Olay Gazetesi Bursa

Bursa’da klon sığırlar çoğalıyor

Bursa'da Anadolu'nun yerli boz sığır ırkının neslinin sürdürülmesi amacıyla başlatılan çalışmalar kapsamında, klonlama yöntemiyle elde edilen iki ineğin başka hayvanlarla çiftleştirilmesi sonucu 4 buzağı dünyaya geldi.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Marmara Araştırma Merkezi (TÜBİTAK-MAM), Uludağ Üniversitesi (UÜ) ve İstanbul Üniversitesinin (İÜ) ortak olduğu “Anadolu Yerli Sığır Irklarının Klonlanması Projesi” çerçevesinde 2009’da İstanbul’da 5 buzağı elde edildi. Bunlardan dişi olanlara “Nilüfer”, “Kiraz”, “Ece” ve “Ecem”, erkek olana ise “Efe” adı verildi.

 

UÜ Veteriner Fakültesi uzmanları, belli bir yaşa geldikten sonra Nilüfer ile Kiraz’ın üreme, verimlilik ve gen aktarımına ilişkin çalışma başlattı. Fakültenin çiftliğinde bakılmaya başlanan dişi sığırlardan bir süre sonra yeni buzağılar elde edildi.

 

“Nilüfer” ile klonlanmamış bir boğanın çiftleşmesinden doğan yavruya “Kardelen”, klonlanmış Efe’den olan yavrusuna, kurban bayramında doğduğu için “Kurban” adı verildi.

 

“Kiraz”ın Holstein ırkıyla melezlenmesiyle doğan buzağısına “Karakız”, Efe’den olan yavrusuna ise “Yazgülü” ismi konuldu. Klonlanmış sığırların yavruları, üremeleri için doğal ortama bırakıldı.

 

– “Yavruların yavrularını alıp küçük bir sürü kurmaya çalışıyoruz”

 

Projenin yürütücülerinden UÜ Veteriner Fakültesi Dölerme ve Suni Tohumlama Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Sağırkaya, yerli gen kaynaklarının, Anadolu’nun zorlu koşullarına uyum sağlaması nedeniyle önemli olduğunu söyledi.

 

Cumhuriyetin ilk yıllarında boz ırktan üretilen bazı yerli hayvanların soylarının, yanlış ıslah ve negatif seleksiyon nedeniyle yok olduğunu anlatan Sağırkaya, buna “Karacabey Esmeri”ni örnek gösterdi. Bu cinsin, ithal spermalarla tohumlanarak “İsviçre Esmeri” denilen bir ırka dönüştürüldüğünü dile getiren Sağırkaya, yerli ırkı koruma çalışmalarının önemine işaret etti.

 

Sağırkaya, “Anadolu Yerli Sığır Irklarının Klonlanması Projesi”nin bazı nedenlerle sürdürülemediğini ifade ederek, şöyle konuştu:

 

“Projenin devamında, klon sığırlardan gelen soyun et ve süt üretimlerine olan etkisi ve yavruların gelişim hızları gibi değerleri de incelemek istedik ancak bu başvurular TÜBİTAK tarafından reddedildi. Bu hayvanların üreme performanslarını daha kontrollü şekilde geniş gruplarda klon olmayanlarla klonların kendi aralarında eşleşmelerinden doğacak yavruların et ve süt kalitesi, gelişme hızı araştırmalarını da yapmayı planlamıştık. ‘Örnek sayınız az’ dediler. Sanki Türkiye’de yüzlerce, binlerce klon var da biz onları bırakıp 5 tanesiyle çalışıyormuşuz gibi bir yorum geldi.”

 

Planladıkları bu çalışmanın dünyada da düşük sayılarla yapıldığını belirten Sağırkaya, “Çünkü klonlama sonuçta laboratuvarda bakteri çoğaltmak gibi yüzlerce, binlerce yapabileceğiniz bir yöntem değil. Maliyetli ve iş yükü çok ağır bir uygulama ancak yine kendi çapımızda devam ediyoruz. Yavrularının yavrularını alıp küçük bir sürü kurmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.