Olay Gazetesi Bursa

Obezite kronik bir hastalıktır, nokta.

Kıymetli okurlarım. Bu yazımda en güncel bilgiler ile obezitenin ne kadar ciddi bir durum olduğunu, bunun ne kadar farkında olduğumuzu, yeterince farkında olmamamızın nedenlerini sizlere aktarmaya çalışacağım. Obezite vücutta yağ dokusunun artışı ile karakterize bir hastalıktır. Uzun zamandır Dünya Sağlık Örgütü obezitenin öldürücü bir kronik hastalık olduğunu belirtmesine karşılık maalesef günümüzde bu konuda yeterli eğitimi […]

Kıymetli okurlarım. Bu yazımda en güncel bilgiler ile obezitenin ne kadar ciddi bir durum olduğunu, bunun ne kadar farkında olduğumuzu, yeterince farkında olmamamızın nedenlerini sizlere aktarmaya çalışacağım.

Obezite vücutta yağ dokusunun artışı ile karakterize bir hastalıktır. Uzun zamandır Dünya Sağlık Örgütü obezitenin öldürücü bir kronik hastalık olduğunu belirtmesine karşılık maalesef günümüzde bu konuda yeterli eğitimi almamış kişilerce bu durum halen bir kozmetik görünüm bozukluğu olarak değerlendirilmekte ve bu durum da tedavide başarıyı engellemektedir. Dünya nüfusunda giderek artmakta olan obezite 700 milyon kişiye yaklaşmıştır. Ne yazık ki obez hastaların % 68’i, sağlık çalışanlarının ise ancak % 88’i obezitenin kronik bir hastalık olduğunu bilmektedir. Bunu hastalık olarak bilsek de tanı ve tedavi konusunda halen başarı oranı çok düşüktür.

Obezite çok çeşitli faktörlerin etkisi ile oluşabilir. Genetik, çevresel, hormonal, sosyoekonomik, psikolojik faktörler gibi. Stres ve psikolojik bozukluklar kişiyi yediren en önemli faktörlerdendir. Porsiyonları iyi ayarlayamama, hızlı yeme ve hareketsiz bir yaşam tarzı da obeziteyi doğuran nedenlerdendir. Bazı aileler de ise genetik faktörlere bağlı olarak obezite gelişebilmektedir.

Yapılan bilimsel araştırmalar obezitenin kişinin organlarını  etkileyen 200’den fazla komplikasyona (istenmeyen etki) yol açtığını göstermiştir. Bunlardan başlıcaları yüksek tansiyon, kan yağlarında bozulma, şeker hastalığı, kısırlık (polikistik over sendromu gibi), eklem iltihapları ve kireçlenmeler, kalp damar sistemi hastalıkları ve kalp yetersizliği, obstrüktif uyku apnesi, astım, psikolojik rahatsızlıklar, meme kanseri başta olmak üzere bazı kanser türlerinde belirgin artış ve felçler dir. Obezite yaş, coğrafik bölge, sigara içilmesi ve eğitim düzeylerinden bağımsız olarak yaşam beklentisinde azalma ve ölümde artış ile direk ilişkilidir. Vücut kitle indeksi (VKİ) yavaş yavaş farklı ölçümlere yerini bıraksa da genel literatürde halen kullanılmaktadır. Vücudun kilogram cinsinden ağırlığının boy uzunluğunun karesine (metrekare: m2) bölünmesi ile hesaplanır. VKİ değerleri 22.5-25 kg/m2 olanların 70 yaşına ulaşma olasılığı %80 düzeyinde iken VKİ 40 üzerinde olanlarda bu oran % 50 lere düşmektedir. Durum bu kadar ciddidir.

Uyku apnesi önemli bir konudur ve üzerinde ciddi olarak durulması gereklidir. Obez hastaların yaklaşık % 40 kadarında obstrüktif uyku apnesi bulunur. Boyun, göğüs ve karında biriken yağların akciğer foksiyonlarını bozması ile karakterize bir durumdur. Ayrıca VKİ 30 kg/m2 üzerine çıktığında astım görülme sıklığı %100 e yakın artmaktadır. Çalışmalar vücut ağırlığında %7-11 kilo kaybetmenin bile akciğerleri çok rahatlattığını ve birçok şikâyetin kaybolduğunu göstermektedir.

Polikistik over sendromu (PKOS) ise özellikle doğurganlık çağındaki kadınların ciddi bir sorunudur. Halen nedeni tartışmalı bir konu olsa dahi obezite ile direk bağlantılıdır. Anne olmayı engelleyebilir. Obez kadınlarda bir diğer problem ise düzensiz adet görmeleridir. PKOS’lu kadınlarda kilo kaybı insülin direncinde düşmeyi, insüline karşı hassasiyeti sağlar. Bu durum androjen hormon seviyelerinde de düşmeyi meydana getirir ve adet siklusu düzene girer, kısırlık büyük ölçüde ortadan kalkar.

Eklem iltihabı (osteoartrit) da bir diğer sorundur. Obez hastalarda eklem ağrıları ve hareket sıkıntılarının görülmesi sık görülen bir durumdur. Hem erkek hem de kadında obezite osteoartrit gelişme riskini 2 kattan fazla arttırmaktadır. Her 5 kilogramlık artış dizde osteoartrit gelişimini % 36 arttırmaktadır. Ne yazık ki osteoartritin temelleri obeziteye bağlı olarak erkeklerde 20, kadınlarda ise 11 yaşlarda atılmaya başlamaktadır.