Olay Gazetesi Bursa

‘CHP’nin 12 Eylül’de yaptığını şimdi…’

Başbakan Davutoğlu, TRT'deki "Başbakan ile Özel Yayın" programında, "CHP'nin 12 Eylül'de yaptığını şimdi HDP yapıyor. HDP kendine tabi olmayan Kürtlere baskı uyguluyor" dedi.

Başbakan Davutoğlu: CHP’nin 12 Eylül’de yaptığını şimdi HDP yapıyor. HDP kendine tabi olmayan Kürtlere baskı uyguluyor. (Güneydoğu ve Doğu’da seçmene yönelik baskılar) Psikolojik olarak mahalle baskısı oluşturuluyor. Bölgede esen terörü görmeyeceksiniz, aydınlar HDP’ye yapılan saldırıyı kınayacak, ama AK Parti’ye yapılırsa meşru. Çözüm süreci HDP’ye endeksli değil. Nihai hedef silahların bırakılmasıdır. Terörü şu anda meşru kılan Türkiye’de ne var? 

Başbakan Ahmet Davutoğlu, TRT’deki “Başbakan ile Özel Yayın” programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

 

Başbakan Davutoğlu, “Beni, Selahattin Demirtaş ile ilgili sükutu hayale uğratan husus şu; Selahattin Bey ve onun temsil ettiği siyasi yaklaşımda, şizofrenik demeyeyim, o anlamda tıbbi bir şeyle kullanmıyorum ama çok da klasikleşmiş psikolojide, ‘divided self’ İngilizce’sini söyleyeyim, yani  parçalanmış benlik.  Parçalanmış benlik, yani bir baktığınızda şöyle görünür, bir baktığınızda böyle görünür. Şimdi parçalanmış benlik gibi egoya sahip olan bir kimliğin işaretlerini görüyorum Selahattin Demirtaş’ta.”

 

‘6-7 Ekim olayları bir isyan davetiydi’

‘6-7 Ekim olaylarında yaptıkları şey bir isyan davetiydi’ diyen Davutoğlu, “Şimdi 6 Ekim’de gencecik çocukları sokağa döken ve Kobani olayları üzerinden haksız bir şekilde Türkiye’yi suçlayan bir yaklaşımla Türkiyelilik yan yana durur mu? Kobani’den 3 günde, 197 bin kişiyi aldığımızı kendi bilir. Kobani’ye her türlü insani yardımı yaptığımızı kendi bilir. Gelip, ben Dışişleri Bakanıyken, ne taleplerde bulundukları, nasıl katkıda bulduğumuzu bilirler. Ben yine Dışişleri Bakanıyken, Suriye ile ilişkilerimiz, Esed ile ilişkilerimiz iyiyken, kendileri gelip, ‘şu problemleri var Suriyeli Kürtlerin’ dediğinde, ben ‘o problemleri zaten biliyorum, Sayın Başbakanımız da biliyor, biz gidip anlatacağız’ dediğimi ve Esed ile bakın tarihi de söylüyorum, 6 Nisan 2011’de yaptığımız görüşmede, ‘Kürt kardeşlerimize kimliklerini verin, dışlamayın’ telkininde bulunduğumu da bilirler. Şimdi bütün bunları bilmelerine rağmen 6-7 Ekim olaylarında yaptıkları şey açık söyleyeyim, bir isyan davetiydi. Şimdi de bir bakıyorsunuz Kadıköy’de 1 Ekim’deki benimle konuşan Demirtaş gibi konuşuyor, buralara geldiğinde veya AK Parti’ye saldırmak icap ettiğinde, 6 Ekim’deki Demirtaş gibi konuşuyor”

“Herkesin çift kimlikleri bırakması lazım”

Demirtaş’ın, “barajı geçemezsek sivil itaatsizlik” ifadesini kullandığını söyleyen Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Peki, biz şunu diyor muyuz; iktidar olmazsak sivil itaatsizlik ya da biz 2002’de dedik mi, ‘bu hareketin Genel Başkanı, Kurucu Genel Başkanı yasaklandı, eğer bir şey olursa, sivil itaatsizlik yaparız’ dedik mi? Partimiz kapatılma sürecine girdi, 2008’de, dedik mi? 28 Şubat’ta, hepimiz zulüm gördük, halkı isyana teşvik ettik mi? Türkiyelileşmek, bu toprağa ait olma hissini yaşamaktır. HDP’nin bu konuda biraz daha yol alması lazım. CHP’nin biraz daha yol alması lazım. MHP’nin biraz daha yol alması lazım. Olgunlaşmaları lazım.”

“AK Parti yıkılsın da ne olursa olsun gibi düşünen bir çevre var”

Davutoğlu, Çözüm Süreci’nin daha sonraki aşamasında nihai olanın silahların bırakılması olduğuna işaret ederek, “Şimdi Türkiye’de silahı, terörü meşru kılan ne var? Bir grup aydının deklarasyonu oldu, çoğuda tanıdığım isimler. Çoğu bir çok zeminde konuşup anlaşabileceğimiz isimler. HDP’ye destek beyanında bulundular, bulunabilirler, siyasi tercihlerini ifade edebilirler. Ama beni üzen taraf şu, bu isimlerin özgürlükçülük ve barış adına bu açıklamayı yaptıklarını ifade ederken dönüp HDP’ye, PKK’ya şiddeti bırakın demokrasilerde terör olmaz, silah olmaz dememeleri, diyememeleri. O zaman o yaptıkları deklarasyonun bir kıymeti harbiyesi yok. Çünkü meseleleri bir şey inşa etmek değil, bir şeyi yıkmak. AK Parti yıkılsın da ne olursa olsun gibi düşünen bir çevre var” ifadesini kullandı.

“HDP’nin barajı aşma sorunu var ama Kürtler barajı aşıyor”

Davutoğlu, “Demirtaş bunu sık sık hatırlatıyor; ‘7 Haziran’da şöyle olmazsa böyle olur’, sadece o değil. Dışarıdaki onlarla bağlantılı bazı yayın organları… HDP’nin barajı aşması ayrı şeydir, Kürtlerin barajı aşması ayrı şeydir. HDP’nin barajı aşma sorunu var, doğru aşar ya da aşmaz ama Kürtler barajı aşıyor. Bizim burada gösterdiğimiz adaylar Kürt değil mi? AK Parti bir Türk partisidir, Kürt partisidir, bir Alevi partisidir, bir Sünni partisidir. AK Parti’nin içinde hepsi var. Buradaki adaylarımız seçildiğinde Kürt kimliklerinden soyutlanarak gelmiyorlar ki. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı içinde Kürtleri de temsil edecek şekilde Meclis’te. Bu kimlikler kişisel olarak saygı duyduğumuz kimliklerdir ama siyasi olarak AK Parti siyaseti vardır. Hiçbir partinin böyle bir konumu yok.”

“Kendilerine güvenseler başkanlık sistemine ‘evet’ derler”

‘Yeni bir anayasa olsa ve sistem değişse, onlara yeni bir şans doğacak’ diyen Davutoğlu, “Kendilerine güvenseler başkanlık sistemine ‘evet’ derler, kendileri için tekrar bir şans olur. Başkanlık seçimine gidilecek yeni bir şans olacak. Yoksa Sayın Cumhurbaşkanı 2019’a kadar cumhurbaşkanı, biz de kazandığımızda 2019’a kadar başbakanız, hükümetiz. Onlara bir şans yok. Dört yıl, halk tabiriyle söyleyeyim ‘ekmek yok.’ Halbuki ekmek var önlerinde, eğer anayasa değişikliği olursa, bir fırsat. referandumda ‘hayır’ çıkartırlarsa, belki siyaseten kazanım içinde de olabilirler. Buna dahi cesaretleri yok.”

“Yazdığı köşe yazısıyla Türkiye’yi belirlemek istiyor”

Bugün milli bölgesel uçağı ilan ettiklerini hatırlatan Davutoğlu, milletin bir iddia sahibi ilim adamı, işadamı, siyasetçi arayışının bulunduğuna dikkati çekti. 

Davutoğlu, halbuki bu kesimlerin çoğunun oturdukları yerden güç kullanmak istediklerine işaret ederek, “Yazdığı köşe yazısıyla Türkiye’yi belirlemek istiyor. Oturduğu bir sivil toplum kuruluşunda Türkiye’nin kaderini belirlemek istiyor” dedi. 

Bu kesimlerin kendisi gibi 81 vilayeti dolaşacak bir çabayı gerekli görmediğini ifade eden Davutoğlu, şöyle konuştu:

“Düşünüyor ki, ‘Ben oturduğum yerden bir şey söyleyeyim AK Parti gitsin halktan oy toplasın ama benim dediğimi yapsın’. Paralel de böyle diyor. Paralelin rahatsız olmasının sebebi şu; ‘Ne güzel bürokraside örgütlenmiştim, ne güzel ben dediğimi yaptırıyorum. Sen git halktan oy al’.  

“Asgari ücret yüksek olsa hükümet karlıdır”

Davutoğlu, asgari ücreti hükümetin tayin etmediğini, hükümetin üçüncü taraf olarak işçi ve işveren sendikaları arasında sadece hakemlik ve gözlemcilik yaptığını anlatarak, sonunda onların makul bir yerde birleştiğini, hükümetin bunun düzenlemesini yaptığını ifade etti.

‘Halkı kandırmaya kalkıyorsan bu açık bir hiledir’

Davutoğlu, “Bir banka tek taraflı olarak borçları silmek isterse hükümet olarak ‘Hayır silmeyeceksin’ demeyiz ki, memnun oluruz, halkımız rahat eder. Ama kendi ortağın olduğun bankaya bunu teklif edemiyorsun, kendi belediyene bunu yaptıramıyorsun da hiçbir zaman iktidar olamayacağını bilerek halkı kandırmaya kalkıyorsan bu açık bir hiledir, açık bir tuzaktır, açık bir popülizmdir.” 

“Kılıçdaroğlu’nun Suriyeliler ile ilgili söylemi yüzde yüz ırkçı bir söylemdir”

Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Kılıçdaroğlu’nun şu söylemine bakın; ‘Suriyelileri geri göndereceğim. Suriyeliler sizin işinizi alıyor. Suriyelileri işe aldıkları için siz işsiz kalıyorsunuz. Suriyelilere 2 buçuk milyar ödedik.’ Bu ne biliyor musunuz? Bunu alın Almanya’daki PEGİDA hareketinin Suriyeliler yerine Türkleri koyun; ‘Bu Türkler var ya bu Türkler sizin işlerinizi alıyor. Bu Türkleri geri göndereceğiz. Bu Müslümanlar var ya aslında burada olmamalılar’. Bu ırkçı bir söylemdir. Bize yakışmayan, bizim kültürümüze yabancı ırkçı bir söylemdir. Kılıçdaroğlu’nun söylediklerini Almanca’ya tercüme edin, Suriyeliler yerine de Türkleri koyun, tamamıyla yüzde yüz ırkçı, hepimizi infiale sevk edecek kadar ırkçı bir söylemdir. İnsaf ya…” dedi.