Olay Gazetesi Bursa

Akşam ışığını kısmak

Akşam olunca evin ışıkları yanıyor, ekranlar parlıyor, zihnin sesi yükseliyor. Sonra yatağa giriyoruz ve bir anda “hadi uyku” bekliyoruz. Ama beden, gün boyu aldığı sinyalleri unutmaz. Işık ne kadar parlaksa, beden o kadar “gündüz” sanıyor. Ben akşam ışığını kısmayı bir “lüks” gibi değil, bir “işaret” gibi görüyorum. Beden işareti sever. “Gün bitiyor” sinyali gelince yavaşlamayı […]

Akşam olunca evin ışıkları yanıyor, ekranlar parlıyor, zihnin sesi yükseliyor. Sonra yatağa giriyoruz ve bir anda “hadi uyku” bekliyoruz. Ama beden, gün boyu aldığı sinyalleri unutmaz. Işık ne kadar parlaksa, beden o kadar “gündüz” sanıyor.

Ben akşam ışığını kısmayı bir “lüks” gibi değil, bir “işaret” gibi görüyorum. Beden işareti sever. “Gün bitiyor” sinyali gelince yavaşlamayı bilir. Gelmeyince de kendi kendine fren yapamaz.

Bunu büyük değişikliklerle yapmak zorunda değiliz. Tavan ışığını kapatıp tek bir masa lambasıyla oturmak bile fark ediyor. Telefonda parlaklığı azaltmak, ekrana biraz daha az bakmak, mümkünse yatmadan önce son yarım saati daha loş geçirmek… Bunlar küçük ama etkili.

Ben bazen akşamları “görsellik” peşinde değilim, “huzur” peşindeyim. Loş ışık bana sanki daha az koşmamı söylüyor. Daha yavaş konuşuyorum, daha sakin düşünüyorum.

Gençlik, bazen enerjiyle değil. İyi bir ritimle ilgili. Akşam ışığını kısmak da ritmin en sade ayarı.