6 maçta toplanan 12 puan, yeni revizyondan geçmiş bir takım için başarı mı? Başarı… Bursaspor bu puanları toplarken çok mu iyi oynadı? Oynamadı ama mücadele etti. Camianın hep dillendirdiği
“mağlup olsunlar ama mücadele etsinler” sözünün karşılığını verdi. Yeşil beyazlılar, yenik duruma düştü, 10 kişi kaldı ama pes etmeden taraftarlarının da desteği ile iyi sonuçlar aldı.
Hamza Hoca’nın sezon başında kafasında ofansif bir oyun anlayışı vardı. Sakat oyuncuların bir hayli fazla oluşu ve Başakşehir maçı planlarını revize etmesine sebep oldu. Bursaspor kalan haftalarda oyun kimliğini değiştirir mi? Oyun sistemi 4-2-3-1. Bursaspor’un ofansif yükü 2 ve 3. bölgede oynayan oyuncularda. Ama bu gücü artıran iki kritik bölge var. Bekler ve orta sahada oynayan ikiliden birinin 8 numara olması. Sol kanatta Aziz Behich’in hücuma katkısı tartışılmaz. Ama aynı verimi sağ kanatta göremedik. Serdar ve Erdem’in sakatlığı Bursaspor’un sağ kanadını bir hayli zayfılattı. Ertuğrul o mevkiide görev yaparken, Del Valle’nin defansta olması gerektiğinde daha fazla katkı verince hücum gücü aksadı. Keza Şamil-Faty ikilisi orta saha direncini artırırken, Batalla’nın ağır markaj altında oynadığı karşılaşmalarda 8 numara ihtiyacı gün yüzüne çıktı. Hamza Hoca’nın elinde bunun için de Bilal, Jorquera ikilisi var. Jorquera, Kasımpaşa ve Kayserispor karşılaşmalarında kulübeden gelerek beklenen katkıyı takıma sağladı. Ama Bilal, Başakşehir travmasını atlatamadığı için Hamza Hoca kendisinden 4 maçtır faydalanamadı. Forvette Kubilay’ın iyi niyeti, sahadaki mücadelesi alkışa değerdi. Şansızlığı oynadığı maçlarda takımın 10 kişi kalması oldu.
Osmanlıspor maçı ile birlikte kadro ve oyun anlayışı değişecek gibi. Uzun bir sakatlıktan sonra Deniz dönüyor. Serdar da iyileşti, Bilal büyük ölçüde kendini toparladı. Sercan’ın da artık silkineceğini düşünüyoruz. Sözün özü Hamzaoğlu’nun hücum gücü çok daha arttı. Ama Başakşehir maçında gördük, Osmanlıspor karşısında kontrollü bir oyun anlayışı ile mücadele etmek faydalı olacaktır. Mesele doğru 11 ve yerinde müdahaleler. Sakatlar nedeniyle Hamza Hoca mevcuda göre bir kurgu belirliyordu. Ama ben artık eli güçlenen Hamza Hoca’nın taraftarların beklediği baskılı ve rakibi boğan oyun kimliğini pazar günü tam olarak göremesekte ilerleyen haftalarda öğrencilerine uygulatacağı düşüncesindeyim.
Mesaj manyağı olduk!
Havanda su dövmeye devam. Mesaj mesaj üzerine ama memleketimizde mesajların şifresini çözecek biri çıkmadı. Hırvatistan ve Ukrayna ile oynuyoruz Fatih Terim’den mesaj. İzlanda maçına çıkacağız Arda Turan’dan mesaj. Mesaj manyağı yaptılar bizi. Bizimkilerin şifreli konuşmaları “Akıl Oyunları” filmini aratmıyor maşallah… Mesaj çok, futbol? Onu boşverin, bulmaca çözmeye devam; zihni dinç tutar. 350 bin nüfuslu bir ülkenin takımı size 2 atıyor. Akılda kalan ne oldu son 3 maçta? Bol keseden dağıtılan primler, astronomik ücretle yapılan sözleşme. İnsanların bir futbol keyfi vardı o da uçup gitti mesajlarla. Ama maalesef Türkiye Futbol Federasyonu ve Fatih Terim Türk futbolundan gelen tehlike mesajlarını (anlaşılabilir-okunabilir-anlamlandırabilir) hala görmüyor, görmek istemiyor. Amatör, 3.Lig, 2.Lig takımlarının durumları ortada. 1. ve özellikle Süper Lig işin kaymağını yiyordu ama artık o kaynakta kurumaya başladı. Memlekette futbolun dışında dünyayı yakalama adına bu kadar yatırım yapılırken, futbolun yerinde sayması acı, çok acı. Ülkemizde çıkan doğalgaz, petrol gelirlerinin (!) yalnız primler, sözleşmeler için değil de futbolun özü olan altyapılar için kullanmanın zamanı gelmedi mi?