Olay Gazetesi Bursa

Diş hekimi aletleriyle ‘keman tedavi ediyor’

Bursa'da, keman, viyola, viyolonsel (çello) ve kontrbasın yapım ve restorasyon işiyle uğraşan Ahmet Ali Çakır, Mudanya ilçesindeki atölyesinde deforme olmuş, ses sorunu bulunan enstrümanları, diş hekimlerinin tedavi için kullandığı teknik ve aletlerle res

Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı Çalgı Yapım Bölümünden mezun olan Ahmet Ali Çakır, 11 yıl önce açtığı atölyede “keman ailesi” olarak bilinen keman, viyola, viyolonsel ve kontrbas gibi müzik aletlerinin yapımı ve restorasyonuyla ilgileniyor.

 

Atölyeye getirilen enstrümanları önce muayene eden Çakır, daha sonra bu çalgıları formuna göre hazırladığı kalıp üzerinde restore ediyor.

 

Bu işlemler sırasında organik tutkallardan ve geleneksel yöntemlerden faydalanan Çakır, aynı zamanda diş hekimlerinin tedavi için kullandığı teknik ve aletlere de restorasyonda yer veriyor. Çakır, bazen bir yıl süren restorasyon işlemleriyle enstrümanın sesini ve orijinalliğini değiştirmeden ömrünü 150 yıla kadar uzatıyor.

 

Çakır, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu mesleğin içinde yoğun bir konsantre, sevgi ve aşk barındırdığını söyledi.

 

Bazen hiçbir şey yapmadan enstrümanın hangi sıkıntıları olduğunu anlamanın bir haftayı bulabildiğini ifade eden Çakır, “Burası ticarethaneden daha çok bir ‘ses laboratuvarı’ olarak hizmet vermeye çalışıyor. Ses sorunu olan çalgıların sorunlarını tespit ederek, onları kendi yapı ya da ağaçlarının verebileceği en yüksek kapasiteye göre özelliklerini yükseltip kullanıcıya geri veriyorum. Dolayısıyla burası bir ‘ses muayenehanesi’ gibi” dedi.

 

“Diş hekimlerinin metotlarını kullanıyoruz”

 

Restorasyonun en az yeni bir çalgı yapmak kadar vakit gerektirdiğini vurgulayan Çakır, genelde iyi bakılmamış ya da çeşitli nedenlerden dolayı ölmüş çalgıları ameliyatla adeta yeniden canlandırdıklarını anlattı.

 

Çakır, enstrümanların kritik bölgelerinde kırıklar olabildiğine dikkati çekerek, şöyle konuştu:

 

“Bunlara müdahale etmek için önce kapakları sağlıklı şekilde açıyoruz. Dış formaları geçici olarak dağılmış bölgeleri toparladıktan sonra bir alçı kalıbına alıyoruz ve bir yatak oluşturuyoruz. Sonra o alçı kalıp üzerinde çalgının ameliyatına başlıyoruz. İçindeki birçok bölgeye protezleri, diş hekimlerinin kullandığı tekniklerle yerleştiriyoruz. Diş hekimlerinin aynalarını, alçılarını, alçı işleme metotlarını kullanıyoruz. Zayıf bölgelerini güçlendiriyoruz. Restorasyon bu şekilde çalgının sesini değiştirmeden, ona zarar vermeden süren aşamalarla devam ediyor.”

 

“Yaklaşık 110 yıllık birkaç keman restore ettim”

 

Çakır, kimi zaman bir yıl kadar süren restorasyonlarla kemanın yaklaşık 150 yıl daha yaşamasına imkan tanıdığına değinerek, “Bazen çalgının orijinalliğini bozmadan nasıl müdahale edebiliriz noktasında çıkmazlara giriyoruz. Bu kısımda da kitaplara, makalelere, dünyadaki örneklere, ustaların tecrübelerine bakıyoruz. On kere ölçüp bir kere biçiyoruz” ifadelerini kullandı.

 

En eskileri yaklaşık 110 yıllık olan birkaç keman restore ettiğini anlatan Çakır, “Bana geldiklerinde paramparçalardı. Biri Alman, biri de Fransa yapımıydı. Yaklaşık 80-90 yıllık birçok çalgının restorasyonunu da yaptım. Restorasyonun maliyeti bazen yeni bir kemanı geçebiliyor ama ses performansı, yeni bir kemana göre çok daha kaliteli oluyor” değerlendirmesinde bulundu.

 

Ağaçlar 5 yıl boyunca kurutuluyor

 

Yeni kemanlar da yaptığını, bunları üretirken akçaağaç ve ladin ağaçlarını, yüksek rakımlı ve iyi bakılmış ormanların bulunduğu Romanya ve İtalya’dan temin ettiğini dile getiren Çakır, bu ağaçları arşivlerinde barındırdıklarını ve en az 5 yıl kurumasını sağladıklarını belirtti.

 

Ahmet Ali Çakır, ağaçları bazı akustik testlerden geçirip hacimlerini ve yoğunluklarını ölçtüklerini bildirerek, şunları kaydetti:

 

“Ses verme kabiliyetlerine göre ya bekletiyoruz ya da yapıma alıyoruz. Tüm bu keman yapım hikayesi, aslında ses ile başlıyor. Önce nasıl bir ses istediğimizi belirliyoruz. Bunları dinlerken geçen süre bazen bir, bazen 3 haftayı bulabiliyor. İyice sese konsantre oluyoruz ve buna göre modelleri seçiyoruz. Ses modelleri, dünya genelinde karakterize olmuş İtalyan, Fransız ve Alman ekolü. Bu üç ekolün de ses kabiliyetleri ve ses verebilme özellikleri oldukça farklı. Buna göre gerekli şablon ve kalıpları oluşturuyoruz. Tüm bu işlemler keman kalıbın etrafında şekilleniyor. Takozları geçici olarak yapıştırdıktan sonra yanlıkları kalıp etrafına döndürüyoruz. Alt ve üst kapaklara geçici referans çizgilerini çizdikten sonra kalıbı keman içinden alıyoruz ve bitişe doğru serüveni sürdürüyoruz.”

 

Çakır, kemanın içi oyulurken çeşitli ölçülerin baz alındığına işaret ederek, “İstediğimiz sese göre ağacın yoğunluk durumuna bakarak bu oyma işlemini ayarlıyoruz. Burada birçok noktada çok hassas ölçümler yapıyoruz” diye konuştu.

 

Kemanın yapımı 3 ay sürüyor

 

Sap modellerinin de ekollere göre değişiklik gösterdiğini aktaran Çakır, şöyle devam etti:

 

“Sapla gövde birleştirildikten sonra cilalama aşamasına geçiliyor. Bugün keman yapımındaki en büyük sırlardan biri de bu. Cilanın çok özel ve klasik geleneksel renkte olması gerekiyor. Çünkü bu cila, çalgının uzun yıllar yaşamasını sağlıyor. Yaklaşık 12 farklı reçineden cilayı oluşturuyoruz. Bu işlemden sonra çalgının en az 10-15 gün, mevsime göre bazen bir ay kuruması gerekiyor. En son köprü ve tellerle keman tamamlanıyor. Yeni bir keman yapmak, 3 ay sürebiliyor.”

 

Çakır, enstrümanın tamamlanmasının ardından sahibi tarafından yaklaşık bir ay denendiğini, buna göre çalgının kalitesine karar verdiğini sözlerine ekledi.