Sıklet farkı bayağı fazla da olsa Uşak karşısında alınan farklı sonuç ve Bursaspor’un bu çalkantılı süreçte kupada adını kupada gruplara yazdırması güzeldi.
Ertuğrul Sağlam’ın ardından oyuncuları bu gidişe nasıl reaksiyon göstereceğinin ipuçlarını bu maçta biraz gördük ama asıl ölçü Galatasaray maçı olacak. Bakalım takımın el frenini Ertuğrul hoca mı çekiyordu yoksa oyuncuların kapasiteleri özellikle son iki maçta gördüğümüz kadar mı?
Ersel Uzgur’un geçtiğimiz 2 yıla göre daha özgüvenle maça çıktığını gördük… Tribünlerin alkışına, tel örgülere kadar gidip cevap vermesi ve taraftarlarla bütünleşmesi “ben göreve hazırm” mesajıydı adeta… Ama hocam basın toplantısında da keşke bunu çok daha net bir dille kamuoyuna aktarabilseydin.
Sahaya dönersek; BAL liginde oynayan bir ekip karşısında oynanan futbolu çokta analiz etmeye gerek yok. Skor 3-0’dan daha farklı olabilirdi. Ben Sercan’ın, Traore’nin, sonradan oyuna giren Aydın’ın, Furkan’ın fark yaratıp yaratamayacaklarına baktım… Özellikle Sercan daha fazla süre alırsa takıma hareket getireceği aşikar. Traore, Erdem ve Cuenca’nın iştahları da yerindeydi..
Yol ayrımlarının, istifaların gölgesinde oynanan bu karşılaşma da gözler sahada akıllar ise yeşil beyazlıların geleceğindeydi. Yeni teknik direktör kim olacak? Yönetim bu yaşanan istifaların ardından kendine nasıl bir rota belirleyecek? En önemlisi Bursaspor’un sahada ki silik görüntüsü nasıl düzelecek? Sorular 3 bilinmeyenli denklem. Denklemin nasıl çözüleceğini hep birlikte göreceğiz. Matematik hata affetmez…