Olay Gazetesi Bursa

‘Önce darbe hukukunu değiştireceğiz’

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Anayasa değişikliği yapalım, çağdaş bir Anayasa yapalım. Ama darbe hukuku değişmediği sürece Anayasa'nın değişmesinin hiçbir anlamı yoktur. Önce darbe hukukunu değiştireceğiz" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Anayasa’da ‘Basın hürdür, sansür edilemez’ diye kural varken ve bugün için bu kural yürürlükteyken, medyanın hür olduğunu savunan veya düşünen bir arkadaşım var mı? Lütfen elini kaldırsın, ben görmek isterim. Yok. Anayasa değişikliği yapalım, çağdaş bir Anayasa yapalım. Evet. Ama darbe hukuku değişmediği sürece Anayasa’nın değişmesinin hiçbir anlamı yoktur. Önce darbe hukukunu değiştireceğiz” dedi.

Kılıçdaroğlu, Beykent Üniversitesi Ayazağa Yerleşkesi’nde Genç Sosyal Bilimciler Platformu tarafından düzenlenen “2. Ulusal Gençlik Tartışmaları” etkinliğinde yaptığı konuşmada, üniversitenin, dünyanın bütün ülkelerinde en fazla önem verilen kurumlardan birisi olduğuna işaret ederek, üniversiteleri, “evrensel değerleri, özgür tartışmayı içinde barındıran, her türlü düşüncenin tartışıldığı kurumlar” şeklinde tanımladı.

Dünyanın 20. yüzyılın sonu, 21. yüzyılın başında bilgi toplumuna geçtiğine değinen Kılıçdaroğlu, “Türkiye bilgi toplumunun neresinde? Eğer siz bilgi toplumunu yakalarsanız, saygın bir ülke, bütün dünyada kabul gören bir ülke olursunuz, üniversiteler dünyanın her tarafında ses getirir” diye konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, bilgi toplumunu yakalamanın sihirli anahtarının eğitim olduğunu dile getirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: 

“Eğitimin özü, daha nitelikli sorular sormayı sağlamaktır. Öğrenci, daha nitelikli sorular soruyorsa, çevresini, ülkesini, arkadaşlarını, siyaseti, dünyayı sorguluyorsa, orada nitelikli eğitim var demektir. ‘Sen sus, sen konuşma, büyüklerin ne derse onu yap’ diye eğitim verilirse, o ülkenin geleceği karanlıktır. Eğitimin bir başka özelliği, eğitim nitelikli insan yetiştirir. Hedefi bu olmak zorundadır. Eğer nitelikli kişileri yetiştirebilirsek, eğitimle uygar insanları yetiştirebilirsek, ahlaki düzeyimizi yükseltmiş, demokrasimizi güçlendirmiş, kadın erkek eşitliğini sağlamış, demokrasiyi derinleştirmiş, katma değeri yüksek ürünler üreten bir ülke olacağız.”

Eğitimin 21. yüzyılda bütün ülkelerin temel stratejik alanı olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Türkiye’de YÖK dediğimiz bir kurum olduğu sürece üniversiteler özgür ve özerk olamaz. Bunun kalkması lazım. Üniversitelerde her türlü düşünce özgürce tartışılmalı ama kavgasız tartışılmalı. Eğitimin bir diğer özelliği, karşı düşünceye tahammül etmektir. ‘Benim düşündüğümden aykırı düşüneni sustururum, o konuşamaz’ dediğiniz andan itibaren orada eğitim, toplumun geleceği iflas eder. Farklı düşünceyi içselleştirmek, kabul etmesek bile dinlemek zorundayız. Eğitim, ahlaki değerlerimizi yükseltir. Çağdaş uygarlığa yönelik eğitim veriyorsak, bunu göreceğiz. Japonya’da 4 saat sular akmadı diye belediye başkanı görevinden istifa ediyor. Neden? ‘O suyun akmasından ben sorumluyum’ diyor. Bizde bırakın 4 saati 15 gün sular akmadı hiç kimse istifa etmedi. Demek ki ahlaki değerlerimizde ciddi sorun var. İspanya’da, iktidar partisinin genel merkezi bir yolsuzluk dolayısıyla 14 saat didik didik arandı. İspanya başbakanı çıkıp, ‘Yolsuzluk dolayısıyla kamunun, yani polisin böyle bir arama yapması, İspanya’nın onurudur. Ben oraya müdahale etmem. Varsa yolsuzluk ortaya çıksın’ dedi. Peki bizde ne oldu? Biz bunu yakalayabildiğimiz andan itibaren Türkiye yücelecektir, büyüyecektir.”

“Anayasa’nın ilk 4 maddesi kırmızı çizgimiz”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bir toplumun, bir ülkenin, bir devletin ana omurgasının Anayasayla belirlendiğini vurgulayarak, “Milli iradenin tanımı da Anayasa’da vardır. ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milli iradenindir’ der. Ama orada şöyle bir cümle daha var. ‘Milli egemenliği yetkili organlar kullanır’ der. Kim? Yasama, yürütme, yargı. Üçü de milli iradeyi kullanır. Sadece iktidar partisine oy verenlerin milli irade olarak tanımlandığı bir süreç asla doğru bir süreç değildir” ifadelerini kullandı.

 

Anayasa’nın değişmesi gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, Anayasa’nın ilk 4 maddesinin CHP için kırmızı çizgi olduğuna dikkati çekti. 

Kılıçdaroğlu, Beykent Üniversitesi Rektörü Emin Karahan’ın odasında Mustafa Kemal Atatürk’ün bir fotoğrafı olduğunu ve üzerinde “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” tanımının yer aldığını dile getirerek, bu tanımın da arkasında olduklarını söyledi.

“Üçüncü sınıf demokrasiye muhtaç veya mahkum bir ülke olmamalıyız”

“Önemli olan, o yasalara hayat verecek olan siyasettir” diyen Kılıçdaroğlu, 1980 darbesinin ardından yapılan 1982 Anayasası’nda yer alan “Basın hürdür, sansür edilemez” ifadesine atıf yaparak, salona, “Anayasa’da ‘Basın hürdür, sansür edilemez’ diye kural varken ve bugün için bu kural yürürlükteyken, medyanın hür olduğunu savunan veya düşünen bir arkadaşım var mı? Lütfen elini kaldırsın, ben görmek isterim” diye sordu. Salondan hiç el kalkmaması üzerine Kılıçdaroğlu, “Yok. Anayasa değişikliği yapalım, çağdaş bir Anayasa yapalım. Evet. Ama darbe hukuku değişmediği sürece Anayasa’nın değişmesinin hiçbir anlamı yoktur. Önce darbe hukukunu değiştireceğiz” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun değiştiğini ve “4 generalin yaptığından daha ağırının yapıldığını” ve “makul şüphe”nin getirildiğini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bunun Anayasa’yla bir ilgisi yok. Bunlar, yürürlükteki Anayasa’ya, evrensel insan haklarına aykırı uygulamalar. Siz bunları değiştirmediğiniz sürece, kafalar özgürleşmediği sürece sorun çözülemez. Sorunun temelinde özgürlüğün nasıl anlaşılacağı var. Karşı düşünceye tahammül edeceğiz. 16 yaşındaki bir çocuk, hapse atılamaz. Şunu düşünebilir misiniz, siyasetçiye hakaret etti veya siyasetçiyi kötüledi diye hapse atılacak? Sayın Burhan Kuzu hocamız çok güzel bir şey yapmış. Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne gitmiş, öğrenciler yumurta atmışlar. Olabilir. Atılmaması bizim de gönlümüzde yatan. Siyasetçiyi dinlesinler, sorular sorsunlar, soru yağmuruna tutsunlar, cevap veremez noktaya getirsinler. Bunların hepsine evet. 16 yaşındaki bir çocuğu bir siyasetçiyi eleştirdi diye hapse atarsanız olmaz, dünyaya rezil edersiniz Türkiye’yi. Bana da yumurta atıldı. Şikayetçi olmadık. Siyasetçiyseniz eleştiriye tahammül etmek zorundasınız, en sert eleştirilere bile. Biz, darbe hukukunun değişmesini istiyoruz. Türkiye’de birinci sınıf demokrasinin olmasını istiyoruz. Bu ülkenin insanları birinci sınıf demokrasiyi hak ediyor. Biz üçüncü sınıf demokrasiye muhtaç veya mahkum bir ülke olmamalıyız.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dış politikanın milli olması gerektiğini vurgulayarak, dış politikaların, ülkelerin çıkarları üzerine inşa edildiğini ifade etti.

Kılıçdaroğlu, “Eğer siz dış politikayı, ülkenin çıkarı üzerine değil de kendi siyaset anlayışınızın çıkarları üzerine inşa ederseniz, dış politikada iflasla karşılaşırsınız. Mezhep eksenli dış politika olmaz. Etnik kimlik, inanç, yaşam tarzı üzerinden kim siyaset yapıyorsa, ülkeye ihanet ediyordur” dedi.