Olay Gazetesi Bursa

Obezite öldürüyor

Yıllardır obezite ve vücudumuzda oluşturduğu sıkıntılar ile ilgili yazılar yazıyorum. Son günlerde iyice anlaşıldığı üzere vücut direnciniz düşük ise bir küçük virüs kendisine karşı koyacak savaşçı sistemin yetersizliğinden dolayı bizi yaşamdan kopartıyor. Bugün depremler, rüzgarlar, yağmurlar, sıcak-soğuk değişiklikleri bir çok tarihi binaları yok etmiş olmasına rağmen kaleler halen yerinde duruyorsa vücudumuzun her bir hücresini de […]

Yıllardır obezite ve vücudumuzda oluşturduğu sıkıntılar ile ilgili yazılar yazıyorum. Son günlerde iyice anlaşıldığı üzere vücut direnciniz düşük ise bir küçük virüs kendisine karşı koyacak savaşçı sistemin yetersizliğinden dolayı bizi yaşamdan kopartıyor. Bugün depremler, rüzgarlar, yağmurlar, sıcak-soğuk değişiklikleri bir çok tarihi binaları yok etmiş olmasına rağmen kaleler halen yerinde duruyorsa vücudumuzun her bir hücresini de bu kalenin taşları gibi sağlam oluşturmak zorundayız.

İlk insan türlerinin genetik yapısı un ve şekerin hayatımıza girmesinden milyonlarca yıl önce  tamamlanmış ve buna uygun bir fizyolojik yapı oluşmuştur. Bu dönemlerde genel olarak et , balık, sebzeler, kök sebzeler, meyveler, yemişler ile bu fizyolojik yapı uyum içerisinde çalışmış, son 10 bin yılda ise insanoğlu tahıllar ile ve son birkaç yüzyılda da şeker ile tanışmıştır. Dr. Joseph Mercola’ya göre tezgahlarda satılan tahıllı gıdaların % 95’inden fazlası aşırı derecede işlemlerden geçirilmiş ve un, şeker oranları artarken zaten sınırlı düzeydeki besleyicilikleri daha da azaltılmıştır. Düşünün, bu tür ürünler sizin bağışıklık sistemi hücrelerinin yenilenmesinde (ki bu hücreler devamlı olarak kemik iliği, timus, lenf düğümleri, dalak, karaciğer ve daha başka organlarda imâl edilmektedir) ne derece iş görürler. Buna en güzel örnek ABD’li Antropolog Dr.George J.Armelagos’un yaptığı çalışmalardır. Milattan sonra 950-1300’lü yıllar arasında yaşamış  yaklaşık 13 bin amerikan yerlisinin iskeletlerini inceleyen bu bilim insanı, bu yerlilerin avcılık-toplayıcılıktan tarıma geçtikten sonra enfeksiyon hastalıkları, kemik hastalıkları ve kan hastalıklarında aşırı bir artış olduğunu saptamıştır. Günümüze uyarladığımızda geleneksel beslenme tarzından uzaklaştıkça bizi nelerin beklediği çok daha net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Obezite gibi diğer beslenme bozukluklarında da vücudun bağışıklık sistemi zayıflar ve enfeksiyona neden olan mikroorganizmalar ile mücadele yeteneği azalır. Boston Üniversitesi bilim insanlarınca son yapılan çalışmalardan bir tanesinde obez farelerde diş çürüklerinin neden olduğu kemik kaybının ve enfeksiyon süresinin yağsız farelerden % 40 daha fazla olduğu bulunmuştur. Hollanda’da yapılan bir çalışmada, obezlerde akciğer enfeksiyonları ve antibiyotik kullanım oranları normal kilodakilerden 5 kat daha fazla bulunmuştur. Sanayileşmiş ülkelerde 2.5 milyon bireyin araştırıldığı çalışmaların ortak sonucuna göre obezlerde toplum kaynaklı pnömoni (zatürre, akciğer iltihabı) oranı artmaktadır. Danimarka’da 37808 kişinin katıldığı bir çalışmada da obezlerde enfeksiyon riskinin belirgin olarak arttığı bulunmuştur. ABD Cerrahi Koleji’nin bir çalışmasında obezlerde enfeksiyon hastalıkları oluşumunun normal bireylere göre 3 kat daha fazla olduğu belirtilmektedir. Enfeksiyon riskinin obezlerde artışının nedenleri, azalmış antijen (enfeksiyon etkeninin parçacıkları) cevabı, makrofajlar başta olmak üzere bağışıklık sistemi hücrelerinin fonksiyonlarında azalmalardan kaynaklanmaktadır. Covid-19 da buna bir örnektir.

Obezitenin komplikasyonlarından birisi de uyku apnesidir ve çok tehlikelidir. Uyku esnasında on saniye ve daha üstü süreli  solunum durmaları, ardından derin ve patlar gibi nefes alıp verme, horlama, ertesi gün belirgin yorgunluk hali, gece terlemeleri, cinsel fonksiyonlarda ve mesleki fonksiyonlarda azalma obezitenin derhal tedavi edilmesi gerektiğine dair çok ciddi uyarılardır. Uyku apnesi solunum yollarının enfeksiyonlarına zemin hazırlar.

Kısacası al bu listeyi zayıfla dediğimiz kişiler ve listeyi verenler obeziteyi bir hastalık olarak görmeye başlamadıkları sürece biz çalarız el oynar.