Futbolla yatıp futbol ile kalkıyoruz. Diğer branşlarda ne olup bittiğine şöyle kenardan bakıp geçiştiriyoruz. Spor da sonuçta bir kültür. Biraz kitaptan yazarsak; biriken, bilgi ve ürünler, kültür adını verdiğimiz insanlık belleğinden kuşaklar ötesine iletilir. Sizin anlayacağınız spor kültürü oluşması için belli bir birikim ve o birikimin diğer kuşaklara yansıması gereklidir. Ama maalesef bu kültür ülkemizde birçok nedenden dolayı oluşmadı. Konumuz Olimpiyatlar. Milli Olimpiyat Komitesi’nin (TMOK) Rio Olimpiyatları sonrası hazırlamış olduğu rapor geçtiğimiz günlerde kamuoyuna yansıdı. Bu raporun gündeme gelmemesi de açıkçası çok şaşırtıcı değildi. Raporun özetine bir bakalım önce…
TMOK raporunda diyor ki:
– Rio 2016 Türk kafilesinin performansıyla alakalı olarak Yetkililer, federasyonlarımız, kulüpler, üniversiteler, antrenörler, spora yatırım yapan kamu ve özel kurumlar, spor bilimcileri yeterli bir çalışma yapamadılar.
– Olimpiyatlarda ilk on beş sırada yer alan ülkelerin spor yapılanmaları, kurumsallaşma, yetenek seçimi, yüksek performans planlama ve uygulamaları, olimpik hazırlık merkezleri, orta ve uzun vadeli stratejik planlamaları incelenip ülkemizdeki yapılanma ve uygulamaların seviyesinin yükseltilmesi araştırmaları yapılmalıydı.
– Her bir spor dalında olimpiyat aday kadrolarının performans ve destek kriterlerinin ölçülebilir ve şeffaf bir hale getirilip federasyonların web sitelerinden yayınlanması gerekiyordu.
– 2020 ve 2024 olimpiyat oyunlarına katılması muhtemel aday sporcuların ve takımların federasyonlarımızca hemen belirlenip, 4 ve 8 yıllık planları yapılması gerekiyordu.
– Olimpiyat hedefli sporcuların üst düzey antrenörlerle çalışması gerekiyordu. Olimpik antrenman merkezlerinin kullanılması gerekiyordu. Performans testleri ve değerlendirilmesi gerekiyordu.
– Yurt dışında ve içinde üniversitelerle işbirliği yapılması gerekiyordu. Ülkemizde dünyadaki başarılı olimpiyat merkezleri örneklerinin kurulması gerekiyordu. Sporcularımızın da bu merkezlerde çalışması gerekiyordu.
– Ülkemizde bölgelere göre üniversitelerle işbirliğine gidilerek, dünya çapında spor bilimcileri yetiştirilmesi ve onların kurslara ve stajlara gönderilmesi gerekiyordu.
Öyle rastgele başarı elde edilmiyor. Deve kuşu gibi kafamızı bir yerlere sokarak günü kurtarmaya çalışmakla nereye kadar gideceğiz. Milyonlarca gencimiz var. Yüzmede, eskrimde, teniste, altletizimde, boksta, tek tek tüm braşları saymaya gerek yok, ülke olarak neredeyiz? Bu raporda neler yapılması gerektiği net bir şekilde ortaya konulmuş. Tesisleşme adına son yıllarda ciddi anlamda yatırımlar yapıldı. Artık sıra akademik olarak konuyu ele alıp, doğru spor adımlarına yatırım yapmaya geldi. Bu da onun bunun adamı olmakla değil, liyakat ile olur diye düşünüyorum.