Röportaj: Murat Günay
Kamera: Bircan ÖRSEL / Kurgu: Dilek ÖZYER
Göreve 2022 yılının temmuz ayında başlayan yeni Yönetim Kurulu Başkanı Murat Çağlar da deri sanayicisi bir aileden geliyor. Bölgenin kapasitesini günlük 20 bin deri işleme olarak güncelleyeceklerini aktaran Murat Çağlar İtfaiye ve Jandarma binalarının hizmete girmesiyle güvenliğin maksimum seviyeye çıktığını söyledi. Bölgede bulunan işletmeler moda, gıda ve kimya sektörleri için katma değerli ürünler üretiyorlar. Başkan Çağlar’dan ayrıntılı bilgi aldık.
Sayın Murat Çağlar, öncelikle yeni göreviniz hayırlı olsun. Bursa Deri İhtisas ve Karma Organize Sanayi Bölgesi içinde hangi sektörler bulunuyor? Bu sektörlerin ürettiği katma değer hakkında verileri paylaşır mısınız?
2022 yılının Temmuz ayında görevimize başladık. Biz de dededen ve babadan deri sektörü içinde çalışıyoruz. Bölgemizde sanayi parsellerinde, üretimde 82 tane işletmemiz var. Hizmet destek sektöründe çalışan 20 tane işletmemiz bulunuyor. Toplam 102 işletmenin yarattığı ekonomik değerden söz edecek olursak, yaklaşık yıllık 300 – 350 milyon dolarlık bir büyüklükten söz edebiliriz. Bunun yüzde 75’ini deri sektöründeki firmalar oluşturuyor. Geri kalanını da kimyasal sektöründeki firmalar ve diğer firmalar oluşturuyor. 45’e yakın işletme direkt deri üretimi yapıyor. Bu 45 firmadan 12-13 tanesi büyük kapasitedeki entegre firmalardır. Bölgenin deri olarak kapasitesi günlük 15 bin adet büyük baş hayvan derisi işlemeye kadar çıktı. Türkiye’de günlük büyük baş hayvan kesiminin 25 bin adet olduğunu göz önünde bulundurursak bu hacmin en az yüzde 60’ını burasının tek başına yaptığını gösteriyor.
Türkiye’de kaç deri organize sanayi bölgesi bulunuyor?
Ülkemizde 3 tane deri organize sanayi bölgesi var. Biri Tuzla’daki İstanbul Deri OSB, bir tanesi Gerede Deri OSB ve üçüncüsü de biziz. Bu üç OSB arasında ham deri işleme kapasitesi olarak Bursa Deri OSB şu an önde gözüküyor. İnşaatı devam eden işletmelerle birlikte bu rakam 20 bine çıkacak. Avrupa bazında bakacak olursak en büyük rakibimizin İtalya olduğunu söyleyebiliriz. Avrupa’nın üçüncü büyük ham deri işleme kapasitesi Bursa’da olacak.
Böyle bir büyüme öngörülürken, siz OSB yönetimi olarak neler yapacaksınız?
OSB yönetimi olarak, burada verdiğimiz hizmetlerin sürekliliğini sağlayacağız. Hizmet kalitesinin artması için yeni projeler üreteceğiz. Mümkün olduğu kadar sanayiciye üretim yapabilmesi için nitelikli hizmeti uygun bütçelerle vermeye devam edeceğiz. Bu hizmetlerden birincisi su kullanımı hizmetidir. Tekstil kadar olmasa da epey su tüketimimiz var. Bu konuda doğru kontrolü ve verimli kullanımı organize etmemiz gerekiyor. Atık suları da istenen kriterlere getirerek deşarj etmemiz gerekiyor. Bu anlamda da bizim çok büyük bir projemiz var. 8 bin metreküp olan arıtmamızı 18 bin metreküpe çıkarıyoruz. Bunu yaparken de bütün teknolojisini değiştiriyoruz. Bu hamle bir ihtiyaçtan kaynaklanıyor. Hem sanayinin kapasitesinin artmasından hem de deşarj kriterlerinin limitlerinin düşürülmesinden dolayı artık bunu yapmak zorundayız. İhtisas OSB olduğunuz zaman deri sektörünün alt ve üst kümelenmesini yapıyorsunuz, böyle olunca içinde bir eko sistem oluşturuyor. Buradaki firmaların atık yönetimlerini tek elden kontrol edebiliyorsunuz.
Atık su arıtma tesislerinin verimliliğinden söz ediyorsunuz. Bunu nasıl sağlayacaksınız?
Başka bir sektörden atık su almıyoruz. Almadığımız için gelen suyun standardı hep aynı oluyor. İşte arıtma da ona göre dizayn ediliyor. Örneğin deride farklı atık sular çıkıyor. Burası Sanayi Bakanlığı’nın, üniversitenin ve sanayicilerin ortaklaşa ürettikleri özel bir proje olduğu için özel işlemlerin uygulandığı bir yer oldu. Atık suda gelen su önce Sülfür Oksidasyonu’na gider. Ardından Krom Çökertme tesisine gider. Geri kalanı da Bekleme Tankları’na alınır ve bekletilir. Ama bizim yaptığımız yeni dizaynda çok farklı bir arıtma prosesi olacak. İçinde kendi döngüleri olan, kademeli arıtma süreçlerine sahip bir sistem olacak. Bu projenin bütçesi yaklaşık olarak 10.4 milyon dolardır. Bunu Sanayi Bakanlığı ile birlikte projelendirdik ve Dünya Bankası’ndan temin edeceğiz. Bu sene içinde Sanayi Bakanlığımız ile ihaleye çıkacağız.
Kullanılan deri materyali nasıl değerlendiriliyor?
Bildiğiniz gibi deri kırmızı et sektörünün bir atığıdır ve organik bir materyaldir. Ama biz deri sanayicileri onu alırsak, o bir yan ürün olur. Çünkü artık bir ekonomik değeri olur. Biz bu deriyi alıp tabakladığımız zaman, organik çözülebilir bir materyali inorganik çözülemez bir ekonomik değer haline getiririz. Biz böylece geri dönüşüm değil, ileri dönüşüm yapmış oluyoruz. Ve derinin şöyle bir özelliği var. Deri ayakkabı örneğinden hareket edelim, mukavemeti çok yüksek bir malzemedir. Deri ayrıca hava alır, tabii gerçek deriden söz ediyoruz. Bu arada suni deri diye bir şeyden söz edilemez, nasıl suni et olmuyorsa ya da suni fındık olmuyorsa suni deri de olamaz. Deri, deridir. Bütün karşılaştırmalı testlerde, örneğin su buharı testinde (ayak sağlığı konusunda) derinin ulaştığı test sonuçlarına kimse ulaşamadı. İkincisi deri doğada çürüyebilen bir üründür. Yüzde 80 yenilenebilir bir üründür. Bu bağlamda baktığımızda tüketicinin, derinin kıymetini çok iyi bilmesi gerektiğine inanıyorum.
Deriden, başka ne gibi çıktılar alınabilir?
Tabaklanmış deriden çıkan talaşları eskiden gömerek bertaraf ediyorduk. Ancak bu yöntemden daha faklı bir yöntem daha keşfedildi. Artık bunlar ‘amino gübre’ yani doğal gübre olarak kullanılıyor. Deri proteinden oluşuyor, kolajen proteinden oluşuyor. Bunları geri kazanıyoruz. Bunun yanında artık deri öyle bir noktaya geldi ki ‘yenilebilir’ bir malzeme oldu. Jelatin üretiminde de deri kullanılmaktadır. Yani derinin alt tabakası şu an yaklaşık 180 gıda ürününde kullanılan jelatin çok değerli bir malzemedir. Bölgemizde de böyle büyük bir jelatin tesisi var. Kısacası sadece modada değil gıdada da kullanılıyor.
2021 ve 2022 ekonomik anlamda nasıl geçti sizce? 2023 ile ilgili görüşleriniz nelerdir?
Bildiğiniz gibi 2021 pandemiden çıkış yılıydı ve tedarik zincirlerinin kırılmasıyla büyük markalar, Uzakdoğu’dan değil de kendilerine daha yakın bölgelerle ticaret yapmayı tercih ettiler. Lokale geldiler, yani yerel pazarları incelemeye başladılar. Avrupa’daki markalar ayakkabı üretimi için Türkiye’ye geldiler ama istedikleri kapasiteleri bulamadılar. Şimdi Türkiye’deki ayakkabı sektörünün kapasite artırımı için ciddi girişimleri olduğunu görüyoruz. Çünkü katma değerli ihracat için nihai ürüne gitmeniz gerekiyor. Bu bağlamda 2021 ve 2022 hareketli geçti diyebilirim. Ama 2023 yılının başlangıcında yaşadığımız deprem felaketi bizi çok etkiledi. Çünkü deprem bölgesinde önemli bir hayvancılık faaliyeti vardı ve bu faaliyet sekteye uğradı. Dolayısıyla deri tedariklerinde yavaşlama yaşıyoruz. Dolar kurlarındaki artışların durağan hale gelmesi ama bir taraftan da içerideki maliyetlerin (işçilik, enerj vb.) artması bizlere zarar verdi. Nihai ürün üretenler uluslararası pazarlarda fiyat tutturma sorunu yaşıyorlar. Bu bağlamda 2023’ün zor bir yıl olacağını söyleyebiliriz.
Sayın Çağlar, 2023 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yıldönümünü kutlayacağız. Bölge yönetimi ve yönetim kurulu başkanı olarak duygu ve düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?
100 yıl önce yapılmış bir mücadelede, Ulu Önder Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını minnetle anıyoruz. O dönemde savaşa giden insanların yaşama hakkı yok muydu? Bile bile gittiler ve bu bence büyük bir vatan sevgisidir. Bunu bizim için yaptılar. Arkadan gelen nesillerin güven ve refah içinde yaşayabilmesi için kendilerini feda ettiler. İşte burada bizim onlara olan borcumuz ortaya çıkıyor. Bizler Cumhuriyet idealine ve demokrasiye sahip çıkmalıyız. Sanayici olarak bu borcu nasıl ödeyeceğiz? İstihdam yaratarak, yarattığımız ekonomiden vergimizi vereceğiz ve mümkün olduğu kadar ülkeye destek sağlayacağız. Deri sektörüne bağlarsak, savaşa giden süvarilerimizin atlarındaki eyerlerin kayışlarının sapasağlam olması gerekir. Yani deri sanayicisi ve işçisi de işini doğru yaparak borcunu ödemişti. Biz de bu geleneği yaşatarak işlerimizde sürekli ileriyi hedefleyeceğiz ve atalarımıza olan borcumuzu çok çalışarak ödeyeceğiz. Cumhuriyet kazanımlarına sahip çıkacağız ve çağın gerekliliklerine uygun davranarak memleketimiz için değer üreteceğiz.
“Derinin katma değeri oldukça yüksektir”
Bir kilogram ham deri 1 – 1,5 dolardan alınıyor, tabaklanmış deri 4 – 4,5 dolarlara, kesilip ayakkabı-çanta olmaya hazır hale geldiğinde kilogramı 15 – 20 dolarlara çıkıyor. Bundan güzel bir ayakkabı yaparsanız bunun kilogramı yaklaşık 40 – 45 dolara çıkıyor. Bu topraklarda yetişmiş bir hayvanın derisi yine bu topraklarda yetişmiş arpa-yulaf-küspe-samanla beslendiğinde yani hiçbir ithal ürün girmemişse bu döngüye, hatta siz bunu markalaşmış bir ürün olarak ayakkabı-çanta-kemer olarak satabilirseniz müthiş bir katma değer yaratılmış oluyor. Kısacası deri deyip geçmeyelim, Bursa’ya ve ülkemize çok büyük katkısı olan bir üründür.