Olay Gazetesi Bursa

Karaciğerinizi koruyun

Kıymetli okurlarım. Daha önceki yazılarımda karaciğer yağlanmasının ciddiye alınmasını, siroza kadar gidebilen durumlara yol açtığını, bugün ABD’de karaciğer nakli ameliyatlarının büyük bir kısmının obeziteye bağlı yağlanma sonucu oluşan siroz olduğunu sizlere hep yazdım. Ne yazık ki obezite arttıkça karaciğer yağlanması da ona paralel olarak artmaktadır. Karaciğer en büyük iç organımızdır. 500 den fazla görevi olduğu […]

Kıymetli okurlarım. Daha önceki yazılarımda karaciğer yağlanmasının ciddiye alınmasını, siroza kadar gidebilen durumlara yol açtığını, bugün ABD’de karaciğer nakli ameliyatlarının büyük bir kısmının obeziteye bağlı yağlanma sonucu oluşan siroz olduğunu sizlere hep yazdım. Ne yazık ki obezite arttıkça karaciğer yağlanması da ona paralel olarak artmaktadır.

Karaciğer en büyük iç organımızdır. 500 den fazla görevi olduğu kabul edilmektedir. Vücut için gerekli molekülleri depo etmekten tutun da toksinlerin vücuttan uzaklaştırılmasına kadar bir çok görevi olan bu organ sağlığımız için çok iyi korunmalıdır. Sağlıklı bir karaciğeriniz yoksa asla uygun bir sindirim yapamaz, besin maddelerini işleyemez ve toksinleri ideal bir şekilde vücudunuzdan atamazsınız.

Daha önceleri karaciğer sağlığı ile ilgili faydalı bir çok besin bulunduğunu okumuş veya duymuşsunuzdur. Bunlar fitokimyasallar, antioksidanlar ve bunun gibi moleküleri içeren gıdalardır. Aynı zamanda egzersiz yapan bir vücutta da karaciğer son derece sağlıklı çalışmaktadır. Güncellenmiş bilgilere göre bir çok gıda olmasına rağmen somon gibi bol omega-3 içeren yağlı balıklar, çiğ kuruyemişler, kahve, yeşil çay, turpgiller, brokoli ve lahana grupları, berry grubu meyveler  karaciğer hücreleri için çok yararlı mikro besin maddeleri içermektedirler.

D VİTAMİNİ KALP SAĞLIĞI İÇİN YARARLIMI?

Bugüne kadar yapılan araştırmalar düşük D vitaminine sahip olan kişilerde kalp damar sağlığının olumsuz yönde etkilendiğini göstermektedir. Kalp damar sağlığı için özellikle D vitamini düzeylerinin 40 ng/mL ve üzerinde olması gerektiği şeklinde çalışmalar var.

D vitamini algılayıcıları (reseptörleri) damarlarımızda bol olarak bulunmaktadır. Yeterli D vitamini kan damarları duvarında bulunan ve endotel adını verdiğimiz hücre tabakasını kontrol altında tutar. Damarlarda kronik bir iltihabın oluşmasının önüne geçer. Böylelikle en başta tansiyon yüksekliklerinin oluşmasının önüne geçilebilir.

D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ DEPRESYONA YOL AÇIYORMU?

Yıllarca yapılan araştırmalar depresyonu olan kişilerin kanında D vitamininin eksik olduğunu saptayınca arada bir ilişki olup olmadığı da bilimsel çerçevede incelendi. Bazı çalışmalar özellikle gebelik sırasında düşük D vitaminine sahip olan anne adaylarının doğum sonrası depresyona girdiklerini gösterdi. Aynı çalışmalar bunun yanında omurilik hasarı, gut, felç ve multipl sklerozlu hastalarda da D vitamini düzeylerinin eksik olduğunu gösterdi. Ancak bazı çalışmalar D vitamini eksikliği ile depresyon arasında ilişki olduğunu ileri sürerken bazı çalışmalar da arada bir bağlantının olmadığını göstermektedir. Yaygın görüş ise D vitamini eksikliğinin depresyona yol açabileceği şeklindedir ve D vitamini eksikliğini tedavi etmek bir çok faydalı etki yanında depresyon belirtilerini de azaltabilmektedir.

Muhtemeldir ki D vitamini eksikliğine bağlı bazı belirtiler depresyonda da görülebilmektedir. Ağrıyan kas ve kemikler, halsiz ve yorgun vücut hali, uyuşukluk, kuvvet azlığı D vitamini eksikliğinde görülebilir. Depresyonda bu belirtilere cinsel istek kaybı, intihar düşünceleri, uyku düzeninde bozulmalar, konsantrasyon bozuklukları, unutkanlık, kilo alma veya verme, zevklerde kayıp, endişeli bir yapı gibi daha bir çok durum eklenir.

Kabul edilen görüş D vitamini düzeylerini her zaman normal sınırlarda tutmaktır ve bu kişiler daha sağlıklı bir ömür sürmektedirler.