Olay Gazetesi Bursa

Anlayıverelim gari

Yıllar önce Anadolu topraklarına ayak bastık. Bu toprakları o kadar çok sevdik ve yurt olarak benimsedik ki savunmak için sayısız canlar verdik. Bedeli ağır oldu. Amacımız, özgür, rahat bir şekilde yaşamımızı sürdürebileceğimiz bir toprak parçası elde etmekti. Bugün geriye dönüp baktığımızda bizim kadar bunu hak eden çok az sayıda toplum görürsünüz.   Anne karnında tek […]

Yıllar önce Anadolu topraklarına ayak bastık. Bu toprakları o kadar çok sevdik ve yurt olarak benimsedik ki savunmak için sayısız canlar verdik. Bedeli ağır oldu. Amacımız, özgür, rahat bir şekilde yaşamımızı sürdürebileceğimiz bir toprak parçası elde etmekti. Bugün geriye dönüp baktığımızda bizim kadar bunu hak eden çok az sayıda toplum görürsünüz.
 

Anne karnında tek bir hücre halinde iken giderek bu ana hücrenin çok sayıda bölünmesi ile bebek oluşur. Zamanla 110 trilyon hücreden (hücreler bizi oluşturan en küçük canlı parçacıklarımızdır) oluşan bir bedene sahip oluruz. Şöyle bir düşünün. Annenin vitaminleri, kalsiyumu, omega-3 leri, proteinleri ve daha yüzlerce mikrobesinleri bebekteki hücrelerin oluşumunu sağlar. Yani annenin aldığı gıdalar ile bebek şekillenir. İleri yaşlarda da bu böyledir. İçtiğiniz bir asitli içecek de göz hücrelerinize gidebilir, yediğiniz bir cipsten gelen maddeler de. Sonuçta vücudunuzu ya tertemiz bir ev gibi yapabilirsiniz ya da bir çöp ev gibi.

Eğer bilinçli değil de gıda sektörünün yönlendirmesi ile beslenirseniz kendinizi değil, başkalarını beslersiniz. Buna şöyle bir örnek vereyim. İngiltere’de Prof Dr. Graham Mc Gregor hükümete bir rapor sundu. Şeker tüketiminin, şekerli ürünlerin artması ile birlikte ilkokul altı çocuklarda obezite ve şeker gelişiminin %20, ilkokul ve üstü çocuklarda ise bu oranın % 33 olduğunu raporunda belirtti ve şöyle ekledi. Sağlık sistemi çökecek…

Oysa uzun ve sağlıklı yaşayan toplulukların ortak özelliklerinin başında iyi bir kan insülin seviyesinin olması ilk şarttır. İnsülin miktarını artıran gıdalara baktığınızda son 20-30 yıldır yavaş yavaş sofralarımıza giren gıdaları, sokaklarımızda mantar gibi çoğalan dükkânlardan servis edilen gıdaları görürsünüz. Bursamızda her yeni açılan ev yemekleri yapan dükkânları, işkembecileri, kuru fasülyecileri, Akçaabat, İnegöl köftecilerini görmek beni inanılmaz sevindiriyor. Çocuğunu ve eşini bir kelle paça, işkembe çorbası satan yere götüren ebeveynlerin ellerini sıkmak, tebrik etmek istiyorum. İnanın bunları yürekten yazıyor ve bu esnaflarımızı kalpten destekliyorum.

Kolesterol kötü dediler kandık. Oysa hiç düşünmedik. Yahu bu kötü olsa Yaradanımız anne sütüne bunu bol bol koyarmıydı, beynimizde bu kadar çok kolesterol olurmuydu, erkek veya kadın olmak için gerekli olan hormonlar, D vitamini kolesterol içerirmiydi. Hiç düşünmedik ve kolesterol korkusu o güzelim yumurtalardan, tereyağından ve dağlardaki kekik ile etini yapmış o güzelim kuzu etlerinden kaçtık. Kaçtık da ne oldu? Diğer sofralarımıza giren yağlar ve gıda maddeleri ile daha fazla kalp hastası, şeker hastası, kanserli hastalar ve Alzheimer hastası olduk.

Suçüstü yakalandık. Ha namludan çıkan kurşun, ha egzoztan çıkan duman ve gürültü, ha baz istasyonları, ha trafik, ha saflaştırılan ve rafine edilen ürünler. Hepsi öldürüyor. Ama bilim diyor ki (hani cep telefonunu bulan bilim, uzaya adam gönderen bilim, organ nakli yapan bilim, bizi biz yapan bilim) hastalıkların % 90’ı beslenirken yaptığımız hatalardan kaynaklanmaktadır.

​Bizleri öldüren sebepler o kadar çok ki, ama asıl sebebi, asıl katili anlayıverelim gari.