Olay Gazetesi Bursa

Takva

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s) Ramazan-ı Şerif’i; rahmet, mağfiret ve cehennem azabından kurtuluş ayı olarak ifade etmiştir. İmâm-ı Rabbâni Hazretleri; müslüman bir kişi, bu mübarek Ramazan ayında hayatını gözden geçirip, ibadet ve taatlarına ve dünya yaşantısına bir düzen vermelidir. Namazlarım, zekatım, haccım nasıl; ahlaki güzelliklerim, insanlarla münasebetlerim nasıl diye eksik ve noksanlarını düzeltmelidir. Ramazan […]

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s) Ramazan-ı Şerif’i; rahmet, mağfiret ve cehennem azabından kurtuluş ayı olarak ifade etmiştir.

İmâm-ı Rabbâni Hazretleri; müslüman bir kişi, bu mübarek Ramazan ayında hayatını gözden geçirip, ibadet ve taatlarına ve dünya yaşantısına bir düzen vermelidir. Namazlarım, zekatım, haccım nasıl; ahlaki güzelliklerim, insanlarla münasebetlerim nasıl diye eksik ve noksanlarını düzeltmelidir. Ramazan ayında oruç ibadetimizi ve diğer ibadetlerimizi çok güzel yaparak Allah-u Teâlâ’ya kulluk görevimizi en güzel şekilde yapmalıyız.

Ramazan ayımızın bize kazandırması gereken, Bakara 183’te belirtildiği gibi: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, size farz kılınmıştır.”

Allah’a karşı gelmekten sakınmak, Allah sevgisi ve korkusuyla yaşamaktır. Allah korkusuyla, aşkıyla yaşamaya TAKVA sahibi olmak diyoruz. Rabbimiz katında değerimizi ve kıymetimizi takvamız belirler ve amellerimizin kabul olması takvamıza bağlıdır.

Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir sohbetinde buyurdular ki: “Ben ilim şehrinin sahibiyim, Ali ise bu şehrin kapısıdır.”

Hz. Ali Efendimiz takvayı dört madde ile özetliyor:

* Allah’tan hakkıyla korkmak

* Kur’an ve Sünnet üzere yaşamak

* Az olana kanaat etmek

* Ayrılık gününe, ölüme hazırlıklı olmak

Gönlümüzde, kalbimizde samimi bir Allah korkusu olmalıdır. Herhangi bir olaya, işimize başlarken “bu işte Allah rızası var mı?” diye iyice düşünmeli ve araştırmalıyız.

Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.s) Veda Hutbesi’nde: “Size iki emanet bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar Kur’an-ı Kerim ve Peygamberinin sünnetidir.”

Ne zamanki Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin sünnetleri hayatımızın en önemli birinci konusu olursa, bütün işlerimizin temel ilkesi olursa, işte o zaman takva sahibi bir müslüman oluruz.

Hz. Ali; az olana, elimizin altında olana, helal olana kanaat edebilmeyi; açgözlü ve tamahkâr olmamayı takva sahibi insanın olmazsa olmazı olduğunu bildirmekte ve bu güzellikleri evimize, iş yerimize, mahallemize, bulunduğumuz her yerde yaşamamızı takva sahibi insanın vazifesi saymaktadır.

Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.s): “Akıllı, takva sahibi kişi, nefsini sürekli hesaba çeken ve ölüm sonrası ahiret hayatı için hazırlık yapan kişidir.” (Tirmizi) buyurdular.

Talak suresi 2-3 ayetlerde: “Kim Allah’a karşı takva sahibi olursa, Allah ona bir çıkış yolu yaratır. Ve onu ummadığı yerden rızıklandırır.”

Namazlarımızın, oruçlarımızın, bütün ibadetlerimizin bize kazandırdığı en önemli şey takva sahibi bir insan olmamızdır. Bu dünyada saadetimiz, öbür dünyada kurtuluşumuz takva sahibi bir kul olarak yaşamaktır.

 

> Sabırdır güzel ahlakın başı

> Helal rızıktır, müminin aşı

> Sever sevilir, Hakk’dır niyazı

> Takva hallidir, akar göz yaşı

Dr. Mehmet GÜLAL

 

> Severiz biz, aşk ile yoğrulmuş özümüz

> Takvayla donanıp bezenmiş aşkımız

> Yesevi, Yunus, Mevlâna’dır ahyarımız

> Her demde Muhammed Mustafa’dır sultanımız

Dr. Mehmet GÜLAL