Olay Gazetesi Bursa

NATO’nun savunma sistemi nasıl çalışıyor?

Türkiye, Ortadoğu'daki savaşı en yakından ve dikkatle izleyen ülkeler arasında. İran'dan atılan füzenin Türkiye sınırları içinde düşürülmesi sonrası Milli Savunma Bakanlığı'ndan "Gelişmeleri NATO ile koordinasyon içinde takip ediyoruz" açıklaması geldi. Peki NATO Türkiye'yi nasıl koruyor?

Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail’in İran’a açtığı savaş bölgeyi ateş hattına çevirdi. Türkiye’nin savunması için NATO da devreye girdi.

Savaşın 5’inci gününde İran’dan ateşlenen balistik füze ‘Türk hava sahasına’ yönelince düşürüldü. İran füzesi, Doğu Akdeniz’de bir fırkateynden atılan füzeyle imha edildi.

Füze tehdidi NATO’nun “Entegre Hava ve Füze Savunma Sistemi” tarafından bertaraf edildi. “Entegre Hava Savunma Sistemi”, İttifak’ın en üst şemsiye sistemi. Bu yapı; NATO üyesi ülkelerin hava sahasını savaş uçakları, balistik füzeler, seyir füzeleri ve İHA’lar gibi tehditlere karşı korumak için geliştirildi. Birbirine bağlı sensörler, komuta-kontrol merkezleri ve silah sistemlerinden oluşuyor.

ÜÇ AŞAMALI SİSTEM

NATO’nun, koruma şemsiyesi üç aşamalı. İlk aşama tehdidin algılanması yani gözetleme ve tespit aşaması. Bunun için hem karada hem denizde konuşlu radarlar ile havada AWACS olarak bilinen erken uyarı uçakları kullanılıyor. Bu aşamada; uzay tabanlı veya yüksek irtifa sistemleri devreye giriyor.

Malatya Kürecik’te, 1000 kilometre menzilli AN/TPY-2 erken uyarı radarı bulunuyor. Bu radarın sağladığı veriler, sistemin ‘gözü’ niteliğinde. Konya’daki NATO üssünde konuşlu AWACS uçakları, mobil radar desteği ve komuta-kontrol kabiliyeti sağlıyor.

Doğu Akdeniz’de Aegis sistemi ile donatılmış Arleigh Burke sınıfı muhripler görev yapıyor.

Şu an bölgede 3 muhrip gemi mevcut. Bunlardan ikisi doğrudan Türkiye’nin hava sahasını kapsayacak konumda. Aegis’in karadaki ayağı ise Romanya’da konuşlu.

Türkiye’ye yönelik füze tehdidinde; Kürecik’teki radar, Türk hava sahasını kapsayan AWACS uçakları ve Doğu Akdeniz’deki muhripler füze sinyalini eş zamanlı olarak tespit ediyor. Uzay sensörleri de tehdidi erken aşamada belirleyerek sisteme aktarıyor.

TAM ENTEGRASYON

NATO’nun koruma şemsiyesinin ikinci aşamasını “Muharebe Yönetimi” oluşturuyor. Radarlardan gelen tüm veriler, NATO’nun Komuta, Kontrol, Haberleşme ve İstihbarat merkezine ulaştırılıyor.

Veriler hava savunma operasyonlarının yönetildiği merkezlerle paylaşılıyor. Buralarda tehdit analizi yapılıyor ve silah sistemlerine emirler iletiliyor.

Belçika’daki “Avrupa Müttefik Kuvvetler Başkomutanlığı SHAPE”, Almanya’daki Ramstein Hava Komutanlığı ve Eskişehir’deki Hava Muharip Komutanlığı bu merkezler arasında yer alıyor. Entegrasyon sayesinde, farklı ülkelerin sensör ve silah verileri birleştirilerek ekranlarda tek bir “Tanımlanmış Hava Resmi” oluşturuluyor.

 

HAREKAT EVRESİ

NATO’nun koruma şemsiyesinin üçüncü aşaması ise “Harekat” yani tehdidin aktif hava ve füze Savunma Sistemleriyle bertaraf edilmesi.

Tehdit teyit edildikten sonra, komuta merkezi tarafından verilen otomatik, yarı otomatik veya manuel emirle savunma sistemleri devreye giriyor. Füze tehdidine hava devriye ve savaş uçaklarıyla, yerde konuşlu Patriot ya da daha kısa menzilli füzelerle, denizden Aegis donanımlı gemilerle müdahale ediliyor.

Türkiye’ye yönelen tehdit senaryosunda, Doğu Akdeniz’deki bir muhripten fırlatılan “SM-3 Block 2A” tipi önleyici füze görev yapıyor. Ayrıca Adana İncirlik yakınlarında, NATO misyonu kapsamında İspanya’ya ait Patriot PAC-3 bataryaları bulunuyor.

 

NATO’nun hava savunma yapısı, sürekli güncellenen ve teknolojiye ayak uyduran dinamik bir sistem. Üye ülkeler kendi yerel projeleriyle bu yapıya katkı sağlıyor.

Türkiye de geliştirdiği Çelik Kubbe projesiyle NATO’nun savunma ağına entegre yerel güç katıyor.

Türkiye’nin, bu mimariye ek olarak, yerli imkanlarla geliştirilen SİPER uzun menzilli hava savunma sistemi çalışmaları da hızla devam ediyor.