Olay Gazetesi Bursa

Şeker hastasının günlük alması gereken karbonhidrat miktarı ne olmalıdır?

Kıymetli okurlarım. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de şeker hastalarının sayısı giderek artış göstermektedir. Hareketsiz yaşam tarzı, boş kalorili ve katkılı gıdaların diyetimizde yer almaya başlaması, şehirlerin stresli yaşamı ve daha bir çok faktör bu artışta önemli rollere sahiptirler. Şeker hastalığını baz alarak en çok merak edilen konulardan bir tanesini en güncel bilgiler ile size […]

Kıymetli okurlarım. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de şeker hastalarının sayısı giderek artış göstermektedir. Hareketsiz yaşam tarzı, boş kalorili ve katkılı gıdaların diyetimizde yer almaya başlaması, şehirlerin stresli yaşamı ve daha bir çok faktör bu artışta önemli rollere sahiptirler. Şeker hastalığını baz alarak en çok merak edilen konulardan bir tanesini en güncel bilgiler ile size açıklamaya çalışacağım bu haftaki yazımda.

Başlıkta konu edilen bu durum kişişelleştirildiği zaman daha mantıklı bir yaklaşım ortaya çıkacaktır. Bir çok kaynak sizi kararsız bırakacak, ne kadar karbonhidrat almanız gerektiği konusunda kafanızı karıştıracaktır. Dünyanın bir çok bölgesinde bu konu ile uğraşan uzmanlar genellikle şeker hastasında günlük besin ihtiyacının % 45-65 kadarının karbonhidratlardan alınması gerektiğini söylerler. Ancak son yapılan çalışmalar ve gözlemler bunun doğru olmadığını ortaya koymaktadır.

Konuyu anlamak için karbonhidrat (KH) tiplerini bilmek gerekir. 3 tip KH vardır. Şekerler, nişasta ve lifler. Şekerler basit karbonhidrat grubuna dahildirler. Meyve, meyve suyu, bal, süt ürünleri, şeker katılmış gıdalar basit şekerlere örnektir. Nişastalar ve lifler ise kompleks KH dediğimiz gruba girer. Vücudun nişastayı sindirmesi basit şekerlere göre daha zordur. Lifleri ise zaten sindirmek mümkün değildir. Nişastalara örek olarak patates, mısır, baklagiller, tam tahıllar verilebilir. Lifler ise meyvelerde, sebzelerde, tam tahıllarda, kuruyemişlerde, bakliyatlarda bulunur. Şeker ve nişastanın aksine lifler kan şekerinizi yükseltmez hatta bir miktar yükselmesinin de engellenmesine neden olabilir.

Egzersiz, stres, hastalıklar gibi bir çok faktör kan şekeri dengenizi değiştirse de kan şekerini en çok etkileyen durum ne yediğinizdir. 3 ana besin grubundan (karbonhidrat, protein ve yağ) kan şekerinizi açık ara yükselteni karbonhidratlardır. Çünkü bunlar sindirilirken kana geçen şekere dönüşürler. Bu durum diyabetli kişilerde kan şekerinin kontrolünü zorlaştırabilir ve ek ilaç veya insülin uygulamasına neden olabilir. Hele Tip 1 diyabetli hastalarda bu durum çok daha önemlidir çünkü onlar insülini dışarıdan almak durumundadırlar. Bundan dolayı Tip 1 hastalar çok daha az KH tüketmek durumundadırlar.

Çoğu hekimin bu konuda kılavuzu ABD Diyabet Cemiyeti (ADA) olmaktadır. Bu cemiyet ABD Halkını göz önüne alarak yaptığı değerlendirmelerde tipik Amerikan diyetinin günlük ortalama 2200 kalori olduğunu ve şeker hastalarında bunun yarısının (275 grama denk gelir) karbonhidratlardan gelmesi gerektiğini söyler. Oysa yeni yapılan çalışmalar şeker hastalarında günlük karbonhidrat alımının 50 gramdan az olması gerektiğini belirtiyor. Bu da günlük kalorinin %9-10 luk bir kısmına denk gelmektedir. Bu uygulama çok daha iyi bir kan şekeri kontrolü sağlamaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken şey net karbonhidrat alımıdır. Bu da günlük karbonhidrat oranından lif miktarını (gram olarak) çıkardığınızda geri kalan değerdir.

BİZE YETECEK KARBONHİDRAT MİKTARINI NASIL AYARLAYALIM

Yukarıdaki bilgiler bir genellemedir. Yazımın başlangıcında belirttiğim gibi alınması gereken değeri kişi bazlı olarak almak gereklidir. Ancak burada son çalışmalarda belirtilen üst sınırı aşmamak önemlidir. Yani günlük toplam besin değerinin % 10 kadarı karbonhidrattan, daha doğrusu net karbonhidrattan oluşmalıdır. Kan şeker düzeylerinizi kontrol ederek size en uygun karbonhidrat miktarını rahatça hesaplayabilirsiniz.

Kan damarlarınızın ve sinirlerinizin uzun zaman zarar görmeden korunabilmesi için yemekten 2 saat sonra ölçtüğünüz kan şekeriniz 180 mg/dl ve altı olmalıdır. Bu hassas konuda sağda solda duyduğunuz bilimsel verilere dayalı bilgiler dışında bilgilere ve şarlatanca tedavi metodlarına inanmayın. Size en büyük yardımı beslenmeniz de dahil tedavinizi düzenleyecek olan uzmanlar olacaktır.