Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, WOW İstanbul Hotel’de 10. Milli İrade İftar Programı’na iştirak etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan iftarın ardından açıklamalarda bulundu.
Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:
“Baharın yavaş yavaş yüzünü gösterdiği bu güzel İstanbul akşamda sizlerle bir arada olmaktan duyduğum memnuniyeti belirtmek istiyorum.
Ramazan barışın, dayanışmanın, kardeşliğin ve merhametin ayıdır. Ancak İslam coğrafyasının bu mübarek günlerde acıyla, gözyaşıyla, savaşlarla anılması bizleri gerçekten müteessir ediyor.
“TÜM DENİZLERİ MAVİ OLSA NE YAZAR”
10 Ekim’den bu yana Gazze’de şehit edilenlerin sayısı 640’ı buluyor. Katledilenlerin kahir ekseriyetini çocuklar, kadınlar ve yaşlılar oluşturuyor. Annelerinin yanaklarına bir gül kondurarak okula gönderdiği çocuklar, çocuklarımız; ya füzelerin, ya bombaların ya da kurşunların hedefi oluyor. Komşumuz İran’dan Yemen’e, Sudan’dan Somali’ye kadar coğrafyamızın dört bir yanında maalesef aynı üzüntü verici manzarayla karşı karşıyayız.
Çocukları ürkütülmüş bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne yazar, olmasa ne yazar? Elinizi vicdanınıza koyup samimiyetle cevap verin. Sabah güle oynaya okula giden yavruların akşam evine dönemediğim bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur olmasa ne olur. Henüz 6 yaşındaki kız çocuklarının 335 kurşun sıkılarak öldürüldüğü bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur olmasa ne olur. Oyuncakların kana bulandığı, hayallerin yarım kaldığı, çocukların yüzlerindeki tebessümlerini vakitsiz solduğu bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur olmasa ne olur. Çocukların çocukları büyütmek zorunda kaldığı bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur olmasa ne olur.
“DÜNYA VİCDAN TUTULMASINA UĞRAMIŞ”
Bazı ülkeler zulmü ve soykırımı görmezden geldi. Bazı ülkeler İsrail gibi soykırımcılara destek verdi. Bir avuç vicdan, cesaret sahibi ülke, kurum ve kuruluş dışında coğrafyamızdaki zulümlere tepki gösteren, bunları durdurmak için didinen neredeyse çıkmadı. Aileleri tamamen yok edilen on binlerce Gazzeli Suriyeli çocuğun dramı sanal alemin sahte vicdanı sayesinde sürüsünden ayrılan penguen kadar gündeme gelmedi. Vicdan tutulmasına uğramış böyle bir dünyada Türkiye olarak insanlığın vicdanı olması mücadelesini hep birlikte veriyoruz.
“BASKILAR KARŞISINDA SUSMAYACAĞIZ”
Bu can bu tende olduğu müddetçe mazlumların yanında duracak, zulme rıza göstermeyeceğiz, baskılar karşısında sinmeyecek ve susmayacağız. Gazze’deki kardeşlerimiz başta olmak üzere dünyadaki tüm mazlumlarla dayanışma hâlindeyiz.
Burada şu hususu da önemle vurgulamak durumundayım: Aramızdaki dayanışma ve dostluğu diri tuttuğumuz sürece demokrasimizi tehdit ve tehlikelerden koruyabiliriz. Tıpkı bir duvarın tuğlaları gibi. “Müminler bir binanın tuğlaları gibidir” hükmünde olduğu gibi, birbirimize sıkıca kenetlendiğimiz sürece istiklal ve istikbalimize uzanan namahrem elleri kırabiliriz. Ramazan-ı Şerif’ten bir gün önce yayımladıkları bildirilerle millete hakaret eden güruhun ideolojik dayatmalarına ancak bu şekilde karşı koyabiliriz. Mesafe koymadık, inşallah bundan sonra da tek yürek, tek bilek olarak mücadelemizi sürdüreceğiz.
“HER TÜRLÜ TEHDİDE YÖNELİK ÖNLEME FAALİYETLERİNDE BULUNUYORUZ”
Biz hükümet olarak ülkemizi savaşın içine çekmek isteyen tertip, tuzak ve tahriklere karşı çok dikkatli hareket ediyoruz. Olayların sadece görünen kısmına değil, asıl perdenin arkasında gizlenen kısmına odaklanıyor, hiçbir ihtimali, hiçbir senaryoyu dışlamıyor, her şeyi en ince detayına kadar tahlil ve tetkik ediyoruz. Yine bu süreçte, dün gece olduğu gibi, hava sahamızı ihlal eden her türlü tehdide yönelik gerekli önleme faaliyetlerinde de bulunuyoruz. Ülkemizi bu ateş çukurundan uzakta tutmak birinci önceliğimizdir. Sizlerden de İran’a yönelik saldırılarla eş zamanlı olarak köpürtülen mezhep ve etnik köken temelli kışkırtmalara karşı çok dikkatli olmanızı istiyorum.
“TEMPOMUZU ARTIRMAMIZ GEREKEN BİR DÖNEME GİRDİK”
Bizden öncekilerin büyük bir fedakârlıkla, uğruna ağır bedeller ödeyerek surda açtığı gediği büyütmek için biz bu mücadeleyi veriyoruz. Bunu özellikle şunun için söylüyorum. Tempomuzu artırmamız, daha çevik, daha atılgan olmamız gereken yeni bir döneme giriyoruz. Bu yeni dönemde siz sivil toplum kuruluşlarımızın daha önce hiç olmadığı kadar güçlü, insicamlı ve daha görünür olması gerekiyor. Şurası bir gerçek ki sivil toplum kuruluşlarımızın asıl güç kaynağı maddi imkânları değil, samimiyetleri ve gayretleridir. Bizi güçlü kılan yüksek binalarımız, şaşaalı imkânlarımız değil; dik duruşumuz, tavrımız ve ideallerimiz için verdiğimiz yiğitçe mücadelemizdir. Maddi imkânları samimiyetle harmanladığımız sürece hedeflerimize vasıl olabiliriz.
“İLBER ORTAYLI HOCAMIZA RAHMET DİLİYORUM”
Bugün vefat haberini almaktan büyük üzüntü duyduğum Prof. Dr. İlber Ortaylı hocamıza Cenâb-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyorum. Entelektüel kişiliği, engin bilgi birikimi, kitapları, araştırmaları ve akademik çalışmalarıyla milletimizin saygısına ve sevgisine mazhar olan merhum hocamızın ailesine ve öğrencilerine de burada başsağlığı diliyorum.