Olay Gazetesi Bursa

Sırrı Süreyya Önder’den koalisyon çağrısı

HDP Ankara Milletvekili ve İmralı heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder, İmralı'ya gitmek için Adalet Bakanlığı'na başvurduklarını ve sürecin bırakıldığı yerden büyük bir ciddiyetle devam etmesini istediklerini belirterek, "Barış konusunda topyekun bir ulusal

Önder, heyet üyeleri HDP İstanbul Milletvekili Pervin Buldan ve HDP Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken ile Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, genel seçim sonuçları ve Çözüm Süreci’ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

 

Çözüm Süreci’nin, İmralı’da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını çeken Abdullah Öcalan’ın demokratik irade ve kararlılığıyla bu noktaya geldiğini belirten Önder, “Biz bu hafızayı yok saymıyoruz, kimsenin sıfırlamasına da izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

 

Önder, Çözüm Süreci’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından seçim döneminde itibarsızlaştırıldığını ve kurulan masanın devrildiğini öne sürerek, halkın seçim sonuçlarıyla masayı tekrar dört ayağının üzerine oturttuğunu kaydetti.

 

Çözüm Süreci’ni sadece hükümet politikası olarak değerlendirmenin haksızlık olacağını anlatan Önder, Çözüm Süreci’ne ilişkin çerçeve yasa çıkarılmasıyla sürecin ülke ve devlet politikasına dönüştüğünü ifade etti.

 

Türkiye’nin koalisyon süreci yaşadığına işaret eden Önder, şunları söyledi:

 

“Buradan çıkacak kombinasyon ne olursa olsun sürece, özgürlüklere, eşitliğe, adalete ve barışa düşmanlık üzerinden tesis edilemez. Herkesin süratle bu dili bırakması gerekiyor. Düşmanlık dilinin doğuracağı doğal sonuç, Allah korusun yeniden savaş ve kaotik ortam demektir. Bunun olmamasının tek güvencesi bizlerin Meclis’te yetkin bir şekilde gerçekleşen temsiliyetidir. Kim hangi boyutta saçmalarsa saçmalasın, bu parti artık barışın teminatıdır.”

 

“Diken battığı yerden çıkar”

 

Çözüm Süreci’nin iki aydır dondurulduğunu vurgulayan Önder, “İlan edilmemiş İmralı tecridi yürürlüğe konmuş durumda. Bunun sürecin ciddiyetiyle, uzaktan yakından yan yana gelebilecek davranış olduğu düşüncesinde değiliz. Hükümetin kendi emeğine bile saygı göstermeyerek devrilmesine sessiz kaldığı masa halk tarafından dört ayağı üzerine oturtulmuşken, süreç kaldığı yerden süratle kendisini yenileyerek, daha da güçlendirilerek, halktan aldığı akreditasyonu da önüne koyarak hayata geçirilmelidir. Dolmabahçe deklarasyonuyla dile getirilen şeyin içinde demokratikleşme normları dışında tek cümle yok” diye konuştu.

 

“Seçimin kazananı aslında Dolmabahçe deklarasyonudur. Halk uzlaşma, ortaklaşma ve demokratikleşmeye dönük, kuyumcu terazisinde tartılabilecek ayar çekmiştir Türkiye siyasetine” ifadesine kullanan Önder, konuşmasına şöyle devam etti:

 

“Öcalan bütün gücüyle barışı tesis etmeye çalışırken, devletin ve siyasal iktidarların en sık yaptığı yanlış ve kötülükten korumak için izleme komisyonunun nezaretinde yürümesini istedi. Yarın, öbür gün süreci yürüten tarafların, ‘sen öyle demiştin, ben böyle demiştim’ gibi spekülasyonlarına meydan vermemek için konuşulan şeylerin tanığı olsun denildi. Hükümetle de mutabık kaldık. Kaldığımız yer orasıydı. Orası, bu ülkenin barışına saplanmış diken gibiydi. Diken de battığı yerden çıkar, dolayısıyla bütün siyasi kurumu olarak, devletin organları, müstafi bile olsa hükümet, bütün siyasi partiler zaman kaybetmeden, sıkıntılar doğurabilecek alanları çoğaltmadan, halkın bu arzusunu köreltmeden barış konusunda topyekun bir ulusal koalisyon gerçekleştirmeliyiz. Bu, kurulacak olan hükümet koalisyonundan daha elzem, daha hayati ve daha yüksek kıymette olacaktır. Biz İmralı heyeti olarak gerek hükümete gerek devlet kurumlarına, başta da bütün siyasal partilere bu gerçekliğin kıymetinin bilinmesi, üzerine titrenmesi, böyle yapılması halinde çok kısa sürede savaş olgusunu gündemden çıkarabileceğimiz gerçeğini hatırlatmayı tarihi borç sayıyoruz.”

 

Sorumluluk gereği olarak Adalet Bakanlığı’na müracaat ettiklerini vurgulayan Süreyya Önder, “Kamu Güvenliği Müsteşarlığını bilgilendirdik, süreç bugüne kadar nasıl yürütüldüyse, kimsenin hoyratlığına, kimsenin mutlak iktidar tutkusuna kurban edilmeden, bırakıldığı yerden büyük bir ciddiyetle ele alınmasını istiyoruz” dedi.

 

“Ülkeyi yeniden seçime götürmeye muktedir değil”

 

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Önder, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın, “HDP bundan sonra Çözüm Süreci’nin ancak filmini çeker” sözlerinin hatırlatılması üzerine, “Biraz şuur olsa, nezaket olsa, bu sanatı küçümseme ucuzluğundan kendilerini uzak tutarlar. Bu ülkede Yalçın Akdoğan olmanın önünde hiçbir engel yok, ama sinemacı olmak için birçok şey gereklidir. Onu daha fazla utandırmamak için cevap vermemeyi seçtim. Kimse sanatı ucuz, kolay, basit bir şey gibi göremez” diye konuştu.

 

Süreyya Önder, HDP’nin, muhalefetin oluşturacağı bir koalisyonda yer alması halinde Meclis Soruşturma Komisyonunun yeniden kurulması, iç güvenlik paketinin geri çekilmesi, seçim barajının düşürülmesini ön plana alarak, Çözüm Süreci’ni geri plana almayı düşünüp düşünmeyeceği sorusuna da “Bizim önceliğimiz barıştır” yanıtını verdi.

 

Önder, başka bir soru üzerine, Çözüm Süreci’ne ilişkin ulusal koalisyon fikrinde meseleyi partiler bazında ele almaya duyulmadığını, barışın gerçekleşmesinin milli mesele olduğunu vurgulayarak, “Bundan daha kıymetli hedefimiz yok. Sorun olarak düşünüyorsak, bundan daha büyük sorunumuz da yok. Bunu aşarsak her şey daha ümitli, çok daha verimli, çok daha kardeşçe yürüme zeminine sahip olacak” dedi.

 

AK Parti’nin nihai hedefinin koalisyon değil, erken seçim olduğu iddialarına ilişkin değerlendirmesi sorulan Önder, şöyle dedi:

 

“AKP’liler böyle düşünüyorsa, o 6 Haziran kafasıdır, artık geçersizdir. Bu halk ortaya bir irade koydu. ‘Bu iradeni beğenmedim, yeniden iradede bulun’ demek halka saygısızlık değil mi? AKP ülkeyi yeniden seçime götürmeye muktedir değil. Cumhurbaşkanı’nın bu yetkiyi kullanabileceğini düşünmek için o kadar kutsadığı külliyeden çıkıp, Dışişleri lojmanında muhalefet milletvekiliyle görüşmek zorunda kalmasına bakın. Yenilen pehlivan güreşe doymaz misali sırtı bir daha çimenleri görür, gökyüzündeki yıldızları sayar. Bu halk artık gördü, kadiri mutlak da değilmişsin, gökten şeriatla da indirilmemişsin.”

 

“Silahsızlanma çağrısını İmralı yapacak”

 

Heyetin İmralı’ya gitmesi halinde terör örgütüne silah bırakma çağrısı yapılıp yapılmayacağı sorusu yöneltilen Önder, süreçte zaten bunun eşiğine gelindiğini bildirdi.

 

Önder, konuya ilişkin şunları anlattı:

 

“Öcalan, ‘mutabakat ışığında izleme heyeti buraya geldiği gün silahsızlanma kongresi için tarih vereceğim ve çağrı yapacağım’ dedi. Hükümet bunu duyunca masayı devirdi. Tutanakları devletin elinde var, kelimesi kelimesine benim söylediğim gibidir. Cumhurbaşkanı tarafından ‘bu ne’ denmeseydi, o insanlarla beraber İmralı’ya gitseydik Öcalan o çağrıyı yapacaktı. Yarın bu mekanizmalara işlerlik kazandırılırsa bunu yapacağını düşünüyoruz. O yüzden burada mesele hükümetin demagoji kalesine sığınması yerine kendi emeğine sahip çıkmasıdır. Emekleri var, emeklerini çarçur ettirdiler. Cumhurbaşkanının 3-5 puanlık milliyetçi oyu Kürt düşmanlığı yaparak kazanabiliriz varsayımına ülkenin barışını kurban ettiler.”

 

Hükümetin mutabakatları ve Dolmabahçe deklarasyonunu yadsıyan tutum içine girdiğini iddia eden Önder, bir izleyicisi, tanığı olmadan böyle ciddi bir işte adım atılamayacağını belirterek, “Barışa dönük arzumuzda, irademizde kararlıyız” dedi.

 

Hükümetle mutabakata vardıkları izleme heyetinin devreye girmesini istediklerini aktaran Önder, oluşturulan protokole göre silahsızlanma çağrısını İmralı’nın yapacağını ifade etti.

 

“Yüzde 13 oy aldınız, çağrıyı sizin de yapmanız mümkün değil mi?” sorusuna ise u, “Biz kendimiz çağrının bizatihi vücut bulmuş haliyiz. Ateşkes ise bunu sağladık 3 yıldır çok şükür. Bunu sağlayan HDP’dir. Barış siyasi bir şeydir. Bozucu alanların çözülmesi gerekir. Devletin bu iradeyi tekrar etmesi ve Öcalan’ın örgütüne bu çağrıyı yapması gerekiyor” karşılığını verdi.

 

Önder, başka bir soru üzerine, izleme heyetiyle ilgili isimler üzerinde güncelleme olmadığını, 5 Nisan’dan sonra hükümetle herhangi bir görüşme yürütmediklerini açıkladı.

 

Diyarbakır milletvekili seçilen ve Türkçe bilmediği belirtilen Feleknas Uca’nın nasıl yemin edeceğini sorusuna da “Hepimiz yemini İçtüzüğe uygun yapacağız” yanıtını verdi.