Kıymetli okurlarım. Daha önceleri de aynı başlık altında sizlere benzer konuda bir makale yazmıştım. Genelde Türk Sanat Müziği Sanatçısı Sayın Ahmet Özhan tarafından seslendirilen bir ilâhinin başlığı ile konuya giriş yapmak istedim. Uzun satırlardan oluşan ve sözleri Pir Sultan Abdal’a ait olan dizelerde ‘Yemeyenler kalır naçar, gözlerinden kanlar saçar, bu bir demdir gelir geçer, duyamazsın demedimmi’ dörtlüğü yazacaklarımın adeta bir özetidir.
Yıllarca bu köşemden sizlere güncel tıbbi bilgileri kaynak alarak yararlı olmaya çalıştım. Dipnot olarak da bilgiler ve tecrübeler birleştiğinde ortaya gerçeklerin çıktığını ilâve ettim. Gönül isterdi ki benim ülkemde de beslenme ve obezite ile ilgili sayısız çalışmalar yapılsın ve ben bunları baz alarak sizlere faydalı bilgileri aktarayım. Ama ne yazık ki katıldığım kongre veya konu gereği toplantılarda ülkemde yapılan çalışmalar son derece az ve topluma verecek bilgi dağarcığımız elin adamının yaptığına bağlı. Bu nedenle dünyada obezite konusunda hatırı sayılır bilgi ve deneyime sahip ve bağımsız bilim insanı sıfatına uygun bazı hekim ve beslenme uzmanları bilgi kaynaklarımı oluşturur. Bunun üzerine yılların tecrübesini de eklediğinizde uyguladıklarınız ile başarılı olmanız büyük oranda mümkün oluyor.
Yazılarımın çoğunda genetik yapımızın gereği ne ise o tarz beslenmemiz gerektiğini yazdım. Aksi halde hem fizyolojik hem de psikolojik olarak dejenerasyona uğrayacağımızı belirttim. Ömrünün 30 yılını dünyanın çeşitli topluluklarını inceleyerek geçiren Dr. Weston Price bu dejenerasyonu binlerce insanı inceleyerek, gözlemleyerek kitap haline getirmiştir. Beslenme ve Fiziksel Dejenerasyon adındaki bu kitap 15 bin fotoğraf, 4 bin slayt ve film şeritleri ile şekillendirilmiştir.
Mera kaynaklı etler, sakatatlar, doğallığı ile soframıza gelen tereyağı veya kaymak, kümes hayvanları, av hayvan etleri, yumurta, kök sebzeler, bakliyatlar, tam tahıllar, lif oranı yüksek gıdalar, doğallığını ve faydalı yağlarını yitirmemiş kuruyemişler, probiyotik oranı yüksek gıdalar ve daha bir çok sağlıklı besin grubu ile ilgili bilgiler aktardım. Haklı olarak bir çoğumuzda kolesterol ve bunun damarları tıkayıcı etkilerinden korkulduğu için kişiler bu gıdalara bazı hekim uyarılarını da dikkate alarak uzak durdular. Oysa bu gıdalara uzak durulduğunda bir çok kronik hastalığın daha sık ve acımasız olarak ortaya çıktığı nedense gözardı edildi.
Fizyoloji bilmeden, anatomi bilmeden, biyokimya ve metabolizma bilgisi olmadan dedelerimiz büyükannelerimiz bizlerden çok daha sağlıklı besleniyorlardı. İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth’in İstanbul’a gelen beslenme danışmanı kraliçenin tereyağını çok sevdiğini hatta Kaz Dağları Bölgesi kaynaklı tereyağı tükettiğini belirtmişti. Bir de şunu söylemişti: Siz kahvaltılarınıza ve yemeklerinize doğallığını koruyan tereyağını eklerseniz tüp bebek merkezlerinin işleri çok daha azalacaktır.
Ve sonuç olarak kıymetli okurlarım: Bir kaç gün önce ABD’de beslenme rehberleri tamamen değişti. Aynı daha önce sakın yumurta yemeyin denilip sonradan çark edildiği gibi. Aşı karşıtlığıyla tanınan Sağlık Bakanı Robert F Kennedy Jr ile Tarım Bakanı Brooke Rollins tarafından Beyaz Saray’da tanıtılan yeni rehber, işlenmiş gıdalar ve ilave şekere karşı savaş ilan ederken, kırmızı et, tam yağlı süt ürünleri ve hayvansal yağları yeniden merkeze alıyor. Yeni rehber, Amerikalılara “gerçek gıdalar” tüketmeleri çağrısı yapıyor; ultra işlenmiş ürünlerden, ilave şekerden ve rafine karbonhidratlardan uzak durulmasını öneriyor.
Çok yakında bizdeki çark edenleri siz de göreceksiniz. Lütfen gülmeyin ama..