Olay Gazetesi Bursa

İsrail’in İran’a karşı ittifak arayışına Merkel engeli

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, İran’a karşı ABD, Batılı ülkeler ve Arap ülkelerine askeri koalisyon çağrısında bulunmuş. ABD’yi ayıralım. İsrail ve ABD zaten askeri koalisyon içinde. Netanyahu’nun “Batılı ülkeler” derken saydıklarının başında İngiltere, Fransa ve Almanya geliyor. Ama onlar, bilindiği gibi, İran’la nükleer anlaşmaya sahip çıkıyorlar. Arap ülkesi olaraksa Suudi Arabistan tek başına kalıyor. Körfez’de İran’a […]

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, İran’a karşı ABD, Batılı ülkeler ve Arap ülkelerine askeri koalisyon çağrısında bulunmuş.

ABD’yi ayıralım. İsrail ve ABD zaten askeri koalisyon içinde.

Netanyahu’nun “Batılı ülkeler” derken saydıklarının başında İngiltere, Fransa ve Almanya geliyor. Ama onlar, bilindiği gibi, İran’la nükleer anlaşmaya sahip çıkıyorlar.

Arap ülkesi olaraksa Suudi Arabistan tek başına kalıyor. Körfez’de İran’a karşı tavır alan ufak tefek bir- kaç ülke var ama onların da askeri gücü yok.

Bu durumda İsrail Başbakanı, İran’a karşı güçlü bir blok oluşturma olanağı bulamaz.

Ayrıca şu da var: İran yalnız değil.

İsrail bir adım atarsa İran 10 adım atabilir.

Şu anda İsrail’in yanında ABD bulunuyor.

Ama İran’a, Rusya’yla birlikte Çin de destek veriyor.

Ya Avrupa? Kısa bir süre önce İsrail Başbakanı Netanyahu Berlin’i ziyaret ederek Başbakan Angela Merkel’le bir görüşme yaptı.

Netanyahu, ABD’nin İran’la nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilmesini savunarak, aynı tavrı Avrupa’dan da beklediğini belirtti.

Merkel’se tam tersine AB’nin İran’la nükleer anlaşmayı kurtarmaya çalıştığını söyledi.

Merkel o kadarla da kalmadı masada İsrail Başbakanı’nın önüne Filistin sorununu da koydu. Ve hesap sordu:

Yerleşim birimleri inşaatlarını Tel Aviv niçin durdurmuyor?

Uluslararası toplumun istediği iki devletli çözüm planına neden yanaşmıyor ve Filistin topraklarına barışın gelmesini hangi amaçla engelliyor?

Almanya, İran ve Filistin politikalarında ABD’nin kışkırtıcı desteğine karşılık İsrail’e barışçıl bir tavırla arabuluculuk önerdi.

Netanyahu bunu ister miydi? İstemezdi. Berlin’den ayrılırken öfkesi yüzüne vuruyordu.

Fırsatını bulsa Merkel’i bir kaşık suda boğabilirdi…

 

ABD-Almanya arasında beklenen Grenell krizi fena patladı

 

ABD’nin yeni Berlin Büyükelçisi Richard Grenell bu gidişle tarihe geçecek. Ama şöyle geçecek: Almanya’yla ülkesinin arasını açan diplomat kılığındaki faşist sömürgeci Amerikalı. Öyle bir diplomat ki, Almanya’nın savunma ve göçmen politikasından dış ilişkilerine kadar Berlin’in iç işlerine karışmakta kendini özgür hissediyor.

Örneğin, Almanya’nın Suriye’deki savaşta niçin yer almadığını soruyor. Göçmen politikasında bir plan olmadığını, bu yüzden siyasi bedel ödendiğini iddia ediyor. İran anlaşmasından ABD gibi çekilmediği için eleştiriyor.

ABD Büyükelçisi’nin saçma sapan çıkışlarından sonuncusu Avrupa’da sağcı politikaları güçlendirmeyi kendine görev edindiğini açıklaması oldu. İşte o zaman bardak taştı.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Christofer Burger, Grenell’in sözlerinin ne anlama geldiği konusunda Amerikan tarafından resmi açıklama istediklerini bildirdi.

SPD eski Genel Başkanı Martin Schulz, “Grenell bir diplomat gibi değil, aşırı sağcı sömürgeci bir subay gibi davranıyor” diyerek tepki gösterdi.

Sol Parti Grup Başkanı Sarah Wagenknecht, “Büyükelçinin zaman yitirilmeden sınır dışı edilmesini” istedi.

Alman basınında Grenell’e açık bir şekilde haddinin bildirilmesi gerektiği, aksi takdirde Alman hükümetinin gülünç duruma düşeceği belirtildi.

Gazetelerde 1961 Viyana Sözleşmesi anımsatılıyor. Sözleşmeye göre diplomatlar ev sahibi ülkenin yasalarına ve düzenlemelerine uymak zorundalar ve buna mecburlar.