Olay Gazetesi Bursa

New York Times Esad’ı tanıdı, sıra ABD’de

ABD’nin Rusya’yla birlikte, Suriye lideri Esad’ın görevinde kalmasını istediği, bu konuda anlaşma yaptığı ve aldığı kararı dünya kamuoyuna açıklamanın yollarını aradığı söylenti olmaktan çıkıyor artık. * New York Times’daki haber, bunun bir işareti olabilir. NYT bugüne değin, Esad’ın açıklamalarına tek satır yer vermedi. Onu aşağılayan, bir canavar gibi gösteren yorumları sayfalarına taşırken “Bu adam ne […]

ABD’nin Rusya’yla birlikte, Suriye lideri Esad’ın görevinde kalmasını istediği, bu konuda anlaşma yaptığı ve aldığı kararı dünya kamuoyuna açıklamanın yollarını aradığı söylenti olmaktan çıkıyor artık.

*

New York Times’daki haber, bunun bir işareti olabilir.

NYT bugüne değin, Esad’ın açıklamalarına tek satır yer vermedi.

Onu aşağılayan, bir canavar gibi gösteren yorumları sayfalarına taşırken “Bu adam ne diyor?” diye hiç sormadı.

Ama şimdi, Şam’a muhabir gönderiyor, soru sorduruyor ve Esad’ın verdiği yanıtlara sayfalarında yer açıyor.

*

Gazete, Esad’ın, “ABD’yle şimdiye kadar değişik kanallardan diyalog halinde olduk” sözlerini de aktarıyor.

NYT’nin Suriye liderinin açıklamalarından seçtiği bazı ifadeler şöyle:

“Teröristler binlerce kişiyi öldürdüğü halde, kimse muhaliflerin savaş suçlarından söz etmiyor.”

“Ben sadece manşetim. İyi insanları öldüren kötü Cumhurbaşkanı! Kötü adam! Amaç Suriye hükümetini devirmek…”

“Diyelim ki benim kendi halkımı öldürdüğüm iddiaları doğru. Peki, aradan geçen 5,5 yılda beni kim destekledi? Halkım beni desteklemiyor olsa nasıl cumhurbaşkanı olabilirim?”

“Baas partisinin siyasetini beğenmeyen Suriyeliler, alternatifin daha kötü olacağını düşünerek beni destekliyorlar.”

*

Esad’ın bu sözlerinin ve benzerlerinin New York Times’da yayınlanmasından şunu anlamak mümkün: ABD, “Esad gitmeli” korosunu yönetmekten vazgeçmeye hazırlanıyor.

Peki, Washington Suriye’de terör örgütlerine verdiği bunca destekten sonra kolayca geri adım atabilir mi?

Diplomasinin ne işe yaradığı biliniyorsa, bu soruya “Evet” yanıtını rahatlıkla yapıştırabiliriz.

*

Şu var tabii: ABD geri adım atarken karşılığını almak ister.

Örneğin, İsrail’in güvenliği ABD’nin en duyarlı olduğu konudur. Bunun garantisini ister. İran yayılmasının önüne geçilmesi de bu bağlamda önemlidir.

Asıl muhatap olarak da Rusya’yı alır ve onunla görüşür.

Belki de görüşüyorlar: Ver İsrail’in güvenliğini, al Esad’ı!

*

Ortadoğu’da bu duruma gelinmesinden Rusya’nın şikâyetçi olmayacağını tahmin etmek zor değil.

Yıllardır Pentagon’un gücüne dayanarak Ortadoğu’da tek başına egemenlik kuran ABD’yle ortak oluyor, egemenliği onunla bölüşüyor.

Rusya, Suriye politikasında başarılı oldu. Bunun başka bir açıklaması yok.

*

ABD de buna razı mı oldu, mecbur mu kaldı, böylesi işine mi geldi, bilinmiyor. Ama onun da ilginç başka hesapların peşinden gittiği kesin.

Rusya, henüz Irak’ta olan biten hakkında pek konuşmuyor, atak görünmüyor. Yoksa içi içini mi yiyor?

Putin savaş gemilerini sadece Suriye’yi düşünerek Akdeniz’e göndermiş olabilir mi?

*

Pentagon takipte tabii ki… Onun da planını, programını 8 Kasım sonrasına göre hazırladığına kuşku yok.

FBI’ın Hillary Clinton’ın önünü keserek Trump’ın yolunu açması yoksa Pentagon’un hazırlıklarıyla mı bağlantılı?