Olay Gazetesi Bursa

Kas hafızası

Kas hafızasını hep sporcularla, dansçılarla, profesyonellerle ilişkilendiririz. Oysa kas hafızası dediğimiz şey, günlük hayatın da gizli kahramanı. Sandalyeden nasıl kalktığımız, merdiveni nasıl çıktığımız, yere düşen anahtarı nasıl aldığımız… Bunların hepsi bedenin “öğrendiği” hareketler. Yaş aldıkça çoğumuzun ilk yaptığı şey hareketi azaltmak oluyor. “Aman belim ağrır”, “dizim zorlar”, “üşeniyorum” derken bedenin repertuvarı daralıyor. Sonra bir gün […]

Kas hafızasını hep sporcularla, dansçılarla, profesyonellerle ilişkilendiririz. Oysa kas hafızası dediğimiz şey, günlük hayatın da gizli kahramanı. Sandalyeden nasıl kalktığımız, merdiveni nasıl çıktığımız, yere düşen anahtarı nasıl aldığımız… Bunların hepsi bedenin “öğrendiği” hareketler.

Yaş aldıkça çoğumuzun ilk yaptığı şey hareketi azaltmak oluyor. “Aman belim ağrır”, “dizim zorlar”, “üşeniyorum” derken bedenin repertuvarı daralıyor. Sonra bir gün fark ediyoruz, Çok basit bir hareket bile yorucu gelmeye başlamış. Aslında kaybettiğimiz güçten çok, alışkanlık.

Ben burada büyük hedeflerden yana değilim. Hayatın içine serpiştirilen küçük pratiklerin daha gerçekçi olduğuna inanıyorum. Mesela sandalyeden kalkarken bir anda fırlamak yerine kontrollü kalkmak. Market poşetini tek kola asmak yerine iki ele paylaştırmak. Bir şey alırken belden eğilmek yerine dizleri biraz kırmak. Bu küçük seçimler, kaslara “ben seni kullanıyorum” mesajı veriyor. Bu mesaj kullanılmak istendiğinde o kasın hatırlaması içinde bir seçenek oluyor.

Kas, çağrıldığında gelir. Unutulduğunda küser. Bedenle ilişki de böyle. İlgiyi sever. Gençliğin sessiz ortağı güçse, gücün sessiz ortağı da düzenli küçük hareket.