Suriye’de ocak ayında yaşananlar Ankara’nın da yakın takibinde. Şam-SDG ateşkes süreci dikkatle izleniyor. Sahada sıkışan YPG yolun sonuna gelmiş durumda. Ankara’da, “Suriye’de SDG parantezinin kapandığı” yorumu yapılıyor. Süreçle ilgili son gelişmeleri NTV Ankara Temsilcisi Ahmet Ergen aktardı.
“Geniş kapsamlı değerlendirmeler yaptığımız görüşmelerimiz var. Ankara’dan devletin ilgili bütün kurumları 4 Ocak’tan bu yana Suriye sahasında yaşanan son gelişmeleri çok yakından takip etti. Gün gün, saat saat değişen gelişmeler yeniden şekillenen gelişmeler yaşandı.
“PARANTEZ KAPANIYOR, SDG HİKAYESİ BİTİYOR”
Geldiğimiz nokta itibariyle bütün bu sürecin değerlendirilmesine yönelik kısa bir özet yaparsak, manşet atmamız gerekirse; Ankara’nın değerlendirmesi şu. “Parantez kapanıyor, Suriye’de SDG hikayesi bitiyor.”
SDG hikayesi bitiyor, 15 yıllık bir parantez kapanıyor. Nasıl bitiyor SDG hikayesi? Bu soruların da yanıtlarını aradık ve aldığımız yanıtları aktarmamız gerekirse önceliği şu noktalara vermek lazım.
SDG’yi var eden DAEŞ tehdidiydi, gelinen noktada tehdidin yönetimi konusunda Suriye yönetiminin öne çıktığı söz konusu. Ankara’nın bu görüşünün bir geri planı var.
“SDG PARANTEZİ KAPANIYOR”
20 Ocak akşamı itibariyle ilan edilen ateşkes ve 14 maddelik yol haritası bu düşüncelerin temel dayanaklarından biri. Bunlara ilave olarak Tom Barrack’ın açıklamaları var. O açıklamalarda Washington’ın SDG parantezini kapattığını belirten işaretler, net cümleler var.
Ankara’nın biraz önce paylaştığı bu düşüncesinin dayanağını bunlar oluşturuyor hem de bu yöndeki gelişmeleri güçlendiren gelişmeler olarak öne çıkıyor.
“SDG TAMAMEN DAĞILDI, GERİYE YPG KALDI”
SDG olarak adlandırılan yapının dağıldığı da değerlendirmeler arasında. Bunun temel dayanağı, Arap aşiretlerinin ayrılmasıyla birlikte ortada SDG yapısının kalmadığı geriye kalan kısmın YPG olduğuna dikkat çekiliyor.
Bu değerlendirmenin bir geri planı da var. SDG’nin toplamda 63 bin kişi olarak değerlendirilen, öngörülen bir yapısı olduğu devletin ilgili kurumlarında yer alıyor. Elinde silah olanların sayısı 55 bin kişi. Ancak Arap aşiretlerinin ayrılmasıyla birlikte 40 bin kişilik silahlı gücün devre dışı olduğu değerlendiriliyor.
Geride kalan SDG değil YPG olarak adlandırılması gerektiği belirtilen yapının da elindeki silahlı gücü 7-8 bin kişi olduğunu aktaralım. “Silahı bırak, siyasi sürece entegre ol” çağrısı batı ülkeleri tarafından yapılıyor.
Ankara bütün bu değerlendirmeleri yapmanın yanı sıra hala bazı risklerin olduğuna dikkat çekiyor.
KONTROL ETTİĞİ ALANLARI 15 GÜNDE KAYBETTİ
Güvenlik kaynaklarının yaptığı değerlendirme sonrasında şöyle bir tablo ortaya çıktı. YPG-SDG Suriye sahasında kontrol ettiği alanların üçte ikisini 15-16 günlük süreçte kaybetti. Sadece harita üzerinde bir değişiklik gerçekleşmedi. Örgütün lojistik ve finansal bağlantı hatları da kesildi. Yarubiye Sınır Kapısı’nın Şam’a geçişi Kandil bağlantısını kesti. Burası Kandil açısından da kritik bir noktayı oluşturuyordu. Bu hattın kapanmasıyla birlikte, stratejik bir hamle gerçekleştirilmiş oldu.
Kobani – Haseke bağlantısının kesilmesi yine önemli bir adımdı.
Süleyman Şah hattında, Türkmen taburu kontrolü sağladı. Karakozak Köyü yakınındaki kritik köprünün ele geçirilmesi. Bu bölge stratejik olarak önemli olmasının yanı sıra, köprüde uzunca bir süredir bekletilen ve bomba yüklü olduğu belirtilen bir kamyon vardı. Bu patlatılamadan, bir eylem gerçekleştirilemeden buranın kontrolü ele geçirilmiş oldu.
Ömerli petrol sahasının Şam kontrolüne geçmesi önemli aşamaydı. Bu kazanım ve stratejik hamlelerle birlikte örgütün sadece askeri anlamda değil ekonomik anlamda da geriletildiği yönünde değerlendiriliyor.
SURİYE’DE BUNDAN SONRA NE OLACAK?
Bu konuda kararlılıkla ortaya konan tutumlar var ve bir de izleme süreci var. Bu süreç devam ederken riskler ve ihtimaller var. 20 Ocak’ta duyurulan ateşkes sonrasında kararlılıkla ortaya konan noktayı paylaşalım. “Artık uygulama zamanı” diye bir net duruş var. Bu süreç sonunda “oyunu bozan bedelini öder” yaklaşımı olduğunu belirtelim.
Ateşkesin arka planında, ABD ve bazı başka batı ülkelerinin yoğun baskısı olduğunu biliyoruz. Süreçte Şam yönetiminin kazanımları da var. Şam yönetimi 14 maddelik bir duyuruyu paylaşmıştı. Burada üstünde durulması gereken nokta şu, SDG’ye 4 günlük süre verildi ve mesaj çok açık bir biçimde iletildi. “Oyunu bozan bedelini öder”
Bu 14 maddeye ya tam uyum sağlanacak ya da sahadaki süreç aynen devam edecek. Sürecin bundan sonraki aşamasında en önemli aşamalardan ilkini hapishaneler bulunuyor.
Güvenlik kaynaklarından edindiğimiz bilgilere göre; SDG bu süreçte bu cezaevlerinden 200’e yakın tutukluyu serbest bıraktı. Bunlardan 120’si hemen yakalandı, diğerlerinin takibi devam ediyor. ABD, SDG’nin bu hamlesine şantaj girişimi hamlesi olarak baktı. Hafta başında ABD Başkanı Trump ile Şara arasında bir telefon görüşmesi olmuştu. Bunun en önemli başlıklarından birisi de cezaevlerinin durumuydu.”