Taha TÜTÜNCÜ
Bursa’nın Yenişehir ilçesine bağlı Kirazlıyayla Mahallesi’nde faaliyet gösteren maden tesisine ait yaklaşık 4 milyon metreküp kapasiteli atık barajında meydana gelen hasarın ardından tehlikeli atıkların çevreye yayılması, kamuoyunda büyük endişe yarattı. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, yaşananların bir çevre felaketi olduğunu vurgulayarak, bu risklerin yıllar önce hazırlanan teknik raporlarla açıkça ortaya konulduğunu söyledi. Başkan Yıldız, “Ne yazık ki bugün yaşananlar sürpriz değildir. Bu felaketin geleceğini biz 2020 yılında raporladık. JMO Güney Marmara Şubesi tarafından oluşturulan komisyon, olayın hemen ardından bölgeye gidip teknik incelemeler ve tespitleri yaptık. İncelemeler sonucunda tehlikeli atıklarım çevreye yayıldığını tespit ettik. Bu olay sadece bir teknik arıza değil, yanlış madencilik politikalarının ve hatalı ÇED süreçlerinin doğal bir sonucudur” dedi.
“BU EĞİMDE BİR BARAJ BÜYÜK TEHLİKEDİR”
Nihai ÇED raporunda atık barajının yapılacağı alanın yüzde 15 ila 30 eğime sahip olduğuna dikkat çeken Mehmet Yıldız, bu durumun ciddi bir risk oluşturduğunu ifade ederek, “Bu eğimde bir atık barajı büyük bir tehlikedir. Gövdenin hasar görmesi ya da patlaması halinde bütün atıkların Yenişehir Ovası’na akacağını açıkça söyledik” dedi.
“SONUÇ YERALTI SULARININ KİRLENMESİDİR”
Atık barajında birikecek suya ilişkin projedeki belirsizliklere de değinen Yıldız, “Atık barajından çıkan suyun arıtılarak yeniden kullanılacağı söyleniyor ancak arıtma sistemine ilişkin projede hiçbir bilgi yok. Flotasyon tesisinde kullanılan suyun geri kazanılacağı ifade ediliyor ama sistem projede yer almıyor. Buna rağmen firma, hiçbir şekilde atıksu oluşmayacağını iddia ediyor. Bu teknik olarak mümkün değil. Deşarj kaçınılmazdır ve bunun sonucu yeraltı su kaynaklarının kirlenmesidir” ifadelerini kullandı.
“BU PROJENİN NASIL ONAYLANDIĞINI ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR”
Proses suyu ihtiyacının Yenişehir Ovası, İznik Gölü, Göllüce Sulama Kooperatifi ve açılacak kuyulardan karşılanacağının belirtildiğini aktaran Mehmet Yıldız, “DSİ tarafından tarımsal sulama amacıyla tahsis edilmiş suların başka amaçlarla kullanılması yasal değildir. Ayrıca İznik Gölü’nün mevcut su seviyesi bile mevcut talepleri karşılamaya yetmezken, bu projelerin nasıl onaylandığını anlamak mümkün değildir” diye konuştu.
“KAMUOYUNA AÇIKLAMA YAPILMADI”
Kirazlıyayla’daki maden işletmesi için 2019 yılında verilen “ÇED Olumlu” kararıyla faaliyetlerin sürdürüldüğünü belirten Başkan Yıldız, tesisin büyütülmesi ve ikinci bir atık barajı için yeni bir ÇED süreci başlatıldığını söyledi. Yıldız, “Bu süreç tamamlanmadan mevcut atık barajı kapasitesinin üzerinde yüklenmiş, baraj kısmen yıkılmış ve tehlikeli atıklar çevreye yayılmıştır. Olayın üzerinden üç gün geçmesine rağmen ne bakanlıklardan ne de ilgili kurumlardan kamuoyuna bir açıklama yapılmıştır” ifadelerini kullandı.
“RAPORLAR BİLİMDEN UZAK HAZIRLANIYOR”
Son dönemde hazırlanan birçok ÇED raporunu incelediklerini belirten Mehmet Yıldız, “Bu raporların büyük bir kısmında jeolojik, jeoteknik, hidrojeolojik ve afet riskleri yeterince değerlendirilmemiştir. Birçok rapor bilimsel temelden uzak, kopyala-yapıştır anlayışıyla hazırlanmıştır. Dahası, bazı raporlarda jeoloji mühendislerinin sürece dahil edilmediğini, hatta sahte imzaların kullanıldığını tespit ettik” dedi.
“ACİLEN ARAŞTIRMALAR BAŞLATILMALI”
Kuzeyinde İznik Gölü, güneyinde Yenişehir Ovası bulunan Kirazlıyayla Mahallesi’nde yaşanan çevre felaketinin takipçisi olacaklarını belirten Mehmet Yıldız, “Bölgede acilen jeolojik, jeoteknik, hidrojeolojik ve hidrojeokimyasal araştırmalar başlatılmalıdır. Soyut ve hayali verilere dayalı ÇED ve maden işletme raporları esas alınarak yürütülen madencilik faaliyetlerine derhal son verilmelidir” dedi.