Olay Gazetesi Bursa

Bulaşıcı olmayan hastalıklar Türkiye’de her yıl 370 bin can alıyor

DSÖ Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Program Yöneticisi Ergüder, "Türkiye'de her yıl yaklaşık 420 bin kişi hayatını kaybediyor. Bunun 370 bini bulaşıcı olmayan hastalıklardan meydana gelen ölümler." dedi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar ve Sağlıklı Yaşam Program Yöneticisi Prof. Dr. Toker Ergüder, Elazığ’da katıldığı sempozyumun ardından AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünya genelinde bulaşıcı olmayan hastalıklardan kaynaklanan erken ölümlerin artmasının sağlık sistemine ağır yük getirdiğini söyledi.

Kanser, kalp damar hastalıkları, diyabet ve kronik rahatsızlıklar gibi bulaşıcı olmayan hastalıkların ülke ekonomisine yılda 69,7 milyar lira maliyet getirdiğine işaret eden Ergüder, “Dünyada her yıl yaklaşık 60 milyon insan hayatını kaybediyor. Bunun yaklaşık yüzde 70’i, yani 40 milyonu bulaşıcı olmayan hastalıklardan meydana gelen ölümler. Türkiye’de her yıl yaklaşık 420 bin kişi hayatını kaybediyor. Bunun 370 bini bulaşıcı olmayan hastalıklardan meydana gelen ölümler. Bu ölümlerin büyük bölümü kalp damar hastalıkları, kanser, akciğer rahatsızlıkları ve şeker hastalığı.” diye konuştu.

Ergüder, diğer ülkelerde kalp damar hastalıklarından ölümler daha fazla görülürken, Türkiye’de kanserden ölümlerin daha sık görüldüğüne dikkati çekerek, bunun başlıca nedeninin yüksek orandaki sigara tiryakiliği olduğunu aktardı.

Dünya genelinde 1,1 milyar insanın sigara içtiğini, sigaraya bağlı hastalıklardan yılda 7 milyon kişinin yaşamını yitirdiğini dile getiren Ergüder, en çok görülen 8 ölüm nedeninden 6’sının sigara kaynaklı olduğunu anlattı.

“Türkiye en çok sigara içilen 3. ülke”

Ergüder, en çok sigara içilen ülkeler sıralamasında Türkiye’nin, Endonezya ve Bangladeş’in ardından 3. sırada yer aldığını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dünyada sigara kullanım oranına bakıldığında yüzde 15-17’lerden bahsediliyor ama Türkiye’de bu oran yüzde 30 civarında. Türkiye’nin bir an önce diğer ülkeler gibi tütün kullanım oranını yüzde 20’nin altına, yüzde 10’a düşürmesi gerekir. Türkiye en çok sigara içilen 3. ülke konumunda. Ülkemizde yaklaşık 20 milyon kişi sigara içiyor ve her yıl yaklaşık 118 bin 500 kişi sigaraya bağlı hastalıklardan kaybediliyor.”

Kadınlara yönelik sigaralarda artış

Sigarayla mücadelede son yıllarda önemli adımlar atıldığını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Sigara kullanımı ile mücadele bizim için daima gündemimizde olan terörle mücadele kadar önemli bir hale gelmiştir.” açıklamasının önemli bir kırılma noktası olduğunu hatırlatan Ergüder, kapalı alanlarda uygulanan sigara içme yasağının belirli dış mekanlarda da uygulanması gerektiğine değindi.

“Türkiye en başından beri elektronik sigaraları ülkeye sokmadı, bunların kullanımı yasak. Girenlerin büyük bölümü kaçak ürünler.” diyen Ergüder, yurt dışından kaçak getirilen ürünlere yönelik önlem alınması gerektiğinin altını çizdi.

Prof. Dr. Ergüder, en büyük sorunlardan birinin de nargile kafeler olduğunu ifade ederek, “Diğer bir konu sigara firmaları. Özellikle son yıllarda kadınlara yönelik sigaraları Türkiye’de çok fazla piyasaya sürmeye başladılar.” değerlendirmesinde bulundu.

Gıda ambalajlarında trafik ışığı uygulaması

Bulaşıcı olmayan hastalıklarla mücadelede kritik başlıklardan birinin de sağlıklı beslenme, tuz, şeker ve trans yağların olduğunu belirten Ergüder, şunları kaydetti:

“Bazı ülkeler şekerli ve gazlı içeceklere yüksek vergiler uygulayarak toplumu sağlıklı içeceklere yönlendiriyor. Diğer bir husus ise gıda ambalajlarında trafik ışığı uygulaması. Tarım ve Orman Bakanlığının, gıda ambalajlarında trafik ışığı uygulaması ile ilgili çalışmaları var. Gelişmiş ülkelerde gıda paketlerinin üzerine trafik ışıkları gibi yeşil, sarı, kırmızı etiketler konuldu. Markete gittiğinizde gıda paketlerinin arkasındaki küçük yazıları okumanız gerekmiyor. Üzerinde yeşil etiket varsa o ürün sağlıklı gıda demektir, rahatlıkla tüketebiliyorsunuz. Pek çok ülke kalp krizine neden olan trans yağları sıfıra düşürdü veya kökten yasakladı. Türkiye’de hala çok yüksek oranda tuz kullanımı var. Bununla ilgili bir takım kanuni düzenlemelerle lokantalarda, insanların toplu yemek yedikleri yerlerde tuz kullanımını kısıtlamamız gerekiyor. Bunlarla ilgili hem Sağlık Bakanlığımız hem de Tarım ve Orman Bakanlığımız önemli adımlar atıyor.”