Olay Gazetesi Bursa

18 Mart Çanakkale Savaşı’nda mektepli yiğitler ve şehitler

Çanakkale savaşı öyle bir savaştı ki, bu savaş esnasında vatan, millet, ana, baba, sevgili aşkına ne destanlar yaşanmıştır. Çanakkale savaşında kadın kahramanlarımız çoktur. Bu kadın kahramanlarımızdan dünya güzeli hanım bir kızımız Dârû’l Fünun’da (Güzel sanatlar akademisinde) okumaktadır. Adı Şefika olan kızımız, aynı sınıfta okuyan Semih’le nişanlıydı. Birinci Dünya Savaşı başlamış, düşman İstanbul’un kapısı olan Çanakkale’ye […]

Çanakkale savaşı öyle bir savaştı ki, bu savaş esnasında vatan, millet, ana, baba, sevgili aşkına ne destanlar yaşanmıştır.

Çanakkale savaşında kadın kahramanlarımız çoktur. Bu kadın kahramanlarımızdan dünya güzeli hanım bir kızımız Dârû’l Fünun’da (Güzel sanatlar akademisinde) okumaktadır. Adı Şefika olan kızımız, aynı sınıfta okuyan Semih’le nişanlıydı.

Birinci Dünya Savaşı başlamış, düşman İstanbul’un kapısı olan Çanakkale’ye dayanmıştı… Gençlerimizin ne hayalleri vardı ama, İstanbul’un sokak başlarında

> Anam beni yetiştirdi bu ellere yolladı

> Al sancağı teslim etti Allah’a ısmarladı

> Boş oturma çalış dedi hizmet eyle vatana

> Sütüm sana helal olmaz, saldırmazsan düşmana

Bu şiir asılmış, vatan için gönüllü toplanıyordu, askerlik şubelerinin kapısında uzun kuyruklar oluşuyordu.

Şefika’nın nişanlısı, gönüllü yazılmıştı. Bu toprakları düşman işgal edecekse, evlenmemek, düşmanı püskürtmek gerekiyordu… Şefika ve Semih vatan aşkı ile sarıldılar, ağladılar ve Semih birliğine teslim oldu.

Şefika’sına devamlı mektup yazıyordu… Asker arkadaşı Sivaslı Celadet’ten çok bahsediyordu.

Savaş bu… Darü’l Fünunlu Semih’in şehit haberi İstanbul’a çabuk ulaştı. Şefika, ailesi ve Semih’in ailesi birlikte gözyaşı döktüler… Birbirlerine sarıldılar şehit oğulları Semih’e yakışır bir şekilde vatan savaşına destek vereceklerdi…

Şefika bu duygularla bir hastanede hemşire olarak çalışmaya başladı.

Hastaneye her gün yaralılar getiriliyordu. Bir gün Doktor bey:

— Şefika kızım, şu dört numaralı yatakta yatan gazi, büyük kahramanlıklar göstermiş şanlı bir Çanakkale kahramanıdır. Özellikle sizin öncelikle ilgilenmenizi isterim.

Tam bu sırada Garnizon komutanı bu kahraman gaziyi ziyarete gelir.

— Geçmiş olsun evladım, cephede büyük fedakarlıklar gösterdin der, alnından öper… Yaralı subay doğrulmak ister ama yerinden kıpırdayamaz… Komutan madalyasını yakasına takar.

— Komutanım, bizleri bu günlere yetiştiren milletimiz sağ olsun. Vatanımız için binlerce Celadet’ler helal olsun.

Celadet ismini duyan Şefika hemşire irkilmiştir. Semih’inin bana bahsettiği Celadet diye şaşırır, iyice Celadet’le ilgilenmeye başlar.

O sırada bir asker, hemşireye Celadet’in annesinin geldiğini haber verir.

Anası oğluna sarılır, koklar, gözyaşları döker, oğluna kavuştuğu için Allah’a şükreder. Ama anne şaşırmıştır, oğlu ona sarılmıyor, kalkıp elini öpmüyor.

Oğlu Celadet’e;

— Oğlum niye sen de bana sarılıp, elimi öpmüyorsun? yattığı yerden, ah benim anneciğim, şu yorganı kaldır da oğluna bir bak…!

Annesi heyecanla yorganı kaldırır, Celadet bir kolunu omuzundan, diğerini dirseğinden kaybetmiştir. Bacakları bir tanesi dizinden, diğeri kalçasından kesilmiştir. Celadet bey dalları budanmış bir ağaç gibi yatmaktadır…

Annesi bu olaya dayanamaz oraya yığılır, hasta kalbi dayanamaz, ruhunu Rahmana teslim eder.

Celadet “Ya Rabbi beni bu halimle yaşattın. Anam da rahmetli oldu… Gözyaşımı kim silecek, ağzıma bir yudum suyu kim verecek” diye ağlamaya başladı.

Ziyaretine gelen komutan, kesinlikle inan ki oğlum, sana hizmet edecek, akıllı, hamiyetli, vatansever binlerce iffetli kızlarımız vardır.

Celadet, sizi anlıyorum efendim ama böyle bir ağaç kütüğünü kimse kabul etmez.

Şefika hemen ileri atılır, “Celadet bey siz benim nişanlım Semih’imin mektuplarında bana övgü ile bahsettiği arkadaşısınız. Sizin gibi şanlı bir gazinin hizmetiyle övünmek istiyorum… Lütfen beni bu şereften mahrum etmeyin.”

Komutan hayranlık dolu gözlerle, Şefika hemşireye:

“Berhudar ol kızım, bu vatanın ekmeği sana helal olsun” dedi.

Bu konuşmaları duyan Celadet’in gözleri parladı, bulunduğu yerde kıpırdadı, hemşire Şefika’ya dönerek:

— Siz sevgili arkadaşım, yoldaşım, can kardeşim Semih’in nişanlısı mısınız… Ey Allahım bu ne güzel ikram, ne güzel nimet, Semih kardeşimin meleği beni bırakmayacak.

Şefika hanım, elini Celadet beyin omuzuna koyarak, size hizmet edip, mesut edeceğime söz veriyorum dedi.