Aydın, yazısında şu ifadeleri kullandı:
Şu bir gerçek ki, asırlarca su şehri olarak bilinen, ama daha bir kaç ay önceye kadar planlı kesintilerle karşı karşıya kaldığımız kentimiz, Türkiye’nin en pahalı suyunu içen illerinden biri. Sadece su değil, ulaşım ücretlerinde de Türkiye’nin en yüksek bilet ücreti alınan kentlerinin başında geliyoruz.
Ancak, Bursa’da su, ulaşım ve ekmek zamlarından şikâyet edilirken, merkezi hükümete bağlı kurumların tarifelerini görmezden gelmek de adaletli bir yaklaşım olamaz. Ateşi söndürülemeyen akaryakıt fiyatları hemen her sektörü olumsuz etkiliyor.
80 liradan mazot alan yerel yönetimler, toplu taşıma tarifesini ne kadar ucuz tutabilirler ki?
Sadece akaryakıt değil, yedek parça, işçilik, vergi, SGK primi vb. gibi gider kalemlerindeki artışlar da belediyelerin halka götürdüğü hizmetlerin maliyetini artırıyor.
Su, ulaşım, ekmek vb. gibi temel giderlere gelen zamları eleştirirken aynı şekilde insani yaşam için olmazsa olmazlardan doğalgaz, elektrik, internet, akaryakıt vb. gibi harcamalardaki fiyat yüksekliklerini es geçmek haksızlıktır.
Tüm temel insani gereksinimlerin tarifeleri asgari düzeyde tutulmalı.