Son zamanlarda “genç kalmak” dediğimiz şeyin tek bir formülü olmadığını tekrar tekrar görüyorum. Bazen bir kokunun hafızayı uyandırmasıyla başlıyor; bazen sessizliğin zihni toparlamasıyla… Kimi zaman yeşilin içimize iyi gelmesi, kimi zaman bir dokunuşun kalbi yumuşatmasıyla.
Bugün ise bambaşka bir yerden bakmak istiyorum. Hareketten. Hem de sıradan bir yürüyüşten değil, ritimle birleşen, bedeni ve zihni aynı anda çalıştıran bir hareketten…
Dans.
Dansı çoğu kişi “eğlence” kategorisine koyar. Düğünde oynanan iki göbek, evde mutfakta yapılan küçük bir kıpırtı, bir şarkıyla gelen anlık neşe… Oysa dans, sandığımızdan çok daha fazlasıdır. Çünkü dans ederken yalnızca kaslarımız değil, beynimiz, hafızamız, dengemiz, hatta ruh halimiz aynı anda devreye girer.
Beynin aynı anda birçok yerine dokunur
Dans etmek, bedene “hareket et” derken beynin de içine bir görev listesi bırakır:
Ritmi yakala.
Adımı hatırla.
Sağ-sol koordinasyonu kur.
Dön, dur, devam et.
Müzikle aynı çizgide kal.
Yani dans, yalnızca “kalori yakma” meselesi değildir. Bir koreografiyi öğrenmek, tekrar etmek, hızlanmak, yavaşlamak… Beyne sürekli yeni komutlar gönderir. Bu da zihni canlı tutan en güçlü şeylerden biridir.Yeni bağlantılar kurma ihtiyacı.
Üstelik dansın güzelliği şurada,“Spor yapıyorum” baskısı yoktur. İnsan çoğu zaman fark etmeden eforun içine girer. İyi bir şarkı açarsınız, bedeniniz zaten kendiliğinden cevap verir. Beyin, bu doğal akışı sever.
Denge ve koordinasyon,Yaş alırken en çok ihtiyaç duyduğumuz şey
Yaş almak çoğu zaman “güç kaybı” olarak konuşulur ama asıl mesele çoğu zaman dengedir. Denge bozulduğunda, cesaret de azalır. Daha az hareket ederiz, daha çok otururuz, daha çok çekiniriz. Bu da bedeni daha hızlı yorar.
Dans ise dengeyi fark ettirmeden çalıştırır. Adım değiştirirsiniz, ağırlık aktarımı yaparsınız, dönüşler ve küçük yön değiştirmelerle vücut “ayakta kalma” pratiği yapar. Üstelik bunu mekanik bir egzersiz gibi değil, oyun gibi yaşarsınız. Bazen gençlik dediğimiz şey, aynaya bakınca gördüğümüz bir görüntü değil, ayağa kalkınca güvenle yürüyebilme halidir. Dans bu güveni sessizce büyütür.
Ruh halinin en hızlı anahtarı
Dansın belki de en kıymetli yanı, insanın içine bir duygu yerleştirmesidir. Neşe.
Modern hayatın en büyük sorunu, bedenin sürekli alarmda yaşaması. Koşuşturma, ekran, gürültü, yetişme telaşı… Zihin hiç “tamam, şimdi iyiyim” noktasına gelemiyor. Dans ise zihinle beden arasında bir köprü kuruyor, “Şu an buradayım” dedirtiyor.
Bir şarkıyla birlikte hareket ettiğinizde, stresin dili değişiyor. İçeride biriken gerginlik bir çıkış yolu buluyor. Bazen birkaç dakika dans etmek, uzun bir günün bütün ağırlığını omuzlardan indiriyor.Ve evet, sosyal tarafı da çok güçlü. İster bir arkadaşla, ister bir grupla, ister kalabalık bir ortamda… Dansın içinde temas, göz teması, birlikte gülme vardır. Bu da insanın yalnızlık hissini inceltir. Beden yalnız kaldığında yaşlanmaya daha yatkın olur; kalabalık ve bağ kurduğunda toparlanmayı daha iyi bilir.
“Ben dans edemem” diyenlere küçük bir hatırlatma
Dans etmek için profesyonel olmanız gerekmiyor. Dans, en temelde şudur: Ritme cevap vermek.
Bu bazen bir omuz hareketidir, bazen ayakla yere vurulan bir tempo, bazen sadece mutfakta dönerken yapılan küçük bir dönüş…
Kendinizi “iyi görünmek” zorunda hissettiğiniz anda dansın bütün büyüsü kaçar. Dansın amacı performans değil, bedeninizi hayata geri çağırmaktır.
Ne yapmalı?
Günde 5 dakika ile başlayın. “Vaktim yok” diyenlerin bile ayırabileceği bir süre. Önemli olan süre değil, süreklilik.
Sevdiğiniz şarkıyı seçin. Beden, sevdiği ritimle daha kolay hareket eder.
Yeni bir adım öğrenin. Her yeni adım, zihne yeni bir görev demektir. Küçük bir “yenilik” bile yeter.
Ayna şart değil. Hatta bazen hiç bakmamak daha iyi. Dans, dışarıya değil içeriye yapılan bir yolculuk.
Güvenliğini düşünün. Diz, bel, kalp gibi özel durumlar varsa tempoyu düşük tutun, sert hareketlerden kaçının. Rahatsızlık hissederseniz durun.
İsterseniz kalabalığa karışın. Bir dans kursu, bir etkinlik, bir hobi grubu… Bazen en iyi gençlik yatırımı, yeni bir çevredir.
Son söz
Dans, bize şunu hatırlatır. Beden yalnızca taşıdığımız bir yük değil, hayatla kurduğumuz ilişkinin ta kendisi.
Ritimle hareket ettiğimizde, yalnızca kaslarımız değil, hafızamız, dengemiz, ruhumuz da toparlanır.
Belki de gençliğin sırrı pahalı programlarda, karmaşık formüllerde değil…
Bir şarkıyı açıp, birkaç dakika kendimize geri dönmemizde gizlidir.