
Kentsel dönüşüm çalışmaları: “Dönüşüm demek sadece bina yenilemek değildir”
Bursa’nın ulaşım yatırımlarından da bahseden Başkan Bozbey, “Ulaşım konusunda da yoğun bir çalışma içindeyiz. Bu yıl kavşak düzenlemeleri, yeni yollar, köprüler ve metrobüs/hızlı otobüs sistemiyle Bursa trafiğini rahatlatacağız. Mudanya hattında deneme seferleri başlayacak. 25–26 noktada ulaşım yatırımı, 360 kilometre asfalt çalışması yapıyoruz. Kentsel dönüşüm anlayışımız da sadece bina yenilemek değildir. Okulu, sağlık alanı, yeşil alanı, spor ve kültür alanları olmayan bir yenileme dönüşüm değildir. Mahalle kültürünü koruyan, insan odaklı bir dönüşüm hedefliyoruz” dedi.
Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile yaşanan sıkıntılar: “16 yapı el konulmuş durumda”
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile tarihi binalar konusunda yaşadıkları sıkıntıyla ilgili de şunları söyledi: “Vakıf malı nedir? Halkın malıdır, Bursalıların malıdır. Aslına bakarsanız Vakıfların tüm malları Bursalıların malıdır. Sadece bir vakfa ait olması, o malların yalnızca onlar tarafından yönetilmesini gerektirmez. Bugün geri dönüp baktığımızda, maalesef 16 tane yapımız var. Bu 16 yapı şu anda Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından el konulmuş durumda. Buna itirazlarımız var ve konuyu mahkemeye taşıdık. Davalar devam ediyor. Bu yapıları geri alacağımıza inanıyoruz çünkü vakıfların dayandığı bir madde var. O maddeye dayanarak el koyuyorlar. “Vakıf kültür varlığı” gerekçesiyle bu yapılara el koymaya çalışılıyor.”
“Ancak söz konusu yapılardan bazıları 1870’li yıllarda yapılmış, vakıf yapısı olarak değil, sonradan inşa edilmiş ve tapuları Büyükşehir Belediyesi’ne verilmiş yapılar. Tarihi Belediye Binası da bunlardan biri. Bunun gibi toplam 16 yapı var. “Vakıf kültür varlığıdır” denilerek bazılarına el konuldu, hatta bizi bu yapılardan çıkarmaya kalktılar. Bu bina ile ilgili de maalesef hoş olmayan bir süreç yaşadık. Ben buna karşı çıktım, doğru bulmadım. Kira bedeli talep ettiler. 450 bin lira gibi yüksek bir rakamdan bahsettiler, sonra “indirim yaptık” dediler ama aslında buna hiç hakları yok. Tekrar söylüyorum: Bursa’nın vakıf değerleri Bursalılarındır. Vakıfların elbette bir amacı vardır ancak belediyenin uhdesinde bulunan, tapusu belediyeye ait olan 16 yapıya el koymaya çalıştılar.”
“Davalar sürüyor ve biz bunları geri alacağımıza kesinlikle inanıyoruz. Bali Bey Han da dâhil olmak üzere bazı yerlerden de çıkarmaya çalıştılar. O davayı da kazandık. Şu anda orada farklı bir projemiz var. Örneğin Mahfel… Mahfel’in hikâyesi hepimiz için çok önemlidir ama bugün orası köfteci, pilavcı olmuş durumda. Bu doğru değil. Bu alanların korunması, gelecek kuşaklara aktarılması gerekiyor. Biz bunun mücadelesini veriyoruz ve davaları kazanacağımıza inanıyoruz. Bu 16 eseri Bursalılarla birlikte, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin uhdesinde yönetmek istiyoruz. Hem yapıların iç kullanımının hem de mimari değerinin aslına uygun şekilde sürdürülmesinden yanayız.”
Deprem bölgesindeki çalışmalar: “Projeler uzun süre Bilim Kurulu’ndan çıkmadı”
“Hatay konusuna gelirsek… 2023 depreminden sonra geçmiş dönemde bir protokol yapılmış. Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne “Hatay’da Ulu Cami’yi yapar mısınız?” denmiş, belediye de kabul etmiş. Protokole 13. madde eklenmiş: Vakıflar, istediği anda projeden vazgeçebilir. Biz göreve geldiğimizde proje tamamlanmamıştı. Yaklaşık 20 ay boyunca Bilim Kurulu süreci devam etmiş, projeler çıkmamış. Buna rağmen biz bu projeyi çok önemsedik çünkü deprem bölgesine bir katkı sunmak istedik. Ayrıca yapılacak cami, Bursa Ulucamii ile isim bağı taşıyor. Bu bizi ayrıca motive etti. Projeler uzun süre Bilim Kurulu’ndan çıkmadı. Süreç uzadıkça uzadı. Oysa bitiş tarihi belliydi. Haziran 2026. Buna rağmen ekiplerimiz yoğun biçimde çalıştı, orada sürekli teknik ekiplerimiz vardı. Yapının tekniğine ve restorasyon kurallarına uygun şekilde yapılması konusunda da çok hassastık.”
“Minare projesi Ekim 2025’te onaylandı. Onaylanır onaylanmaz çalışmalara başladık. Minarenin yüzde 60’ı Aralık ayında tamamlandı. Kalan yüzde 40’lık kısım özellikle temel ve restorasyon açısından çok kritik ama temel zaten yapılmıştı. Temel bitince üst yapı hızlı ilerler. Belli bir seviyeye gelmiştik, bütçemizi ayırmıştık ve “Haziran ayında burada cuma namazı kılacağız, genel başkanımızla birlikte açılış yapacağız” diyorduk. Ancak Aralık ayında Vakıflar tarafından süreç durduruldu. Gerekçeler sürekli değişti. “Projeyi yeni verdiniz” denildi ama biz ara projeleri de sunmuştuk. Bir kuruş borcumuz yok. Buna rağmen, Vakıflar’ın bu tutumunun arkasında başka nedenler olduğunu düşünüyorum. Daha önce orada CHP’li bir belediye vardı. Şimdi yönetim değişince istenmeyen bir durum oluştu. Bu doğru değil. Kurumlarda ve devlette devamlılık esastır.”
Hatay Ulu Cami’nin restorasyonu: “Elimizden alınması beni çok rahatsız ediyor”
“Biz bugün de açıkça söylüyoruz: Ulu Camii’yi Haziran ayında teslim etmeye hazırız ve bunu garanti ediyoruz. Ancak 13. maddeye dayanarak “istediğim zaman feshederim, el koyarım” denilmesi çok üzücü. Ben bu işin içindeyim, ibadethaneler konusundaki hassasiyetimizi herkes bilir. Bu camiyi bitirememek, elimizden alınması beni çok rahatsız ediyor. Bu, Mustafa Bozbey’e ya da Büyükşehir Belediyesi’ne değil, Bursalılara yapılmış bir haksızlıktır. Çünkü bu cami Bursalıların parasıyla yapılıyor. Bu durumu kabul etmem mümkün değil. Bundan sonra süreci takip edeceğiz. Bakalım neler olacak, hep birlikte göreceğiz.”
Başkan Burada Projesi: “Gelen taleplerin yüzde 90–95’i iş ile ilgili”
“Başkan Burada” projesinin oldukça başarılı bir şekilde ilerlediğini kaydeden Bozbey, şöyle devam etti: “Başkan Burada” projesi, ortalama 15 günde bir her ilçeye giderek, ilçe halkıyla birebir buluştuğumuz ve çok önemsediğim bir proje. Neden önemsiyorum? Çünkü oraya sadece Mustafa Bozbey olarak ben gitmiyorum. Daire başkanları, müdürler, yetkililer ve şirket yöneticileriyle birlikte gidiyoruz. Yani aslında bir belediyeyi komple ilçeye taşıyoruz. Sabah erkenden ekiplerimiz masaları kuruyor, hazırlıklarını yapıyor. Gün boyu vatandaşlarımızla bir araya geliyoruz; sorunlarını, taleplerini ve şikâyetlerini dinliyoruz.”
“İlçeye gittiğimde ilk olarak kaymakamı ziyaret ediyorum. İlçe hakkında değerlendirmelerde bulunuyoruz. Ardından belediye başkanını ziyaret ediyorum. Sonrasında muhtarlarla bir araya geliyoruz; Ziraat Odası, Esnaf Odası, varsa Ticaret Odası gibi kuruluşları ziyaret ediyoruz. Daha sonra makamımıza geçiyoruz çünkü makamı da ilçeye taşıyoruz. Orada birebir vatandaş görüşmeleri yapıyoruz. Projeye ilk başladığımızda başvuruların yaklaşık yüzde 60’ı işle ilgiliydi. Geri kalanlar mahalle sorunları ya da kentle ilgili proje talepleriydi. Ancak zamanla bu oran arttı. Bugün ilçelere ya da kentin herhangi bir noktasına gittiğimizde taleplerin yüzde 90–95’i iş ile ilgili oluyor.”
“Bu tablo, Bursa’daki işsizlik oranlarının ne kadar arttığını da gösteriyor. Elimizde resmî bir istatistik olmayabilir ama sahadaki tablo ortada: yüzde 60’tan yüzde 95’lere çıkan bir oran var. Bu da özellikle 2024 Haziran ayından itibaren, ekonomik koşulların etkisiyle işsizliğin ciddi biçimde arttığını gösteriyor. Bunu özellikle DOSAB’da, tekstil bölgelerinde çok daha net görüyoruz. İnegöl’de bile durum değişti. Daha önce işçi bulmakta zorlanan İnegöl’de bugün insanlar iş bulmakta zorlanıyor. Bunun nedeni tekstil sektöründeki daralma ve mobilya sektöründe rekabet gücünün azalması. Bazı firmalar istihdamı yarı yarıya düşürdü.”
“Sadece 2025 yılında 40 binin üzerinde Bursalı’nın işsiz kaldığını tahmin ediyorum. Bu çok görünür olmayabilir ama aldığımız bilgiler bunu gösteriyor. Otomotiv ve yan sanayi bir dönem daha iyi gidiyordu, geçen yıl orada da yavaşlama başladı. Bu yıl yeniden işçi çıkarmaların başlayacağını görüyoruz. Yıl sonunda daha da vahim bir tabloyla karşılaşabiliriz. Bu nedenle vatandaşın mahalleyle ya da projelerle ilgili taleplerinden çok, iş talepleriyle karşılaşıyoruz. Tablo maalesef bu. Bu tabloyu gördüğümüz için sosyal desteklerimizi artırdık. Anne Kart’tan emekli desteklerine kadar pek çok sosyal destek devam ediyor. Bütçemiz elverdiği ölçüde bu destekleri sürdürüyoruz.”
“Halk Kart ve benzeri desteklerimizle binlerce insana ulaşıyoruz. Yetiyor mu? Elbette yetmiyor. Ancak bu destekleri verirken Bakanlığın belirlediği kriterler üzerinden hareket ediyoruz. Bazı vatandaşlarımız “Daha önce alıyordum, şimdi alamıyorum” diye şikâyette bulunuyor. Haklılar, bunu anlıyorum. Ancak kriterler çok net. Üzerine belirli bir yaş aralığında araç varsa destek verilemiyor. Tapu varsa yine verilemiyor. Biz yalnızca kişinin kendi oturduğu evin tapulu olması durumunda istisna uyguluyoruz. Ancak bunun dışında başka bir evi, hissesi ya da memlekette dededen, babadan kalma bir mülkü görünüyorsa destek verilemiyor. Çünkü bu kriterler bizim koyduğumuz değil, kamusal kriterler.”
“Bu para benim kişisel param değil. Eğer kendi cebimden veriyor olsaydım kimse sorgulayamazdı. Ama bu Bursalıların parası. Bu nedenle destekleri gerçek ihtiyaç sahiplerine, adil ve eşit şekilde, kimseyi ötekileştirmeden ulaştırmak zorundayız. Zaman zaman şu tür eleştiriler de geliyor: “Bu kişinin arabası var, binası var, kiracısı var ama destek alıyor.” Eğer sistemde üzerine kayıtlı bir şey görünmüyorsa ve başvuru yapmışsa, bunu bizim tespit etmemiz zor. Ancak mahalleli ya da muhtar bunu bilebilir. Bu nedenle muhtarlardan geri dönüş alarak daha doğru kişilere ulaşmaya çalışıyoruz. Bizim temel hedefimiz, gerçekten ihtiyaç sahibi olanlara ulaşmak. Keşke kimsenin buna ihtiyacı olmasa, keşke herkesin geliri yeterli olsa. Dikkat ederseniz rakam vermiyorum. “Şu kadar kişiye destek verdik” demeyi doğru bulmuyorum. Ancak şunu net söyleyebilirim: Binlerce insana ulaşıyoruz.”
Ramazan ayı destekleri: “Sosyal desteklerimizi de bu süreçte artıracağız”
“Ramazan ayında da bu destekleri artıracağız. Yaklaşık 4–5 noktada sabit Ramazan çadırları kuracağız. Dayanışma içinde, inancımızı en iyi şekilde yaşayarak bu Ramazan’ı geçirmek istiyoruz. Sosyal desteklerimizi de bu süreçte artıracağız. Bu Ramazan biraz daha hassas, biraz daha dayanışmacı olmak zorundayız. Her zaman bunu yapıyoruz ama Ramazan’da bu ruhu daha fazla öne çıkarıyoruz. 1060’ı aşkın mahallemizde, camilerde ikramlarımız olacak. Vatandaşlarımızla sohbet etme, sorunlarını dinleme imkânı bulacağız. Bursa’nın dört bir yanında Ramazan’ı en iyi şekilde karşılamak ve geçirmek için tüm hazırlıklarımızı tamamladık. Şimdi Ramazan’ı bekliyoruz. Dayanışma içinde, hep birlikte güzel bir Ramazan geçireceğiz.”
Büyükşehir Belediyesi’nin mali durumu: “Büyükşehir’in ne SGK borcu ne de vergi borcu vardır”
Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin mali durumuyla ilgili de açıklamalarda bulunan Başkan Mustafa Bozbey, şu ifadeleri kullandı: “Şeffaflık son derece önemli. Doğru bilgilendirme son derece kıymetli. Adil davranmak da aynı şekilde çok önemli. Bunları özellikle vurguluyorum çünkü biz belediye başkanı olarak ya da yönetim olarak kendi paramızı yönetmiyoruz, kendi paramızı harcamıyoruz. Hizmet üretirken harcadığımız para milletin parasıdır, Bursalıların parasıdır. Bu nedenle Bursalıların doğru bilgiye sahip olması bizim için çok kıymetlidir. Bu anlayışla her ay hesap veriyoruz. Hesap verebilir olmak zorundayız. Kendi param olsaydı belki sadece aileme hesap verirdim. Ama toplumun parasını, Bursalıların parasını kullanıyorsanız, onların adına hizmet yapıyorsanız bunun hesabını vermek zorundasınız. Ben böyle hissediyorum ve bu sorumlulukla hareket ediyorum.”
“Göreve geldiğimizde Büyükşehir Belediyesi’nin yaklaşık 13 milyar lira borcu vardı. Bu süreç içerisinde borcu yaklaşık 4 milyar lira azalttık. BUSKİ’nin borcu ise yaklaşık 11,8 milyar liraydı ve bu borç 25,4 milyar liraya çıktı. Yani yaklaşık 2,5 kat arttı. Şirketlerin borçları da yaklaşık 4,1 milyar lira seviyesinde. Bu rakam şu anda da yaklaşık aynı seviyede. Şunu özellikle vurgulamak istiyorum: Bugün Büyükşehir Belediyesi’nin, şirketler dâhil olmak üzere ne SGK borcu ne de vergi borcu vardır. Göreve geldiğimizde toplamda Büyükşehir, iştirakler ve şirketler dâhil yaklaşık 1 milyar dolar borç vardı. Bugün bu rakam 1 milyar doların altına düşmüş durumda. Ancak BUSKİ ile ilgili az önce anlattığım konu çok önemli. 150 milyon Euro’luk kredi kullanımı, Büyükşehir’in belini büken yanlış bir finansman tercihidir. Proje doğrudur; yöntem yanlıştır. Bu projeyi BUSKİ’nin yapması ve euro bazlı krediyle finanse edilmesi yanlıştır.”
“Devlet Su İşleri (DSİ) bu projeyi yapmak için 2017’den itibaren üç kez teklif sunmuş. Ancak “BUSKİ’yi ve Büyükşehir’i borçlandırırım” anlayışıyla bu teklifler reddedilmiş ve euro bazlı krediyle yapılmış. Bu, bu kente yapılmış bir hatadır. Birçok şehirde bu projeleri DSİ yaptı. Biz borçların ancak iyi bir mali disiplinle azaltılabileceğini bilen bir yönetimiz. Mali disiplin politikası oluşturduk, uyguladık ve sonuç aldık. Borçlarda önemli bir azalma sağladık. Bunu da ihaleleri şeffaf yaparak, alım-satımlarda hassas ve adil davranarak gerçekleştirdik. Bu anlayışla devam edeceğiz. Rekabet ortamını şeffaf biçimde ortaya koyacağız. Elbette bu dönem içinde gerektiğinde borçlanacağız. Ancak ne SGK ne de vergi borcu oluşmasını asla istemiyoruz. Çünkü bu borçlar devlete gider ve zaten tekrar bize döner. Büyükşehir Belediyesi’nin ve iştiraklerinin SGK ya da vergi borçlu görünmemesi gerekir. Bunu sağladık. İyi bir mali disiplin ve doğru mali politikalarla süreci yoluna koyduk. Bir taraftan hizmet üretmeye devam ediyoruz, bugüne kadar yapılmamış işleri yapıyoruz.
“Yatırımlarımızda önceliklendirme yapıyoruz”
“Diğer taraftan da borçları azaltıyoruz. Bu ikisini birlikte başarabildiğimizi görüyoruz. Demek ki yapılabiliyor. Hem altyapı ve üstyapı yatırımları sürebiliyor hem de borçlar azaltılabiliyor. Ancak BUSKİ borcunun 11,8 milyardan 25,5 milyara çıkması, BUSKİ’nin ve Büyükşehir’in mali dengesini bozmuş durumda. Gelir tarafına bakacak olursak; geçen yıl bütçemiz yaklaşık 36 milyar TL idi ancak bu bütçe yaklaşık yüzde 20 oranında eksik gerçekleşti. Bu yıl için Büyükşehir Belediyesi bütçesi 36,5 milyar TL olarak belirlendi. Yani geçen yılın bütçesine yakın bir bütçe. Bu yıl gerçekleşme olabileceğini düşünüyorum ancak ekonomik dalgalanmalar devam ederse bunun da gerçekleşmeyebileceğini öngörerek hareket etmek zorundayız. Bu nedenle yatırımlarımızda önceliklendirme yapıyoruz; bazı projeleri erteliyor, bazılarını öne alıyoruz. Doğru yönetim anlayışı da budur.”
“Bu mali disiplin sayesinde Bursa’yı kredi notu ve güvenilirliği yüksek bir kent hâline getirdik. Bugün Türkiye’deki 30 büyükşehir arasında kredi kabiliyeti en yüksek şehirlerden biriyiz. Bunun nedeni ödeme disiplinimiz, mali politikalarımız ve yapılan işlerin karşılığının zamanında ödenmesidir. Bir taraftan da hizmetler için gerekli araç ve ekipmanları alıyoruz. Yıllardır alınmamış ama alınması zorunlu olan araçları filomuza kazandırıyoruz. İtfaiye grubumuzu güçlendiriyoruz, ulaşım araçlarımızı yeniliyoruz. Sahada çalışan ekiplerimizin ekipmanlarını güçlendiriyoruz. Depremle ilgili çalışmaları da sürdürüyoruz. Yarın, 6 Şubat depreminin yıl dönümünde, 11 ili etkileyen 2023 depremleri sonrası neler yaptığımızı kamuoyuyla paylaşacağız.”
“Her alanda hizmet üretmeye devam ediyoruz. Vatandaş bazılarını görüyor, bazılarını görmüyor ama bu çalışmalar sürekli devam ediyor. Bunlar harcama gerektiren işler. Bazen “kötüleme yapılıyor” denebilir ama amacım eleştirmek değil; geçmişteki yönetim anlayışının yarattığı eksikleri anlatmak. Örneğin raylı sistemler ya da araçlarla ilgili yönetmeliklerin zorunlu kıldığı bakım ve yenilemeler yıllardır yapılmamış. Biz bunları yapıyoruz. Bu işler az rakamlar değil; 20–25 milyon liralar, zaman zaman 50 milyon liralar harcanıyor. Hatlardaki arızalar da geçmişte yapılmayan bakım ve yenilemeler nedeniyle oluşuyor. Bu yüzden ekiplerimiz gece gündüz çalışarak hatları yeniden revize ediyor. Bu tür pek çok hizmeti aynı anda yürütürken, diğer taraftan da borçlarımızı aşağı çekiyoruz. Bunu mali disiplinle başarıyoruz.”
Bursaspor açıklaması: “Bu sezon şampiyon olacağız”
Başkan Mustafa Bozbey, Bursaspor’la ilgili de dikkat çeken açıklamalar yaptı. Bursaspor Başkanı Enes Çelik ve yönetimine teşekkür eden ve şampiyonluğa olan inancını dile getiren Bozbey, şunları söyledi:
“Öncelikle Enes kardeşimiz başta olmak üzere yönetimdeki tüm arkadaşlarımızı yürekten kutluyorum. Sporcularımıza da teşekkür ediyorum. Ara transfer döneminde gerekli takviyeler yapıldı ve Bursaspor’a yakışan oyuncular takıma kazandırıldı. Bugün Bursaspor, bulunduğu lige rağmen birçok futbolcunun gelmek istediği, formasını giymek için istekli olduğu bir kulüp hâline geldi. Bu çok kıymetli. Çünkü Bursaspor küme düşmüş bir yerden geliyor ama yeniden ayağa kalkıyor ve hedefine adım adım ilerliyor. Teknik direktör değişiklikleri elbette olabilir. Ben bunu belediyede de söylüyorum: Kimse vazgeçilmez değil. Gerekirse değişim olur. Yönetim dışarıdan bakarak, profesyonellerden görüş alarak karar verir. Bursa artık başarıya aç bir kent. Bu yüzden kimsenin hata yapma lüksü yok. “Bu maç böyle olsun” deme şansı yok. Ben açıkça söylüyorum: 3–4 hafta içinde puan farkının 7–8 puana çıkacağını düşünüyorum. Bu benim hayalim ve inancım. Bu sezon şampiyon olacağız. Bursasporlu bir yönetici olarak söylüyorum; “Bekle bizi Süper Lig” diyoruz. Çünkü Süper Lig’de görülecek çok hesabımız var. İnşallah önümüzdeki sezon bir üst lige, ondan sonraki sezon da Süper Lig’e çıkan bir Bursaspor’u keyifle izleyeceğiz. Antrenör değişir, oyuncu değişir; bunlar futbolun doğasında var. Ama asıl önemli olan şu: Kent birleşti. Kent bütünleşti. Siyasetçiler birleşti. Taraftar birleşti. Eskiden başımız öne eğikti, yere bakarak yürüyorduk. Şimdi başımız dik, ileriye bakıyoruz. “Demek ki oluyormuş” diyoruz. Ben Bursa’da her konuda bu birlikteliğin doğru olduğuna inanıyorum.
“Hangi siyasi görüşten olursa olsun hiç fark etmez. Hepimiz Bursa’da yaşıyoruz” diyen Başkan Bozbey, şöyle devam etti:
“Bu havayı soluyor, bu suyu içiyor, bu yolları kullanıyoruz. Bursalılık bilincinin 3,5 milyon insanda hakim olması lazım. Bursa’nın bir sorunu olduğunda; milletvekillerini, parti il başkanlarını, meclis üyelerini arıyorum. “Bu konuyu nasıl çözeriz?” diye istişare ediyorum. İstiyorum ki bu dönem Büyükşehir Belediye Meclisi, Bursa’nın sorunlarını azaltan bir meclis olarak tarihe geçsin. Basının rolü de burada çok önemli. Sizler bizim göremediğimizi görebilirsiniz. Eleştiri son derece kıymetlidir; yeter ki kişisel ve ailevi hedefler olmasın. Yanlış yaptığımızda uyarılmak isteriz. Yanlışsa döneriz, düzeltiyoruz da. Bizim yöneticilik anlayışımız bu: Biz Bursalıyız ve Bursa’nın menfaatlerini korumak zorundayız. 20 milletvekili, 17 ilçe belediye başkanı, Büyükşehir Belediye Başkanı, 106 Büyükşehir Meclis üyesi, ilçelerle birlikte yaklaşık 300 meclis üyesi, valimiz ve bürokraside görev yapan yöneticiler… Hepimiz Bursa’nın geleceği için sorumluyuz. Birlikte hareket edersek başarı geliyor. Bursaspor’da bunu başardık. Diğer alanlarda da başaracağız.”