Olay Gazetesi Bursa

Krizin çözümünde başrol Rusya’da

25 Mart’ta BBC’de Guardian gazetesindeki bir yorumdan aktarılmış ilginç bir alıntı vardı. Alıntı şöyleydi: “Suriye’de başarıya ulaşan Rus askeri operasyonunun ardından Amerikalılar arabuluculuk görevini Moskova’nın üstlenmesi fikrini kabullenmiş durumda[lar].” Tam da o gün, yani 25 Mart’ta, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry Kremlin’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’la beraberdi. Kerry’nin Putin’le […]

25 Mart’ta BBC’de Guardian gazetesindeki bir yorumdan aktarılmış ilginç bir alıntı vardı. Alıntı şöyleydi:

“Suriye’de başarıya ulaşan Rus askeri operasyonunun ardından Amerikalılar arabuluculuk görevini Moskova’nın üstlenmesi fikrini kabullenmiş durumda[lar].”

Tam da o gün, yani 25 Mart’ta, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry Kremlin’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’la beraberdi.

Kerry’nin Putin’le 4 saatlik bir görüşmesi oldu.

Görüşmenin ardından ABD Dışişleri Bakanı gazetecilerin karşısına çıkarak soruları yanıtladı.

Görüşmenin ana konusu neydi? Tabii Suriye’ydi.

Siyasi çözüm üzerinde görüş birliği vardı.

Suriye’nin yeni anayasasının hazırlanması için çalışmalara hız verilmesi konusunda uzlaşma sağlanmıştı.

Suriye hükümeti ile muhalif gruplar arasında devam etmekte olan barış görüşmelerine ivme kazandırmak amacıyla ABD ve Rusya ortak hareket edecekti.

İyi de, 4 saatlik görüşmede Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın geleceği gündeme gelmemiş miydi?

Elbette gelmişti. Kerry’nin, yani Washington’ın bu konudaki görüşü neydi?

Bir cümleden ibaretti:

“Esad’ın doğru şeyi yaparak barış görüşmelerine katılması gerektiği konusunda uzlaştık.”

Bu sözleri ABD Dışişleri Bakanı’nın ağzından duymak şaşırtıcıydı. Bununla birlikte Amerikan akılcılığının da somut bir göstergesiydi.

Peki, ne olmuştu?

Kafaları karıştıran gelişmeye Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov açıklık getirdi.

Ryabkov’un verdiği bilgiye göre, ‘ABD bu aşamada Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın geleceğini tartışmaya gerek olmadığı’ konusunda ikna olmuştu.

Bunun anlamıysa şuydu:

Suriye krizinin çözümünde başrol artık Rusya’nındı…

 

Palmira tamam, sırada Rakka var

 

Suriye ordusu antik kent Palmira’yı geri alarak IŞİD’le savaşta kritik bir eşiği daha aşmış oldu.

Kentin bir bölümünde terör örgütü, direnişi sürdürse de, başkentleri sayılan Rakka’yla bağlantı kesildi ve yardım alma şansı kalmadı.

Palmira, geçmişi binlerce yıl öncesine dayanan bir kent.

UNESCO’nun da Dünya Mirası Listesi’nde bulunuyor.

Ama bunun yanı sıra Palmira’nın stratejik önemi de var. Kent, Şam’la Deyr ez Zor’un arasında kalıyor.

Bu nedenle, IŞİD’in Palmira ve çevresindeki egemenliğini kaybetmesi Suriye’nin orta bölgelerinde tutunma olanaklarını da kaybettiği anlamına geliyor.

Palmira’nın IŞİD’in elinden geri alınması Suriye ordusunun Rusya’yla ortak zaferi sayılır.

Şimdi sırada Rakka var. Rakka önemli. Eğer o kent de düşürülürse IŞİD’ın Suriye’deki varlığını sürdürmesi tamamen zora girebilir.

Peki, ABD ile PYD’nin Rakka’ya saldırma planlarına ne oldu?

Hani onlar birlikte Rakka’yı geri alacaklardı?

Bu gidişle Suriye ordusu Rakka zaferini de Rusya’yla paylaşacakmış gibi görünüyor.